Almanya Başbakanı Angela Merkel geldi, vermesi gereken mesajlarını verdi, şartlarını ortaya koydu, dün söylediklerinden farklı bir şey söylemedi, ama alkışlarla ağırlandı ve uğurlandı.Merkel, limanlarınızı Kıbrıs Rum Kesimine açmazsanız müzakereleri unutun dedi.Merkel, Ankara protokolünü imzaladınız, sözünüzü yerine getirin dedi.Merkel, bunları demekle, Kıbrıs Rum Kesimini adanın tek hakim gücü olarak Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla tanıyın ve böylece KKTC'nin varlığını da sona erdirin demek istedi.Başbakan Erdoğan ise buna cevap olarak "izolasyonlar kalkmadan limanları açmamız söz konusu olmaz" dedi. Halbuki Merkel'in şahsında AB'nin talepleri yerine getirildiğinde, Kıbrıs Türkleri Rumların kontrolüne girdiğinde, ada tamamen Rumların kontrolüne geçtiğinde zaten izolasyon diye bir sorun kalmayacaktı. Bu durumda AB ve Kıbrıs Rum Kesimi istediğine ulaşacaktı, peki, Türkiye'nin bu işten çıkarı neydi? Koskoca bir hiç.Başbakan Erdoğan'ın sonucu aleyhimize olan bu ısrarı nedendir? "İzolasyonları kaldırın, izolasyonları kaldırın" İzolasyonlar bahsettiğimiz şekilde kalktığında Türkiye ve Kıbrıs Türk'ü ne elde edecek?Türkiye'nin Kıbrıs konusunda vereceği mücadele sadece izolasyonlar konusunda olmamalı.AB, 1974 yılında yaptığımız askeri harekatın hakkımız olduğunu, Rum Kesimin yaptığı toplu cinayetleri itiraf etmeli.KKTC'nin varlığını tanımalı.Kıbrıs'ta 1974 yılından bu yana bütün problemleri sona erdiren Türk ordusunun varlığını kabullenmeli.Bu saydıklarımda herhangi bir yanlış var mı? Yok.Daha birçok şart sayılabilir, ama sadece bu üç şartı bile AB'nin kabul etmesi mümkün mü? Elbetteki hayır.Neden?Çünkü AB taraftır.Tarihten günümüze Batının tavırlarına aklı selimle baktığımızda, bizim lehimize bir karar aldıkları, ya da bir adım attıkları hiç vaki midir?Türkiye'den yıllar sonra AB'ye müracaat eden Güney Rum Kesimi'nin hemen alınmasına rağmen, Türkiye'yle hala ucu açık müzakere yapılmaya, şartlar sıralanmaya devam ediliyor. Sadece bu bile AB'nin taraf olduğunu ispatlamıyor mu?AB'nin Genişlemeden Sorumlu eski yetkilisi olan Verhaugen, Rum Kesiminin AB'ye alınmasını, "Eğer almasaydık, AB'ye daha sonraki katılımlar konusunda Yunanistan sürekli veto eder, sorun çıkarırdı" şeklinde izah ediyor. Demek ki, bir Yunanistan'ın vetosu AB'yi korkutup, karar aldıracak kadar önemli. Güney Rum Kesimi'nin dahil olmasıyla şimdi bizim karşımızda iki Yunanistan oldu. Ya Hollanda, Fransa, Danimarka, Avusturya? gibi her fırsatta Türkiye'nin üyeliğine karşı olanlara ne demeli?Hayali AB yolculuğunda, AB hep taraf ve keser hep bizi yontuyor.Sahi, taraf olan AB'nin lokomotif ülkesi Almanya'nın yine taraf olan Başbakanı Merkel'i bizimkiler niye alkışladı? Merkel, Türkiye'nin AB üyeliği için "imtiyazlı ortaklık" önerisine daha yakın olduğunu, ancak "ahde vefa" ilkesi gereği, Türkiye'ye verilen söz ve vaatlerin tutulacağını söyleyince alkış koptu.Pardon, kaçırdığım bir nokta mı var? AB, Türkiye'ye söz mü vermiş? Ne sözü?Sonu garanti olmayan, AB'nin hazmetme kapasitenin dikkate alınacağı, ucu açık olan bir müzakere sözü mü? Sizce bu söz "Biz sizi AB'ye asla almayacağız" ifadesinin farklı bir versiyonu değil mi? Peki, o halde alkış niye?Yoksa sırf bir iftar sofrasına katıldı diye, diyalogdan, dostluktan, medeniyetler ittifakından bahsetti diye dünün Türk düşmanı -iktidara Türkiye aleyhtarlığıyla oturduğunu unutmayalım- bir anda dost mu oluverdi?Sizce sadece bu tablo bile Dinlerararsı diyalog, Medeniyetler arası ittifak projelerinin gerçek amacını ortaya koymuyor mu?Adamlar senden taviz üstüne taviz istiyor, sana ise sadece hayal vaat ediyor, sen ise sözde akıllı olarak alkışlayıp duruyorsun.Demek ki, Prof. Dr. Haydar Baş, "dinlerarası diyalog, medeniyetler ittifakı gibi projeler milletimizin direncini kırma amaçlıdır" derken ne kadar da haklıymış. İspatını taze taze yaşadık.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025