Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti devletinde ve Türk milletine emanet ettiği cennet vatanda dört köşe kurulmuş kırmızı fesli İslamcı katırlar, "Keşke Yunan galip gelseydi" diye debeleniyor.
Bu şu demek, keşke Türk vatanı, bu cennet vatan Yunan-Haçlı toprağı olsaydı… Bu anlayışın İslam akaidindeki hükmü, küfrün dik âlasıdır.
Son nefeslerini yaşıyorlar…
Mü'min insan, son nefeslerini "Allah, Allah, Allah" diye geçirir, "La ilahe İlallah Muhammed'ur Resulullah" diye verir… Nasipsizliğe bakın ki, modeli geçmiş İngiliz borazanı son nefeslerini "Yunan, keşke Yunan, ah Yunan" diye veriyor.
FETÖ elebaşı Roma'yı istiyordu, soluğu Amerika'da aldı. Kırmızı fesli katırlar Yunan'ı istiyor, soluğu Atina'da alma fırsatı vermek lazım.
İktidarın bunlara son bir hayrı daha dokunsun; iki nefeslik canı kalmış kırmızı başlıklı eski model bedenini, alsın Atina'ya götürsün. Madem ki Yunan'ı bu kadar istiyorsun, al sana Yunan, al sana Atina, son nefeslerini burada ver, deyip Yunan'a, Atina'ya, Çipras'a teslim etsin.
"Keşke Yunan galip gelseydi" diyerek iç dünyasını ve gerçek kimliğini ortaya koyan, hala kahpe Yunan'a, işgalci Amerika'ya, sömürgeci İngilizlere gel gel yapanlar, sadece kırmızı fesli antika katırlar değildir.
Veya Atatürk için dinsiz fetvası verenleri ve keşke Yunan galip gelsin diyenleri, resmi hüviyet ve İslam kisvesiyle ziyaret edip baştacı yapan başkan, sadece Hristiyanlık uzmanı Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş değil ki!
İngiliz Muhipler Cemiyeti fahri başkanı Şeyhuislam Mustafa Sabri, İngiliz Muhipler Cemiyeti başkanı Molla Said, vatanını işgalden kurtarmaya karar vermiş Gazi M. Kemal ve arkadaşları için katli vacip eşkıya ve derhal öldürülmeleri gereken dinsiz fetvası uyduran Damat Ferid'in Şeyh'ul-İslamı Dürrizade Abdullah, söz konusu küfür fetvasını tazeleyerek yayınlayan Cemiyet-i Müderrisîn ve Teâli-i İslam Cemiyeti mensubu Said Nursi ve diğerleri…
Said Nursî'nin küfürbaz vaziyetini özellikle okuyunuz, Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu'nun, Teâlî-i İslam'ın Bir Bildirisi başlıklı akademik makalesinden (Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, Tarih ve Toplum, Haziran 1992, Sayı 102, s. 19-22).
Kırmızı fesli katırlar da, fırsat buldular, bu Yunan ve İngiliz geleneğini sürdürüyorlar.
Bu İngiliz tezgahtarları, Yunan ve İngiliz galip gelsin diye Milli Mücadele'yi baltalamak istediler, başaramadılar… Atatürk tüm oyunları bozdu, vatan kurtuldu, devlet kuruldu.
Bugünün kırmızı fesli Yunan ve İngiliz tezgahtarları, Atatürk ile Türk milletinin, Türk milleti ile devletinin arasını açmak üzere Atatürk'ü dinsiz diye yaftaladılar, mübarek anası Molla Zübeyde'ye -çok af edersiniz- fahişe iftirasını yayarak geldiler.
Bu kronik, alçak, aşağılık ve kahpe oyunları ise Prof. Dr. Haydar Baş bozdu. Atatürk'ün Ehli-i beyt soylu bir veli olduğunu arşiv belgeleriyle ispat etti, bizzat kendisinin ve Abdülkerim Paşa'nın dilinden onun Kutb'ul-Aktab (yüzyılda bir gelen ve cümle evliyanın başı olan kâmil kul) olduğunu tüm dünyaya hatırlattı.
Böylece büyük oyun bozuldu, devlet ve millet aşağılık bataktan kurtuldu.
Prof. Dr. Baş'ın ortaya koyduğu gerçeğin sıkleti ve bozduğu kronik fitne o kadar ağır ki, kitapların sadece kapağını okuyarak aydın geçinen takımın bile hard diskleri karıştı, akılları gidip geldi…
Bu sarhoşluk içinde onlar da, Atatürk çok iyi bir Müslüman, eyvallah, ama evliya, Kutbu'l-Aktab filan da değil, o kadar da abartmamak lazım, diye geveliyorlar.
Kendini bilmez Atatürkçü, bizzat Atatürk'ü reddediyor!
Bu gerçeği ilan eden, bizzat Atatürk'ün kendisi… Bu hakikati bizzat açıklayan Gazi'nin gönülden bağlı olduğu yüce veli Abdülkerim Paşa!
Prof. Dr. Baş, onların ilan ettiği gerçeği hatırlattı.
Bunlara tavsiyemiz, Prof. Dr. Baş'ın bin sayfalık muhteşem "Hoş geldin Atatürk" eserini okumalarıdır. İslam'ı bilmez cüppeli ve kırmızı feslilerin evhamlarından böylece kendilerini korumalarıdır.
Gelelim, Yunan galip gelseydi ne olurdu, sorusuna…
İngiliz, Yunan, İtalyan, Fransız işgalcilerinin galip geldiği İslam topraklarına bakın; Rodos'a, Girit'e, Atina'ya, Arnavutluk'a, Macaristan'a gidin, bu cennet vatanda Yunan galip gelseydi ne olurdu, onu görürsünüz.
Yunan galip gelseydi…
Devlet olmazdı. Türklük onuru olmazdı. Ezan olmazdı. Din olmazdı. Namus, haysiyet, şeref olmazdı... Dinsizlik, namussuzluk, onursuzluk yurdu olurdu bu vatan.
Millet Kadir, Hasan, İbrahim, Zeynep, Havva olmazdı… Kadirler Kator olurdu, Hasanlar Hans olurdu, İbrahimler Abraham olurdu, Zeynepler Jane olurdu, Havvalar Eva olurdu.
Dün Haçlılara ve içerideki beslemelerine karşı Atatürk'ün milli mücadelesi bu pis oyunu bozdu, kurtulduk; bugün, Prof. Dr. Baş, aynı Haçlı tezgahını ve içerideki beslemelerinin benzer Yunan-İngiliz oyununu bozdu, millet ve devlet bataktan kurtuldu, birlik oldu.
Geriye kaldı, onun Milli Ekonomi Modeli ile şahlanmak…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019