-Yine de Allah razı olsun- Kendilerini dost zanneden bazı tanıdıklar; "Hocam! Biraz sakin ve dikkatli ol! Sana da zarar verirler!" diye uyarıyorlar!Hem de telefonla değil, sosyal medyadan ileti yazarak da değil! Çünkü muhalif birini uyardıklarının tesbît edilmesinden korkuyor ve sözlü olarak uyarıyorlar! Hele bazıları, üşenmeden kilometrelerce yol geliyor ve evimde beni, fısıltıyla uyarıyor!Büyüklerimizden; "Söz dinlemeyenin, sözü dinlenmez!" diye öğrendik!Elbette dinliyorum bu uyarıları ama uyup uymamak konusunda bildiğimi okuyacağım! Aklımdayken söyleyeyim ki, siz de; "Sus!" deseniz de susmayacağım...Bir kıssa:Padişah tahta oturur ve kadrosunu kurmak düşüncesindedir. Fısıltı ile ilk divanda Vezir-i Âzam atayacağını duyurur. Paşaların tamamı Enderunlu yani tahsillidir, sadece Mehmet Gâzi sıfatından da belli olduğu üzre, meydandan meydana ömür sürmüş bir gâzidir.Paşaların tamamını, vezir-i âzamlık sevdası kaplar. Divan günü, divandan saatler öncesinden koşarak Padişah'a yakın yerlere otururlar. Mehmet Gâzi, divana bir kaç dakika kala gelir, yer bulamayınca kapıya yakın bir yere iskemle koydurarak oturur.Padişah gelir, selam-sabahtan sonra divanı açar ve "Bir karara vardım. Ne dersiniz?" diye kararını açıklar, meşvereti başlatır. Açıkladığı karar, devletin yüzde yüz aleyhinedir! Sırayla; "Ne dersin?" diye paşalara sorar. Vezir-i Âzamlık hayâliyle; "Muvafıktır Hünkârım! Çok muvafıktır Hünkârım! Siz yeryüzünde Allah'ın sâyesisiniz sizden hata sâdır olmaz Hünkârım!" ve benzer cevaplar verilir.Sıra Mehmet Gâzi'ye gelir; "Ne dersün Gâzi Paşa?" Sorusuna; "Külliyen yanlıştır Hünkârım!" Cevabıyla divana korkunç bir sessizlik çöker! Padişah gazaplı biridir; "Bre Paşa! Bizden korkmaz mısın? Bilmez misin biz kelle alırız!" diye kükreyince, Mehmet Gâzi, edep ve âdap içerisinde aynı tonla; "Hâşâ Hünkârım! Yüreğimizi Allah korkusu öylesine kaplamıştır ki başka bir korkuya asla yer yoktur!" diye cevaplar ve Mehmet Gâzi, Vezir-i Âzam'dır...Korkunun beşerî bir zaaf ve fıtratî özellik olduğunu biliriz. Korkunun imansızlık olduğunu da biliriz! Dolayısıyla emânet can, tenden ayrılmadıkça hiç bir beşerî güçten korkmayacağım ve susmayacağım!Adamlar; istediklerine istediklerini söyleyecekler ve yasal olacak ama ben tenkît edersem, yasak!Haklarındaki şâyia ayyûka çıkan dört bakanı -hem de Meclis'te- korumaya alıp AK-layacaklar; yolsuzluk yaptığı söylenenleri, görevi kötüye kullandığı söylenenleri, rüşveti hediyeye dönüştürerek 700 bin liralık saat takanları, -hem de Meclis'te- savunmak, AK-lamak yasal olacak; bunlara itiraz etmem yasak!"Bu Bakara, amma makaraymış!" diyerek Âyetler ile dolayısıyla nüfusunun % 98'i Müslüman olan milletin inancıyla alay edeni -hem de Meclis'te- savunmak, AK-lamak yasal olacak, millet adına itiraz etmek yasak!"Babalar gibi .." satmak, "Ankara'yı parsel parsel sattı! O artık hesabını verecek!" demek, "Sekiz Haziran'da yüz olayını konuşmak isterim" diyerek bilindiği belli edilen yüz olayı saklamak, o yüz olayın gerçekleşme safhasında aktif görevde olduğu için, fiile ortak olmasa da fâile yardım ve yataklık etmek -hem de Meclis'te- yasal olacak, bunu sorgulamak yasak!Dokunulmaz edilmiş bölücülerin Atatürk'e, Cumhuriyete, Türk Milletine -hem de Meclis'te- hakaret etmeleri, tahkîr etmeleri yasal olacak ama Atatürk'e, Türk Milletliğine sahip çıkmak, yasak!Kozmik Oda'ya girmek, Kozmik Oda'da ve başka resmî arşivlerde olması gereken "Gizli- Çok Gizli" ibâreli resmî evrakları çuvallarla tetikçi bir gazeteciye servis ettirmek -hem de Meclis'te- yasal olacak ama o çuval çuval evrakları savcıya teslim eden gazeteciyi tetikçi de olsa meslektaş olarak savunmak, yasak!"Yoksulluk-Yolsuzluk ve Yasaklarla Mücadele" sloganıyla 12 yılda girilen bütün seçimleri kazanmak için yapıldığı söylenen her tülü alavere dalavere -hem de Meclis'te- yasal ama "3 Y"yi, "Üç kere Ye! Ye! Ye!"ye dönüştürdüler demek, yasak!Devlet otoritesinin bitirildiği bölge ve vilayetlerde ahırları dev ısıtıcılarla ısıtmak için sarf edilen kaçak elektriği, faturalarını aksatmadan ödeyen namuslu vatandaşlardan -hem de Meclis'te- yasalarla tahsil etmek yasal; hak aramak adına buna itiraz etmek, yasak!Uzun Adam'a; "Gözünün üstünde kaşı var!" demek, yasak!Kısa Adam'a; "Ülkenin Başbakanı nerede?" diye sormak yasak! Dokunulmazlara bir şey demek, yasak!Bölücüleri tahrik ediyor bahanesiyle üniversitelere Türk Bayrağı asmak yasak!Bir adamın, bir işareti veya haberiyle çıkarılan yasalarla; oturmanın, kalkmanın; meydanlarda miting yapmanın; evlenmenin, boşanmanın; kaç çocuk yapılacağının, sezaryen veya normal doğumun; selamlaşmanın, telefonlaşmanın; gazete, mecmua ve sosyal medyada ne yazılıp ne yazılmayacağının dizayn edildiği İleri Demokrat Yeni Türkiye'de yaşamaya çalışıyoruz, farkında mısınız?Bunu sormak da, ya yasak, ya da yasaklanacak biliyor musunuz?Büyük bir ihtimalle yasaklanacağını zannettiğim için sesimin son gücüyle haykırdığım; "Mağrûr olma Padişahım, senden büyük Allah var!" sayhalarımı duymazdan gelmeyin!Duyarsanız da duyun diye haykırıyorum Herkese neyse bana da o!Korkarsam nâmert olayım!"OLAMAZ TÜRK'E BAŞ, TÜRK'ÜM DEMEYEN" Vesselâm...Selâm, sevgi, duâ...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mustafa Aslan / diğer yazıları
- Atatürk'ün anlatımıyla Çanakkale savaşları / 20.03.2017
- İnsandan insana, insansa... / 19.03.2017
- 'Anam bana kör dedi!' / 14.03.2017
- Söyle-ni-yorum-2 / 13.03.2017
- Hâlâ iyiler varmış şükrolsun / 10.03.2017
- Savaş ve insan / 09.03.2017
- Ben, kim miyim? / 08.03.2017
- Milli siyaset hakemliği / 07.03.2017
- Sakındığımız dostluk / 02.03.2017
- Yol özel yolcu güzel / 28.02.2017
- İnsandan insana, insansa... / 19.03.2017
- 'Anam bana kör dedi!' / 14.03.2017
- Söyle-ni-yorum-2 / 13.03.2017
- Hâlâ iyiler varmış şükrolsun / 10.03.2017
- Savaş ve insan / 09.03.2017
- Ben, kim miyim? / 08.03.2017
- Milli siyaset hakemliği / 07.03.2017
- Sakındığımız dostluk / 02.03.2017
- Yol özel yolcu güzel / 28.02.2017