Ülkemiz 13 Kasım Pazar günü saat 16.20 sıralarında gerçekleşen, birçok vatandaşımızın canına mal olan bir terör eylemiyle sarsıldı. Bir kadın terörist, Beyoğlu İstiklal Caddesi'nin en kalabalık olduğu bir saatte bombayı bıraktı ve patlama sonucu 6 vatandaşımız hayatını kaybederken, 81 vatandaşımız da yaralandı.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca dün öğlen saatlerinde yaptığı açıklamada, patlamada yaralanan 81 kişiden 55'inin taburcu olduğunu, 26 hastanın ise tedavisinin devam ettiğini bunların 5'inin yoğun bakımda olduğunu paylaştı.
Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralı olanlara da acil şifalar diliyorum. Bu birçok vatandaşımızı acımasızca hayattan kopartan terör eylemini düzenleyenleri, planlayanları, bundan menfaat ummanları da lanetliyorum.
Allah bunlara bir daha fırsat vermesin ve bütün menfur planlarını kendi başlarına musallat eylesin.
Saldırı sonrası ülkemizdeki siyasi parti liderlerinden ve birçok ülkenin liderinden taziye mesajları yayımlandı. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş da yayımladığı mesajında, "İstiklal Caddesi'ndeki patlamada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar, sevenlerine ve tüm milletimize sabırlar diliyorum. Başımız sağ olsun" ifadelerini kullandı.
Bombalı saldırıyı gerçekleştiren kadın teröristin, güvenlik kameralarının incelenmesi sonucu önce Esenler'de bir tekstil atölyesine sığındığı, sonra da Küçükçekmece bir adrese giriş yaptığı tespit edildi. Gece saat 02.50'de güvenlik güçlerince yapılan bir operasyonla terörist yakalandı. İncelemeler, sorgulamalar ve teröristin itirafları çerçevesinde elde edilen bilgiler özetle şöyle:
* Ahlam Albashir adlı kadın terörist Suriye uyruklu…
* PKK/PYD/YPG terör örgütünün Suriye Kobani'deki (Ayn El Arab) merkezinden İstanbul'da eylem talimatı aldığı belirtildi.
* Terörist Albashir, terör örgütü tarafından özel istihbarat elemanı olarak yetiştirildiğini ve Afrin-İdlib üzerinden ülkeye eylem yapmak için 'kaçak yollarla' giriş yaptığını itiraf etti.
* Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Kriminal Daire Başkanlığınca, Beyoğlu'ndaki saldırıda kullanılan patlayıcının TNT olduğu tespit edildi.
* Terörist, 21 adrese eş zamanlı yapılan operasyonla yakalandı.
* Teröristin olay sırasında giydiği kamuflaj pantolonu, Küçükçekmece'de yakalandığı evde bulundu.
* Olayla bağlantısı olduğu değerlendirilen 21 kişinin yakalandığı açıklanmıştı, bu sayı daha sonra 46'ya yükseldi.
* Olay sonrası yapılan teknik dinlemede terör örgütünün talimatının teröristin öldürülmesine yönelik olduğu belirtildi. Albashir için "Ya kattan atın ya kanala atın" talimatı verildiği ifade ediliyor.
Şimdilik teknik bilgiler bu boyutta…
Terör eylemleriyle ilgili genel bir tespit vardır, bunu tekrar hatırlatmamızda fayda var: Bir terör eyleminde gerçek fail, bu eylemden en fazla menfaat elde edenlerdir.
Şu ana kadar kimin ne menfaat elde ettiğini görmek zor ama çok yakın zamanda bu tür şeyler açığa çıkar.
Elbette ki terör örgütünün Türkiye'yi genel anlamda istikrarsızlaştırma gibi bir menfur emeli vardır ama temel soru şu: Bu eylem neden dün değil de bugün…
Bu tür tüm Türkiye'yi temelden etkileyen terör eylemlerinin zamanlaması da mutlaka önemlidir.
Olayın perde arkası daha netleşmeden yorum yapmak zor. Ama süreci öncesiyle değerlendirmekte, hafızamızı tazelemekte fayda var. Terör eylemi emrinin Kobani'den geldiği, teröristin ise Afrin-İdlib üzerinden Türkiye'ye kaçak geçtiği ifade ediliyor. Bu bana geçmişte yaşanan Kobani sürecini hatırlattı.
ABD'nin talebiyle Irak'ın kuzeyinden, tam da bir Cumhuriyet Bayramı günü 29 Ekim 2014'te Türkiye'ye giren ve buradan da Kobani'ye geçen 80 araçlık Peşmerge gücü Suriye'nin kuzey doğusunda PKK/PYD terör örgütünün temellerini atmıştı. Amerika'nın Sesi, bu haberi "29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ile ulus-devlet ve bağımsızlığını kutlayan Türkiye'de zamanlama açısından da sabah Peşmerge geçişine izin verilmesi dikkat çekti" ifadeleriyle vermişti.
Prof. Dr. Haydar Baş o günlerde gazetemizde yazdığı yazılarda, Peşmergenin IŞİD bahanesiyle Kobani'ye girmesinin büyük İsrail adımı olduğunu vurgulamıştı.
Neticede ABD'nin kontrolünde bu bölgede bir terör bölgesi oluşturuldu ve bugün bu bölgenin talimatıyla İstiklal Caddesi'nde bir terör eyleminin yapıldığını konuşuyoruz. Eğer Prof. Dr. Baş'ın 2014'te yapmış olduğu Kobani uyarıları dikkate alınsaydı, bugün bu sıkıntıları yaşamayacaktık.
Prof. Dr. Baş, ayrıca Suriye krizinin ABD ile Rusya ile değil, Suriye Devleti ile masaya oturarak ikili ilişkilerle, mutabakatlarla çözülmesi gerektiğini vurguluyordu.
Eğer bunu yapmış olsaydık, bugün terör eylemleri için talimat veren bir Kobani, geçiş güzergahı olan bir Afrin-İdlib olmayacaktı.
Hatırlarsanız, 2011'den önce Türkiye'nin en güvenli sınırı, bölgedeki mayınları temizleyecek kadar Suriye sınırı idi.
Terörle mücadele elbette ki önemli ama terörün palazlanmasını sağlayan yanlış adımları artık fark edip bu yanlışları düzeltme yoluna gitmek çok daha önemli.
Tekrar başımız sağ olsun.
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025