‘Dışın bilgili ama kalbin cehalet yuvası’
Bir kul, düştüğü darlık ve sıkıntı hâlinde arzusu bulunmadığı için sabır yolunu tutarsa, kötü hâllere kendini itmezse, karanlık yollara çıra ile girerse, bu çıra ile onun darlığı genişliğe çevrilir
28.02.2025 00:03:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Bir kul, düştüğü darlık ve sıkıntı hâlinde arzusu bulunmadığı için sabır yolunu tutarsa, kötü hâllere kendini itmezse, karanlık yollara çıra ile girerse, bu çıra ile onun darlığı genişliğe çevrilir.
Hata karanlığını ibadet lambası aydınlatır; el emeği ile çalışıp yemek, rızık yollarına ışık tutar. Bu vesile ile rahmet nazarı o kula gelir. Dünyalık ve öbür âlem için nasibi ummadığı yollardan verilir.
Bu mevzuda şu âyet-i kerimeyi zikretmek yerinde olur: "Bir kimse hatalardan sakınırsa Allah Teâlâ onu darlıktan genişliğe çıkarır. Ummadığı yerden rızkını gönderir." (Talâk, 3)
Sen bir kan almakla hastaları iyi edene benziyorsun. Başkalarının hastalığını çıkarıyorsun. Fakat senin hastalığın, içinde saklı kalıyor. Sende, öyle feci hastalıklar var ki, hiç aldırış ettiğin yok.
Zahirdeki bilgin artıyor, iç bilgin zayıflıyor. Dışın bilgili, ama kalbin cehalet yuvası! Hâlbuki ilahi kitaplardaki: "İlmi artanın korkusu da artar." kelâmı derin manalar ifade eder.
Bu korkuyu Kur'ân-ı Kerîm şöyle ifade eder: "Allah'tan ancak âlim kulları korkar." (Fâtır, 28)
Kullara karşı engin gönüllü olmak, yaptığı hatalar için ilâhî azabın inmesinden korkmak, ilim sahibinin işidir.
Bu duyguya sahip olacak kadar bilgin yoksa hemen öğrenmeye koyul. Amelin, ilmin, ihlâsın, edebin yoksa ve büyük insanlara karşı iyi düşünceye sahip değilsen, anlattığımız hâllere neyinle erebilirsin?
Bütün gayretin, dünya malı toplamaktan ve onun geçici metaına göz dikmekten ibarettir. Yakında seninle o sevdiğin şeyler arasına duvarlar gelecektir.
Seninle büyük insanların yaptığı işler arasında uçurumlar kadar fark var. Onların tek gayesi vardır; o da Hak Teâlâ'yı öz varlıklarına yakın bilmek ve ona göre iş tutmak.
Dışlarını temiz tuttukları gibi içlerini de temiz tutarlar. Anlattığımız temiz duygulara sahip oluncaya kadar bu hâlleri devam eder. Maddî arzular baştan sona kalplerini terk eder.
Kalplerinde tek arzu yaşar, o da Allah Teâlâ! O'na yakın olmaktan ve O'nu sevmekten daha yüce duygu ne olabilir? Onlar da bunu bilir ve gereğini yaparlar.
İsrailoğulları hakkında şöyle bir hikâye anlatılır: Benî İsrail'in başına bir darlık geldi. Aklı başında bir heyet, zamanın peygamberine koştu ve şöyle sordu: "Başımıza gelen bu bela neyle def olacak?"
O da Hak Teâlâ'dan haber bekledi. Gelen vahiy şöyle oldu: "Onlara de ki: Benim hoşnut olmamı istiyorlarsa zavallı kimselerin gönlünü alsınlar. Onları darıltmasınlar. Onları hoşnut etmek beni hoşnut etmektir; onları darıltmak, beni darıltmaktır."
Bu hikâyeyi iyi dinleyiniz. Sizler her gün zavallıların kalbini kırmaktasınız. Bu hâlinizle de Allah'ın rızasını istiyorsanız, elinize böyle bir şey girmez. Boşuna ümide kapılmayınız. Allah'ın dargınlığı için dolaşıp devretmektesiniz. Sözlerimin sertliği sizi gücendirmesin. Kurtuluşunuz ancak sözlerimi iyi dinlemekle ve dediklerimi yapmakla olabilir.
Büyüklerin sözünü dinlemeyi hiç bırakmadım. Onların sert sözü beni incitmedi. Her şeye bu yolda dayandım.
Üzerime kaderin icabı bazı afetler geldiği zaman dilsiz ve âmâ gibi oldum. Neler çekmedim ki?
Sen büyük insanların acı sözlerine bile dayanamıyorsun, nerede kaldı ki, o afetlere dayanasın? Olmaz. Her güçlüğü sabırla yenmedikten sonra iş yoktur." (Abdülkadir Geylani Hazretleri Fethur'r Rabbani eserinden)
Hata karanlığını ibadet lambası aydınlatır; el emeği ile çalışıp yemek, rızık yollarına ışık tutar. Bu vesile ile rahmet nazarı o kula gelir. Dünyalık ve öbür âlem için nasibi ummadığı yollardan verilir.
Bu mevzuda şu âyet-i kerimeyi zikretmek yerinde olur: "Bir kimse hatalardan sakınırsa Allah Teâlâ onu darlıktan genişliğe çıkarır. Ummadığı yerden rızkını gönderir." (Talâk, 3)
Sen bir kan almakla hastaları iyi edene benziyorsun. Başkalarının hastalığını çıkarıyorsun. Fakat senin hastalığın, içinde saklı kalıyor. Sende, öyle feci hastalıklar var ki, hiç aldırış ettiğin yok.
Zahirdeki bilgin artıyor, iç bilgin zayıflıyor. Dışın bilgili, ama kalbin cehalet yuvası! Hâlbuki ilahi kitaplardaki: "İlmi artanın korkusu da artar." kelâmı derin manalar ifade eder.
Bu korkuyu Kur'ân-ı Kerîm şöyle ifade eder: "Allah'tan ancak âlim kulları korkar." (Fâtır, 28)
Kullara karşı engin gönüllü olmak, yaptığı hatalar için ilâhî azabın inmesinden korkmak, ilim sahibinin işidir.
Bu duyguya sahip olacak kadar bilgin yoksa hemen öğrenmeye koyul. Amelin, ilmin, ihlâsın, edebin yoksa ve büyük insanlara karşı iyi düşünceye sahip değilsen, anlattığımız hâllere neyinle erebilirsin?
Bütün gayretin, dünya malı toplamaktan ve onun geçici metaına göz dikmekten ibarettir. Yakında seninle o sevdiğin şeyler arasına duvarlar gelecektir.
Seninle büyük insanların yaptığı işler arasında uçurumlar kadar fark var. Onların tek gayesi vardır; o da Hak Teâlâ'yı öz varlıklarına yakın bilmek ve ona göre iş tutmak.
Dışlarını temiz tuttukları gibi içlerini de temiz tutarlar. Anlattığımız temiz duygulara sahip oluncaya kadar bu hâlleri devam eder. Maddî arzular baştan sona kalplerini terk eder.
Kalplerinde tek arzu yaşar, o da Allah Teâlâ! O'na yakın olmaktan ve O'nu sevmekten daha yüce duygu ne olabilir? Onlar da bunu bilir ve gereğini yaparlar.
İsrailoğulları hakkında şöyle bir hikâye anlatılır: Benî İsrail'in başına bir darlık geldi. Aklı başında bir heyet, zamanın peygamberine koştu ve şöyle sordu: "Başımıza gelen bu bela neyle def olacak?"
O da Hak Teâlâ'dan haber bekledi. Gelen vahiy şöyle oldu: "Onlara de ki: Benim hoşnut olmamı istiyorlarsa zavallı kimselerin gönlünü alsınlar. Onları darıltmasınlar. Onları hoşnut etmek beni hoşnut etmektir; onları darıltmak, beni darıltmaktır."
Bu hikâyeyi iyi dinleyiniz. Sizler her gün zavallıların kalbini kırmaktasınız. Bu hâlinizle de Allah'ın rızasını istiyorsanız, elinize böyle bir şey girmez. Boşuna ümide kapılmayınız. Allah'ın dargınlığı için dolaşıp devretmektesiniz. Sözlerimin sertliği sizi gücendirmesin. Kurtuluşunuz ancak sözlerimi iyi dinlemekle ve dediklerimi yapmakla olabilir.
Büyüklerin sözünü dinlemeyi hiç bırakmadım. Onların sert sözü beni incitmedi. Her şeye bu yolda dayandım.
Üzerime kaderin icabı bazı afetler geldiği zaman dilsiz ve âmâ gibi oldum. Neler çekmedim ki?
Sen büyük insanların acı sözlerine bile dayanamıyorsun, nerede kaldı ki, o afetlere dayanasın? Olmaz. Her güçlüğü sabırla yenmedikten sonra iş yoktur." (Abdülkadir Geylani Hazretleri Fethur'r Rabbani eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.