Son çağın büyük düşünürü Prof. Dr. Haydar Baş, Makalat adlı eserinde -arayış gerçeğinden- bahseder.
Evet, insan rabbini arıyor...
Ancak buldum zannederek öyle çıkmaz kulvarlara dalıyor ki, hakla hakikaten alakası olmuyor!
Mesela Hıristiyanların Allah'ı üçlemeleri ve "İsa Allah'ın oğludur" demeleri...
Yahudilerin "Üzeyir Allah'ın oğludur" demeleri.
Bunun yanında doğa olaylarına ve bazı kişilere kutsiyet atfeden dinler de mevcut. Hatta mevcut dinlere uymayarak kendi felsefesi ile bir arayışa girenler de ayrı bir bataklıkta debelenmektedirler.
Mademki bir arayış var, fıtrat olarak bir inanma ihtiyacımız var.
Bizleri yaratan Rabbimiz kendisine nasıl iman edeceğimizi de bize bildirmektedir:
Allah (c.c) birdir, eşi, benzeri ve ortağı yoktur, gücü her şeyin üstündedir. O en büyüktür, hiçbir şeye muhtaç değildir her şey ona muhtaçtır. Yarattığı hiçbir şeye benzemez.
O doğmamıştır ve doğrulmamıştır.
Yani Hıristiyanların dediği gibi İsa'nın babası, Yahudilerin dediği gibi Üzeyir'in babası değildir.
Rabbimiz Allah (c.c) bizi yoktan var eden, varlığından haberdar eden, kendisine kulluk yolunda bizi aydınlığa çıkarmak için rehber ve elçiler gönderen Yüce yaratıcımızdır.
Bu rehber dünyaya gelecek son insana kadar bütün insanlığın ihtiyaçlarına cevap verecek evrensel hayat ölçülerine sahiptir.
Yaşadığımız dünya hayatında Rabbimize karşı sorumlu olduğumuzu bilir, yaptıklarımızdan hesap vereceğimize inanırız.
Ölümden sonra dirileceğimiz ve ebedi kalacağımız ahiret yurdu için çalışırız.