(dünden devam…)
Katoliklerden farklı olarak, Protestanlar Yahudilerle yakın işbirliği içinde olmuşlar. Protestanlığın Kalvinizm tarikatının kurucusu olan Jean Calvin, destekçilerini Yahudilerle mali işbirliğine davet etmiştir. Batı Avrupa'ya ve Orta Doğu'ya sığınan Yahudi göçmenlerin bir kısmı, Protestanlara püriten olarak katıldı. Daha önce Yahudilere karşı iyi bir tavır sergilemiş olan Martin Luther, daha sonra onları tefeciliği yaymakta suçladı.
Alman filozof Max Veber (1905) "Protestan ahlakı ve kapitalizmin ruhu" eserinde Protestanlığı, kapitalizmin ruhu gibi değerlendirdi. Onunla aynı dönemde yaşayan Verner Zombart, kapitalizmin Yahudiler ve Yahudilik ile ortaya çıktığını iddia etti. Aslında, onların arasında bir çelişki yoktu. Zira, Yahudilik ve Yahudiler Protestanlığın da ortaya çıkmasında önemli bir rol oynamıştı.
Böylece, Venüsyalılar, Yahudiler, Tampliyerler orta çağda Batı ile Doğu arasındaki ticari ilişkilerin gelişmesine teşvik etmekle faizli parayı devreye sokmuş, kredi ile işleyen bankaçılık sisteminin temelini atmış ve bu yolla diğerleni sömürerek zayıflatmış ve zenginleşerek zamanla onları kendilerine tabi etmişlerdi. Böylece, Avrupa'da tefeciliği bir devlet politikası haline getiren devletüstü hakim güçler meydana çıkmıştır. İşte, onlar, sonralar tefeci bankacılık sistemini tüm dünya üzerinde egemen etmek için, kapitalizm projesini ortaya koymuşlardır.
Tefeciliğin genişlenmesi için, Avrupa'daki geleneksel monarşi sisteminin çökmesi gerekiyordu. Avrupa'da burjuva devrimlerinden hemen sonra, yeni tip özel ve devlete ait faizli kredi veren bankalar ortaya çıktı.
Onlar, Avrupa'da kapitalizmin gelişmesi için ilk itici güç olarak görülebilir. K. Marks "Kapital" eserinde bu konuda şöyle yazıyor: "Milli isimleri ile tanınan büyük bankalar kurulduğu günden hükümetlerle birlikte faaliyet gösteren ve verilen güzeştlere göre onlara borç para veren özel dolandırıcılar birliğinden başka bir şey değildirler. Bu nedenle, kamu borcunun toplanmasının en masum kriteri, İngiltere Bankasının kurulduğu günden (1694) çiçeklenen bu bankaların hisselerinin artan hat üzerinde yükselmesidir.
Kısa bir süre sonra banka tarafından üretilen bu kredi paralar bir sikke gibi faaliyete başladı. İngiltere Bankası, banknotlar aracılığıyla devlete krediler verdi ve devletin yerine banknotlar ile onun borçlarını ödedi. O, bir eliyle az verdi ki, diğeriyle daha fazla alsın. Verdiği para miktarının son kuruşunu alana kadar, ulusu ebedi olarak kendine borçlu kıldı." (10)
Vatikan tarafından sıkıştırılan sermaye merkezlerinin İtalya'dan Britanya'ya sığınması, kapitalizmin Britanya topraklarından başlamasına ve çokuluslu grupların kapitalist sistemin başına geçmesini sağladı. Bu gruplar, hiç bir zaman insanların çıkarları doğrultusunda bir addım atmadılar. İnsanlar bir ilim olarak sunulan pazar ekonomisi, aslında, bu grupların çıkarlarına hizmet eden bir dolandırıcılık hikayesidir. Zamanla, bunu anlayan ve ona karşı çıkma cesaretini kendinde bulan ilim adamları olmuştur.
1916 yılında S. Gezell tarafından ortaya koyulan "serbest ekonomi" modeli, tefeciliğe ve faize karşı idi. Ona göre, temel mubadele aracı olan para liberal ekonomi düzende talep olunca azalıyor, talep olmayınca artıyor. Bu nedenle, o, "özgür para" fikrini önerdi. Bu paranın özelliği, diğerlerinden farklı olarak artmamasıdır. İ. Fischer de "özgür para" fikrini destekledi. (11)
Bu model 1930'larda Shvanenkirhen ve Vergel şehirlerinde uygulandı. Sonuçta, bu şehirlerin nüfusunun tüm borçları ve istihdam sorunları ortadan kalktı, şehrin altyapısı hızla gelişti.
Bugün, dünya çapında ulusötesi finansal ve kredi oligarşisi, orta çağdaki tefecilerin varisleridirler. Bu sistem, kuşaktan kuşağa miras yoluyla aktarılıyor. Sosyal olaylar onların çıkarları doğrultusunda gerçekleşiyor. Amaç sistemi değiştirmek değil, geliri artırmak ve faizli kredi sistemini korumaktır. Tüm tarihi devirlerde bu sisteme karşı olan krallıklar devrilmiş ve yerine itaatkâr krallar getirilmiştir. Yahut kendini doğrultmayan sosyal sistemler çöktürülmüş ve yeni sömürü sistemleri ortaya koyulmuştur. Zira parayı yöneten, krallıkları da yönetir. Son dönemde kapitalizmi yönetenlerin kapitalizmin çöküşünü kendi dilleri ile ifade etmeleri, kapitalizme alternatif bir planlarının olmasından haber veriyor. Bu plan ne olabilir, acaba?
Kaynaklar
1- https://ru.wikipedia.org/wiki/Mirevoy_economic_crisis_(s_2008)
2- https://www.kp.ru/daily/25774.4/2758092/
3- http://andreyfursov.ru/news/istorija_zagovorov/2013-07-01-167
4- http://andreyfursov.ru/news/istorija_zagovorov/2013-07-01-167
5- www.sdelanounih.ru/andrej-fursov-dalekie-zerkala-1913-2013/
6- Smith A. "Inquiry into the Nature and Causes of the Wealth of Nations" / Çeviri: ?. Maurope. - ?oskova 1993.
7- Smith A. The Wealth of Nations. - ?oskova, 1997.
8- Keynes J. ?. The General Theory of Employment, Interest and Money. Moskova 1978.
9- Aristoteles "Siyaset". ?oskova 1983. III, 23.
10- Karl Marx, Sermaye, Cilt 3, Kitap 2, s.765 https://www.esperanto.mv.ru/Marksismo/Kapital3/index.html
11- Gesell S. The Natural Economic Order. London 2007.
- 44 günlük savaş: Karabağ zaferi-II / 22.01.2021
- 44 günlük savaş: Karabağ zaferi-I / 21.01.2021
- Küresel güçlerin kapitalizme alternatifleri-II / 08.08.2020
- Küresel güçlerin kapitalizme alternatifleri-I / 07.08.2020
- İslam ekonomisi ve Milli Ekonomi Model / 06.08.2020
- Kapitalizme alternatif modeller / 05.08.2020
- Kapitalizmin gerçek sahipleri-V / 30.07.2020
- Kapitalizmin gerçek sahipleri-IV / 29.07.2020
- Kapitalizmin gerçek sahipleri-III / 28.07.2020