Devlet adamı ile siyasetçi arasındaki farkı anlayanlar beri gelsin… Halkımızın çoğu siyasetçi ile devlet adamı kavramını eşanlamda algılamaktadır.
Oysa, siyasetçi ile yandaşlığı ve adam kayırmayı aynı kefeye koyabilir olsanız da, devlet adamlığını ancak liyakat kavramı ile bağdaştırabilirsiniz.
Son yıllarda ülkemizde gün geçmiyor ki medyada hiçbir bakımdan liyakat ölçütüne uymayan görevlendirme ve atama haberleri yer almasın. Çoğumuz bunların hukuka ve ülkemizin çıkarlarına ters düştüğünü, belli grupların çıkarlarını gözeten bir kadrolaşma olarak görüyoruz. Bu görüşe katılan bazı siyaset bilimcileri, yakınlarını kayırmanın yaygınlaşmasını şöyle açıklamaktadır; iktidarı elinde tutan kişiler tabanlarıyla ilişkilerinde güven kaybına uğradıkça liyakat kavramından o ölçüde uzaklaşıp yakınlarını kayırıcı davranışlarını artırmaktadır.
Sokak röportajı kapsamında kişilere görüşlerini sorsak, devlet adamı ile siyasetçi arasındaki farkları pek açıklayamayacaklardır. Nedeni mi? Devlet adamı örneği yok ortalarda da ondan.
Kendi çıkarlarından hatta kendisini iktidara taşıyan grubun çıkarlarından çok önce ülkesinin ihtiyaç ve çıkarlarını düşünen örnekten söz ediyoruz.
Gerçekten de bir devlet adamından yaptığı tüm işlerde, atama, görevlendirme ve yetkilendirmelerde kendine bağımlı yakın çevresini gözetmesi değil, liyakat ölçütüne göre davranması beklenir.
Rahmetle andığımız Mustafa Kemal Atatürk gibi bir devlet adamı yüzyılda bir ya gelir ya gelmez… Yine rahmetle andığımız Hocamız Prof. Dr. Haydar Baş, Atatürk'ün günümüzdeki izdüşümüdür. Sayın Baş'ın bize bıraktığı en büyük servet "Tam Bağımsız Türkiye" davasıdır. Bize düşen, mirasyedilik değil davayı yukarılara taşımak olmalıdır.
Seçim sürecindeki üçlü, beşli, altılı masalardaki ittifaklar değil, Türkiye ittifakı çare olur kurtuluşa. Dünyadan alacaklı giden Haydar Baş Hocamızın bu alacağını tahsil etmek ve mirasını hak edebilmek için Türkiye ittifakını hayata geçirmemiz zorunlu şarttır.
Neden Türkiye ittifakı?
Bugün din üzerinden siyaset yapmanın, halkı din ve mezhep farklılıklarıyla kışkırtmanın, "Cumhuriyet Devrimleri"nden uzaklaşmanın ortaya çıkardığı kötü bir siyasal iklimin oluşturulduğunu ibretle izlemekteyiz.
Mali yasalarımızın, hukuk sistemimizin, ekonomik yapımızın, gelir dağılımının nasıl bozulduğunu, ücretli ve dar gelirlilerin nasıl yoksullaştırıldığını, bazı sendikaların iktidarın arka bahçesi sarı sendika olduğunu, hazine arazilerinin nasıl peşkeş çekildiğini, yurttaşın vergilerinden oluşan devlet kaynaklarının nasıl dağıtıldığını ve bunun sonucunda Cumhuriyet değerlerinden, adalet, demokrasi ve hukuk sisteminin nasıl yok edildiğini hep birlikte izliyoruz.
İktidar sahiplerinin her sözünün yasa olduğu ya da yasa yerine geçtiği, muhaliflerine parmak sallayıp yargı erkini baskılayarak yönlendirmek, demokrasiyi hukuksuzlaştırmak… Tüm bunlar Türkiye ittifakını zorunlu kılmaktadır.
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023