Ehl-i Beyt'i sevmek, dinimizde olsa da olur, olmasa da olur kabilinden bir konu değildir.
Ehl-i Beyt'i sevmek ve hatta itaat etmek bizzat Cenab-ı Hakk'ın Kur'an'ında beyan ettiği ayetlerle farz kılınmıştır. Yani dinimizin namaz gibi, oruç gibi olmazsa olmazıdır, hatta çok daha ötedir. Çünkü Ehl-i Beyt'i sevmeyenin namazı da orucu da onu kurtaramaz.
Cenab-ı Hak, Şura suresi 23'üncü ayetinde şöyle buyurmaktadır:
"De ki (Muhammedim): Ben, peygamberliğimi tebliğime karşılık sizden, Ehl-i Beyt'imi sevmenizden başka hiçbir ücret istemiyorum."
İmam Şafi hazretleri bu ayeti delil göstererek Ehl-i Beyt'i sevmenin farz olduğunu belirtmiştir.
Ehl-i Beyt'i severek, onların yaşadıkları ve beyan ettikleri şekilde dünyayı yaşamanın insana dünyada kazandırdığı sayısız nimet vardır ama şu bir gerçek ki asıl fayda son nefes anında ve sonrasındadır. Zaten gerçek mü'min, Prof. Dr. Haydar Baş'ın ifadesiyle, "dünyasını da ahireti için yaşar."
Bu konuda birçok hadis-i şerif ve Hak dostlarının açıklamaları vardır.
Sünni bir kaynak olan Zemahşeri'nin Keşşaf'ında (cilt 4, sayfa 220) Ehl-i Beyt'i severek ölmenin insana kazandırdıkları şöyle özetlenmektedir:
"Bilin ki, kim Al-i Muhammed'in (Ehl-i Beyt) sevgisi üzere (onların halleri ile hallenerek) ölürse şehit olarak ölmüştür.
Bilin ki, kim Al-i Muhammed'in sevgisi ile ölürse, günahları bağışlanmış olarak ölmüştür.
Bilin ki, kim Al-i Muhammed'in sevgisi üzere ölürse, tevbe etmiş olarak ölmüştür.
Bilin ki, kim Al-i Muhammed'in sevgisi üzere ölürse, iman-ı kamil bir mü'min olarak ölmüştür.
Bilin ki, kim Al-i Muhammed'in sevgisi üzere ölürse, ölüm meleği, sonra da Münker ve Nekir onu cennetle müjdeler.
Bilin ki, kim Al-i Muhammed'in sevgisi üzere ölürse, gelinin kocasının evine uğurlandığı gibi o da cennete uğurlanır."
Ehl-i Beyt'i sevmek ve bu sevgiyle ruhunu teslim etmek ne büyük bir şeref ve nasip. Allah bizlere bu sevgiyi nasip eylesin.
Cennete ilk girecek olanlar Ehl-i Beyt ve sevenleri olacak.
Sünni Taberi'nin Zehairü'i-Ukba eserinin 123'üncü sayfasında şöyle rivayet edilmektedir:
İmam Ali (a.s.) buyurdu ki:
"Rasulullah (s.a.v) Bana şöyle buyurdu: Cennete ilk olarak Sen, Fatıma, Hasan ve Hüseyin gireceksiniz."
Hz. Ali sordu: "Ya Rasulullah, sevenlerimiz ne olacak?"
Rasulullah, "Onlar hemen sizin arkanızdan cennete gireceklerdir."
İnsanların en hayırlıları Ehl-i Beyt ve sevenleridir.
Sünni tarih kitabı Tarih-i Yakubi'de (sayfa 159) şöyle rivayet edilmektedir:
"İman edip de salih ameller işleyenler ise, muhakkak ki halkın hayırlısıdır." (Beyyine, 7).
Bu ayet-i kerime indiğinde Rasulullah (s.a.v), Hz. Ali'ye hitaben şöyle buyurdu:
"Halkın en hayırlısı Sen ve taraftarlarındır. Sen ve sevenlerin kıyamet gününde razı olduğunuz ve razı olunduğunuz bir şekilde geleceksiniz. Senin düşmanların ise gazap ve suç ile yüklü bir şekilde geleceklerdir."
Bunun üzerine Hz. Ali sordu: "Ya Rasulallah, Benim düşmanlarım kimdir?"
Rasulullah şöyle buyurdu: "Senin düşmanların Senden uzaklaşıp, Sana lanet edenlerdir, fakat Arş'ın gölgesine giden, hayırlı olanlara ise ne mutlu."
Hz. Ali sordu: "O hayırlı kişiler kimlerdir?"
Rasullulah buyurdu ki: "Onlar Senin taraftarların ve Seni sevenlerdir."
Dikkat ediniz, ayet-i kerimede beyan edilen halkın en hayırlılarının kim olduğunu bizzat Allah Rasulü tefsir etmektedir, açıklamaktadır. Hiçbir şek ve şüpheye mahal bırakmamaktadır.
Ehl-i Beyt'i Allah sevmiştir ve seçmiştir, biz mü'minlere düşen ise Allah'ın sevdiğini sevmek, O'nun muradını yerine getirmek ve O'nun ahlakıyla ahlaklanmaktır.
Sünni Hakim en-Nişaburi'nin el-Müstedrek eserinde (sayfa 130) şöyle nakledilir:
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: "Allah ashabımdan dört kişiyi sevmemi Bana emretti ve Kendisinin de Onları sevdiğini bildirdi."
Hazır olanlar sordular: "Onlar kimlerdir ya Rasulullah?"
Herkes onlardan olmak istiyordu. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
"Ali onlardandır". Biraz sustuktan sonra yine şöyle dedi: "Ali onlardandır."
Çocuklarımızın eğitiminde Ehl-i Beyt sevgisi çok önemlidir ve bizzat Allah Rasulü bunu emretmektedir. Sünni Suyuti'nin Cami'us-Sagir eserinde (sayfa 14) şöyle nakledilmektedir:
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Çocuklarınızı üç şey üzere yetiştiriniz: Benim ve Ehl-i Beyt'imin sevgisi ve Kur'an-ı Kerim'i okumaları üzerinize yetiştiriniz."
Ehl-i Beyt'i sevenler, kıyamet gününde Allah Rasulü ile beraber olacaklardır.
Suyuti'in aynı eserinde sayfa 280'de şöyle nakledilmektedir:
Rasulullah (s.a.v), Hasan ve Hüseyin'in elinden tuttu ve şöyle buyurdu:
"Her kim Beni sever, bu iki çocuğu, onların babalarını ve annelerini severse, kıyamet gününde Benimle beraber, Benim derecemdedir."
Bir mü'min için bundan daha büyük bir nimet olabilir mi? Allah bizlere nasip eylesin ve Ehl-i Beyt'in şefaatlerinden bizleri mahrum eylemesin.
Daha detaylı bilgi için Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın Ehl-i Beyt Külliyatı'nı ve bu külliyatta bulunan Hz. Fatıma (a.s.) eserini okumanızı tavsiye ederim. Ehl-i Beyt'i sevmenin sayabildiğimiz ya da sayamadığımız faziletlerine ulaşabilmek için, onları tanımaya gayret etmeliyiz. Onları tanımak için de, Prof. Dr. Baş'ın Ehl-i Beyt Külliyatı bizi onlara taşıyan önemli bir yol haritasıdır, en doğru kaynaktır.
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025