MHP, sıkıntıların yaşandığının farkındayız diyerek "Askıda 9 Gülek (288 kg) Buğday Projesi"ni başlattı.
Yapılan açıklamada, "Sayın Devlet Bahçeli de bir çiftçi evladı olarak 2025 yılının sosyo-ekonomik sıkıntılarıyla karşı karşıya kalan dar ve sabit gelirli insanlarımıza bir katkı sağlamak ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmek için "Askıda 9 Gülek Buğday Projesi"ni başlatmış bulunmaktadır" ifadeleri kullanıldı.
Valla işin doğrusunu ararsanız bırakın şunun bunun kampanyasını, artık siyasete ve siyasetçiye duyulan güvenin tamamıyla ortadan kalktığı bir Türkiye manzarası ile karşı karşıyayız.
Sebebi kim diye sorarsanız, elbette ki siyasetin doğası gereği mutlak manada bir ekonomi tezine sahip olanlar değil, her türlü aklı dışarıdan alma ihtiyacı duyan, Meclis'te bulunan partilerdir.
MHP'den yapılan açıklamaya göre, Türkiye'de hali hazırda çok ciddi bir ekonomik sorun söz konusudur.
Ortağı olduğu iktidara göre ise her şey tıkırında gidiyor, Allah'a hamdolsun!
Hangi açıdan bakarsanız bakın, artık değerlendirme yapılmasına bile gerek duyulmayacak ölçekte, çok büyük bir ekonomik kriz ve yönetememe sorunu baş göstermiştir.
Mesela iyi niyetli olduğunu düşünsek bile, MHP'nin söz konusu buğday kampanyasının hiçbir reel karşılığı bulunmamaktadır.
Sanki taş devrinde yaşıyoruz ve tek derdimiz buğdaya ulaşamama sorunu.
Madem tarım kesimi bu kadar dertli ve MHP de bunu gündeme getirme ihtiyacı hissediyor, o halde neden bu ve benzer konulara ilişkin dikkat çekici açıklama yapanlara yönelik soruşturma başlatılıyor veya apar topar içeri alınıyor?
Ben yine de bu kampanyanın iyi niyetli olduğuna inanmayı istemekle birlikte, geçmişe dönük çiftçilerin rahatlatılmasına yönelik MHP'nin de içinde olduğu hükümetin hangi kararların altına imza attığına bir göz attım.
Tarih 9 Aralık 1999
Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılan stand-by düzenlemesi kapsamında 22 Haziran 2000 tarihli ikinci ek niyet mektubunda, TEKEL'in reforma tabii tutulacağı, destekleme alımından vazgeçeceği, ticari varlıklarının satışına 2001'den başlanarak; 2002'de bitirileceği, 18 Aralık 2000 tarihli üçüncü ek niyet mektubuyla TEKEL'in tüm işletme birimlerinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na (ÖİB) devrine ve Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) kararının 2001 sonuna kadar, Tütün Kanunu'nun ise 2001 Ocak ayına kadar çıkarılacağı sözü verilmiş.
30 Ocak 2001 tarihli dördüncü ek niyet mektubuyla önceki niyet mektuplarındaki sözler daha da güçlendiriliyor; yalnızca TEKEL'in işletme birimlerinin değil, kendisinin ÖİB'ye devredileceği belirtiliyordu.
Ve daha sonra ise TEKEL'in özelleştirilmesini öngören ÖYK kararı 2 Şubat 2001 tarihinde imzalanır.
Bu karara göre TEKEL'in mülkiyetinin devri hariç olmak üzere özelleştirilmesi, özelleştirme işleminin 3 yılda tamamlanması hedeflenmiştir.
Demem o ki, mesele sadece al sana bir çuval buğday meselesi olmamakla birlikte, yaşanan son gelişmeler aslında Türk tarımı başat olmak üzere, Türk ekonomisinin tamamen iflas ettiğinin, MHP tarafından da en yalın bir şekilde ilan edilmiş olmasıdır.
Gerçekten millilikten ve milliyetçilikten bahsedilecekse ve mesele Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bekası ise bunun çaresi bu tür tuhaf kampanyaların ilan edilmesi ile değil, insanı merkezine koyan ve mevcut kapitalist uygulamaları tamamen devre dışı bırakacak bütüncül bir sisteme geçilmesidir.
Böyle bir sistem var mıdır, evet vardır.
Çağlar üstü bir statüye sahip olan ve Prof. Dr. Haydar Baş tarafından ortaya konmuş bulunan Milli Ekonomi Modeli vardır.
Bu model sadece ülkemizde yaşanan sorunları değil, tüm insanlığın yaşamakta olduğu iktisadi temelli sorunları ortadan kaldırmaya fazlasıyla kâfidir.
Buradan iyi niyetinden şüphe duymadığım ve ancak, geçmişe dönük sağlıklı bir sınav veremeyen MHP'ye samimi tavsiyem şu olacaktır.
Gerçekten milletimizin karnı doysun ve sırtı açıkta kalmasın diyorsan, bunu en mükemmel bir şekilde sağlayacağından zerre kuşku duyulmayan Milli Ekonomi Modeli'nde yer alan sadece tarım politikalarıyla bile bunu çok kolaylıkla yapabilirsiniz.
BTP'nin parti programında yer bulan bahse konu tarım politikalarına ilişkin sadece ilgili bölümler ve çözümleri aşağıda sunarak, MHP'ye katkı sunmak isterim.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın modelinde yer alan tarım politikalarından bazılarına göre;
1. Ülkemizdeki tarıma uygun arazilerin envanteri çıkarılarak, iklim ve toprak özelliklerine göre uygun tarımsal ürün gurupları belirlenecektir.
2. Toprağı olmayan köylüye, üretim yapma garantisi altında toprak verilerek üretime katılması sağlanacaktır.
3. Tarım tek başına bir sektör olarak değil, tarıma dayalı ilgili sanayi dalları ile bir bütün olarak alınacaktır. Bu amaç doğrultusunda tarım ürünlerinin son mamul haline getirilmesi için entegre sanayi kuruluşları teşvik edilecektir.
4. Tarım stratejik öneme haiz olduğu gerçeğinden hareketle yerli üretim dış pazarlardan korunacaktır.
5. Coğrafya, iklim, nüfus ile iç ve dış piyasa dengeleri göz önünde tutularak, tarım sektörünün üretim, miktar, çeşit, nitelik planlamaları ve ARGE çalışmaları yapılacaktır.
6. Çiftçi, planlı ve sürekli üretime katıldığı sürece vergi alınmayacak ve ürün alım garantisiyle doğrudan desteklenecektir..
7. Çiftçiye tohum, gübre, ilaç konularında yardım edilecektir.
8. Çiftçilere sosyal güvenlik ve emeklilik hakkı sağlanacaktır.
9. Atatürk'ün öncülüğünü yaptığı örnek tarım üretme çiftliklerinde modern tarım teknikleri ve ürün geliştirme yöntemleriyle çiftçiye örnek olacak çalışmalar yapılacaktır.
10. Sanayileşme ve şehirleşmenin tarım arazilerine yapılması önlenecektir.
11. Çiftçinin kooperatifleşerek güç birliği yapması desteklenecektir. Kooperatiflere tarımsal alet ve makine desteği verilecektir.
12. Kuraklık, don, sel gibi doğal afetlere karşı 'ürün sigorta' sistemi getirilerek, çiftçilerin riskleri azaltılacaktır.
13. Erozyon ve toprak kaybına karşı etkin önlemler alınacaktır.
14. Üretici ile tüketici arasındaki zincir kısaltılarak üreticinin yüksek gelir, tüketiciye ucuz ürün sağlanacak, kooperatiflerden bu amaçla istifade edilerek, hal yasası tekrar gözden geçirilecektir.
15. Sanayiinin hammaddesi olan tarım ürünleri 'Dar Bölge Kalkınma' modeliyle, ilgili sanayi kollarıyla entegrasyonu sağlanacaktır.
16. Tarımsal üretim merkezlerine maliyetlerini azaltmak için ucuz taşıma aracı olan demiryolları hatları çekilerek etkin kullanımı sağlanacaktır.
17. Ekostratejik komşularımızla (Ortaasya, Ortadoğu) tarım ürünlerimizde karşılaştırmalı avantajlı olduğumuz ürünlerde üretime ve ihracata daha fazla önem verilecektir.
18. Yerli gübre üretimine destek verilecek.
19. Minimum su sarfiyatıyla, yüksek ürün miktarı ve kalite sağlayan modern tarım teknolojileri (damlatma sistemi, hidrofilik katkı maddeleri) yaygınlaştırılacak.
Bunu yapabilirsen o zaman millete ham buğday vermenize gerek kalmaz. Sadece tarım sektörüyle bile Türkiye, dünya lideri ve devi haline gelebilir.
Burada asıl sorun ve meselenin bam teli şudur, AK Parti de, MHP de bu işin çözümünün bu sistemde olduğunu çok iyi bilmektedir. İşin garibi her açıklamalarında "Milletim, benim vatandaşım" deniliyor ancak, milletin anasını ağlatacak uygulamaların altına ne hikmettir bilinmez tıpış tıpış imzalar atılıyor.
Samimi değilsiniz demiyorum.
Milletin kötülüğünü istiyorsunuz diyemem.
Ancak neden ısrarla ve sistematik bir şekilde Hüseyin Baş'ı ve partisinin evrensel çözümlerini görmezden geliyorsunuz, işte burada kafam çok net değil.
Son sözüm şu olsun, milletimizin duasını almadan gitmeyin bence! Bunun da tek bir yolu ve adresi vardır. Egolarınızı değil, Türkiye'yi büyütmeye var mısınız?
- ‘Yüzde 50 birleşmeli’ / 25.02.2025
- Demokrasi yoksa sen de yok olursun! / 21.02.2025
- Alın size “dindar” nesil! / 20.02.2025
- Atatürk’e kim dil uzatırsa haindir! / 19.02.2025
- ‘İfadeye yalnız gittiğim günü unutmayacağım!’ / 18.02.2025
- SWIFT’e karşı SPFS ve ‘MEM’ / 17.02.2025
- Erken seçimin kilit partisi BTP olacak / 12.02.2025
- Erken seçimin hukuki formülü / 11.02.2025
- Merkez Bankası ihanet içinde! / 10.02.2025