Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in geçtiğimiz günlerde tv100 kanalında yaptığı açıklamada ülkemizin en önemli ekonomik sorunlarından birine dikkat çekti. Bakan Şimşek, hayat pahalılığının temel sebebinin kiralar olduğunu vurguladı. Ancak bu açıklama, bana mesleğimle ilgili bazı benzetmeleri düşündürdü.
Yeni bir hasta doktora başvurduğunda, baş ağrısından şikayet ettiğini söyledi. Doktorun yaptığı ilk teşhis, baş ağrısının yüksek tansiyon nedeniyle olduğuydu. Ancak hasta, ağrıyı geçirecek bir ağrı kesici reçetesi alıp gönderildi. Bu yaklaşım, sorunun köküne inmiyor, sadece geçici bir çözüm sunuyor. Tıpkı bu örnekte olduğu gibi, kiralar da ekonomideki baş ağrısı gibi görülüyor ama temel sorunlar çözülmeden bu tür müdahaleler sadece kısa vadeli rahatlamalar sağlar.
Kira konusu, aslında daha büyük bir sorunun yansımasıdır. Her gün artan maliyetler, üretim ve tedarik zincirlerini zorlamakta. Asgari ücretin arttığı, fakat bu artışın market fiyatlarına yansıdığı bir ortamda, her şeyin daha pahalı hale geldiği bir süreçte, kiralar da bu yüksek maliyetlerden nasibini alıyor. Ekonomik denetimler ve vergi artışları, üreticilerin ve işverenlerin yükünü artırmakta, bu da doğal olarak fiyatlara yansıyor.
Birçok insan, ekonomik sorunların kökenine inmek yerine sadece "acil çözüm" peşinde. Devletin, üreticileri destekleyip, maliyetlerini azaltarak sürdürülebilir bir ekonomik model oluşturması gerektiği açık. Bu noktada, tarım sektöründen örnek verebiliriz. Çiftçiler, ürünlerini satarken en büyük engellerle karşılaşıyorlar. Hem üretim maliyetleri yüksek hem de pazarlama süreçleri oldukça karmaşık. Bunun yerine, devletin daha koordineli bir şekilde tarım politikaları oluşturması, üreticilerin maliyetlerini düşürmesi ve üretim süreçlerini daha verimli hale getirmesi gerekiyor.
Örneğin, Kilis'te domates üreticisi, ürününü 6 liraya satarken, İstanbul'daki lüks marketlerde çeri domatesin fiyatı 150 liraya kadar çıkabiliyor. Bu durum, aradaki büyük farkı ve yanlış yönlendirilmiş ekonomik süreçleri gözler önüne seriyor. Buradaki temel sorun, tedarik zincirindeki aracılardan kaynaklanan maliyet artışlarıdır.
Son dönemde Ticaret Bakanlığı tarafından fahiş fiyatlarla mücadele için geliştirilen "Haksız Fiyat Bildirimi" uygulamasına yeni modüller eklenmesi, fiyat artışlarıyla ilgili mücadelede bir adım olarak görülebilir. Bu uygulama sayesinde vatandaşlar, karşılaştıkları yüksek fiyatları anında rapor edebilecekler. Ancak, bu tür denetimlerin yalnızca market ve satıcıları suçlu ilan etmekle sonuçlanması, sorunun esas kaynağını göz ardı etmek olur. Çünkü esas sorun, artan maliyetler ve vergilerde yatıyor. Fahiş fiyatların sebepleri, üretim maliyetlerindeki yükselmeler ve tedarik zincirindeki aksaklıklardır. Bu noktada, hükümetin uyguladığı ekonomik politikalar, yanlış bir yön üzerinde ilerlemekte ve fiyat artışlarını sadece kontrol etmekle yetinmektedir.
Ekonomideki bu karmaşık yapı, tüm aktörlerin birbirini etkilediği bir süreçten ibaret. Üretici, satıcı, alıcı ve hükümet, hep birlikte bu sorunları çözmek için daha derinlemesine düşünmeli ve doğru politikalar üretmelidir. Devletin, tedarik zincirini kısaltmak ve üreticiyi desteklemek gibi yapısal reformlar yapması, maliyetleri azaltabilir ve fiyatları dengeleyebilir.
Sonuçta, bu baş ağrısını geçici çözümlerle geçiştirmek yerine, kök sebep olan ekonomik sorunları ortadan kaldırmalıyız. Eğer bu tür yapısal değişiklikler yapılmazsa, sürekli maliyet artışları ve ekonomik darboğazlarla karşı karşıya kalabiliriz. Çiftçiler, işverenler, esnaflar ve vatandaşlar için kalıcı çözümler üretmek, daha sağlıklı bir ekonomik yapının temellerini atmamıza yardımcı olacaktır.
- Son dönemde yaşanan hukuki süreçler / 25.02.2025
- Muhalefetin stratejisi ve siyasetin gerçekleri / 24.02.2025
- Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve anayasal çerçeve / 23.02.2025
- Ekonomik bağımsızlık olmadan tam bağımsızlık mümkün mü? / 22.02.2025
- Gündem erken seçim mi anayasa değişikliği mi? / 21.02.2025
- Suriye sahnesinde Türkiye’nin rolü / 03.01.2025
- Asgari ücret ve sosyal devlet politikaları / 02.01.2025
- Göçmenlerin kalıcılık, uyum ve geri dönüş hayalleri / 01.01.2025
- Türkiye’nin göç politikası ve ekonomik bağımlılık / 31.12.2024