‘Üç şey müminin kurtarıcısıdır’
İmam Zeyneladibin (a.s) buyurur ki; “Üç şey müminin kurtarıcısıdır: Dilini insanlardan ve onların gıybetini yapmaktan korumak, dünya ve ahireti için yararlı olan şeylerle meşgul olmak, günahlarından dolayı çok ağlamak
28.02.2025 00:36:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





İmam Zeyneladibin (a.s) buyurur ki; "Üç şey müminin kurtarıcısıdır: Dilini insanlardan ve onların gıybetini yapmaktan korumak, dünya ve ahireti için yararlı olan şeylerle meşgul olmak, günahlarından dolayı çok ağlamak.
Müminin, mümin kardeşinin yüzüne sevgi ve muhabbetle bakışı ibadettir.
Üç şey her müminde olursa, Allah'ın sığınağında olur; Allah-u Teâla kıyamet günü, arşının gölgesinde ona yer verir ve onu o büyük günün korkusundan kurtarır: Halkın kendisi için nasıl davranmalarını istiyorsa, onlara aynı şekilde davranması;
Allah'a itaat veya masiyet olduğunu bilmeden hiçbir işe başlamaması ve kendisindeki ayıbı gidermeden, kardeşini o ayıpla ayıplamaması. İnsanın kendi ayıbıyla meşgul olması, halkın ayıplarını aramaya fırsat bulmaması için ona yeterlidir.
Allah katında, O'nu tanımaktan sonra, karın ve tenasül organın iffetini korumaktan daha sevimli bir şey yoktur. Yine Allah nezdinde, O'ndan bir şey dilenilmesi kadar sevimli hiçbir şey yoktur.
Birisi İmam aleyhi's-selâm'a: "Ben seni Allah rızası için çok seviyorum." dedi. İmam aleyhi's-selâm başını aşağı eğip şöyle buyurdu: "Allah'ım, senin bana buğzedip de insanların, beni, senin için sevmesinden sana sığınıyorum."
Daha sonra buyurdular ki: "Ben de, rızası uğruna beni sevdiğin Allah için seni seviyorum."
Şüphesiz Allah-u Teâla, ısrarla dilencilik yapan cimri kimseyi sevmez.
Nice aldanmış mağrur kimseler vardır ki, boş şeylerle meşgul olup sevinçle sabahlarlar ve Allah'ın onlara gazap ettiğini ve bununla cehennem ateşine düşeceklerini bilmedikleri hâlde yiyip içerler.
Geliri miktarınca infak etmek, zenginliği miktarınca ailesinin refahını sağlamak, kendisi hakkında insanlara hak vermek ve selâm vermekte öne geçmek müminin sıfatlarındandır.
Oğlu İmam Muhammed Bâkır aleyhi's-selâm'a şöyle buyurdu: "Kim, senden bir iyilik yapmanı isterse yap; eğer ona lâyık olursa, bu yerinde bir davranıştır; eğer lâyık olmazsa, sen böyle davranmaya layıksın. Sağında iken sana küfür eden bir kimse, soluna geçer de özür dilerse özrünü kabul et."
Salih insanların meclisi, insanı iyiliğe götürür. Bilginlerin adabı, aklı çoğaltır. Ulu'l-emre (ilâhî hükümdarlara) itaat etmek izzetin kemalidir. Bir şey üreterek malını çoğaltmak yiğitliğin kemalidir. İstişare edene doğru olanı göstermek, nimetin hakkını eda etmektir. Halkı incitmekten sakınmak, aklın kemali (olduğu gibi), kısa ve uzun vadede de bedenin rahatlığına sebep olur.
İmam aleyhi's-selâm, "Allah'ın nimetlerini saymaya kalkışırsanız sayamazsınız." ayetini tilavet ettiğinde şöyle buyurdu: Münezzehtir O Allah ki, nimetlerini tanıma hususunda hiç kimseye acizliğini itiraf etmekten fazla ilim vermemiştir ve Allah'ı idrak etme hususunda hiç kimseye O'nun zatını idrak edemeyeceklerini anlamaktan fazla marifet vermemiştir.
O'nu idrak etmekten aciz olduklarını anlayanların bu marifetini övmüş ve aciz olduklarının bilincinde olmalarını, onların şükrü kılmıştır. Nitekim künhünü idrak edemeyeceklerini anlamalarını da iman kılmıştır. Zira O biliyor ki, kullarının gücü ancak bu kadardır ve bundan öteye geçemez.
Münezzehtir O Allah ki, nimeti itiraf etmeyi hamt ve şükretmekten aciz kalmayı itiraf etmeyi de şükür saymıştır." (Hasan B. Ali el-Harranî Tuheful Ukul eserinden)
Müminin, mümin kardeşinin yüzüne sevgi ve muhabbetle bakışı ibadettir.
Üç şey her müminde olursa, Allah'ın sığınağında olur; Allah-u Teâla kıyamet günü, arşının gölgesinde ona yer verir ve onu o büyük günün korkusundan kurtarır: Halkın kendisi için nasıl davranmalarını istiyorsa, onlara aynı şekilde davranması;
Allah'a itaat veya masiyet olduğunu bilmeden hiçbir işe başlamaması ve kendisindeki ayıbı gidermeden, kardeşini o ayıpla ayıplamaması. İnsanın kendi ayıbıyla meşgul olması, halkın ayıplarını aramaya fırsat bulmaması için ona yeterlidir.
Allah katında, O'nu tanımaktan sonra, karın ve tenasül organın iffetini korumaktan daha sevimli bir şey yoktur. Yine Allah nezdinde, O'ndan bir şey dilenilmesi kadar sevimli hiçbir şey yoktur.
Birisi İmam aleyhi's-selâm'a: "Ben seni Allah rızası için çok seviyorum." dedi. İmam aleyhi's-selâm başını aşağı eğip şöyle buyurdu: "Allah'ım, senin bana buğzedip de insanların, beni, senin için sevmesinden sana sığınıyorum."
Daha sonra buyurdular ki: "Ben de, rızası uğruna beni sevdiğin Allah için seni seviyorum."
Şüphesiz Allah-u Teâla, ısrarla dilencilik yapan cimri kimseyi sevmez.
Nice aldanmış mağrur kimseler vardır ki, boş şeylerle meşgul olup sevinçle sabahlarlar ve Allah'ın onlara gazap ettiğini ve bununla cehennem ateşine düşeceklerini bilmedikleri hâlde yiyip içerler.
Geliri miktarınca infak etmek, zenginliği miktarınca ailesinin refahını sağlamak, kendisi hakkında insanlara hak vermek ve selâm vermekte öne geçmek müminin sıfatlarındandır.
Oğlu İmam Muhammed Bâkır aleyhi's-selâm'a şöyle buyurdu: "Kim, senden bir iyilik yapmanı isterse yap; eğer ona lâyık olursa, bu yerinde bir davranıştır; eğer lâyık olmazsa, sen böyle davranmaya layıksın. Sağında iken sana küfür eden bir kimse, soluna geçer de özür dilerse özrünü kabul et."
Salih insanların meclisi, insanı iyiliğe götürür. Bilginlerin adabı, aklı çoğaltır. Ulu'l-emre (ilâhî hükümdarlara) itaat etmek izzetin kemalidir. Bir şey üreterek malını çoğaltmak yiğitliğin kemalidir. İstişare edene doğru olanı göstermek, nimetin hakkını eda etmektir. Halkı incitmekten sakınmak, aklın kemali (olduğu gibi), kısa ve uzun vadede de bedenin rahatlığına sebep olur.
İmam aleyhi's-selâm, "Allah'ın nimetlerini saymaya kalkışırsanız sayamazsınız." ayetini tilavet ettiğinde şöyle buyurdu: Münezzehtir O Allah ki, nimetlerini tanıma hususunda hiç kimseye acizliğini itiraf etmekten fazla ilim vermemiştir ve Allah'ı idrak etme hususunda hiç kimseye O'nun zatını idrak edemeyeceklerini anlamaktan fazla marifet vermemiştir.
O'nu idrak etmekten aciz olduklarını anlayanların bu marifetini övmüş ve aciz olduklarının bilincinde olmalarını, onların şükrü kılmıştır. Nitekim künhünü idrak edemeyeceklerini anlamalarını da iman kılmıştır. Zira O biliyor ki, kullarının gücü ancak bu kadardır ve bundan öteye geçemez.
Münezzehtir O Allah ki, nimeti itiraf etmeyi hamt ve şükretmekten aciz kalmayı itiraf etmeyi de şükür saymıştır." (Hasan B. Ali el-Harranî Tuheful Ukul eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.