Avrupa Birliği, Türkiye Cumhuruiyeti Devleti'nin kurumsal ve fonksiyonel sınırlarını çoktan aştı. Yasama erki, sabah-akşam AB'nin verdiği ev ödevlerini düzenlemekle meşgul; yasalar, AB'nin işaretleriyle çıkartılıyor. Yürütme, AB'nin ağzına bakıyor. Yargı, Apo konusu başta olmak üzere verdiği en güçlü ve en haklı kararlarını dahi infaz etme kabiliyetinden yoksun; caniler karşısında ellerini oğuşturup duruyor.
AB, Ankara'yı delik deşik etti
Ankara'nın politik sınırlarından artık gümrüksüz geçen AB, iktidar ve muhalefetiyle tüm siyasilerimizin psikolojik ve zihinsel sınırlarını, yol geçen hanına çevirmiş. Geriye sadece kademeli iki sınır harekatı kalmıştır; o da toplumun psikolojik sınırı ve coğrafi sınırlarımızdır. Şu andaki hedef, işte bu sınırlardaki direnci yok ederek bir karabasan gibi ülkemizin üzerine çöreklenmektir.
Toplumun psikolojik sınırında, yani sosyo-psikolojik alanda çok ciddi mücadeleler verilmektedir. Milli ve dini bütünlük konusundaki duyarlığın aşındırılması için Batıcı lobilerce tam bir seferberlik sürdürülmektedir. AB, bu alanda kimi aydınlarımızı, bir kısım medyayı, Washington/Brüksel lobilerinde uzun/kısa seanslardan geçirdiği eski/yeni kimi politikacılarımızı, açıkça parasal destek sağladığı bazı Sivil Toplum kuruluşlarını ve misyonerlik odaklarını taşeron olarak kullanmaktadır.
Topluma "Haçlı baba bul" mesajı
Aynı taarruz, coğrafik sınırlarımızın muhafızı askerimiz üzerinde de sürdürülmektedir. Bu alanda da yukarıda mezkür taşeronlar, vazife üstlenmişlerdir. Ma'lum yerli taşeronlar, topluma, ay yıldızlı/al bayraklı "devlet baba"nızı AB sopasıyla dövüp kendinize Hz. İsa'nın 12 havarisini temsilen 12 yıldızlı Haçlı bayrağı olan bir "global baba" bulursanız, hürriyetlerinizi doya doya yaşarsınız, demektedirler açık açık.
Hiç kimse sağa sola çekmesin, başka türlü te'vil ve tefsire kalkışmasın.... Kılınç Paşa'nın "AB'ye takılmayalım, stratejik alternatifler düşünelim" çıkışından hemen sonra Mesut Yılmaz ve Tayyip Erdoğan'ın topluma verdikleri "insan hakları için statükocuları AB sopasıyla dövüp dağıtmaktan başka yol yok; şayet AB'ye girersek başörtünüze dokunulamaz" kabilinden AB'sel mesajlar, hem sosyo-psikolojik hem de coğrafik sınırlarımızdaki dirençleri aynı anda bitirmeye yöneliktir.
70 milyonun umudu
Toplum, bu siyasi manevraları boşa çıkartacak basiretli politikacıları ve dini-milli bütünlüğü sağlayacak kuşatıcı adımları beklemektedir. Bu milli/siyasi misyonu, Kuvay-ı Milliye ruhuyla donanmış lider Prof. Dr. Haydar Baş beyde ve Bağımsız Türkiye Partisi'nde görmektedir sadece. Sağından soluna, yukarıdan aşağıya 70 milyonun teveccühü bunun en açık göstergesidir.
Asıl hedef coğrafik sınırlar
Aksi halde, ülkenin politik ve fonksiyonel sınırlarından içeriye elini kolunu sallayarak giren Haçlı çizmesinin hedefi, hiç kuşkunuz olmasın, sosyo-psikolojik direnci kırarak coğrafik sınırlarımıza dalmaktır. Coğrafik sınırlarımızı da delik-deşik etmektir. Kıbrıs'taki, Ege'deki, suriçi İstanbul'daki manevralar ve güneydoğumuzdaki "etnik atraksiyonlar" bunun en somut örnekleridir. AB'ye ve "bir elin parmakları kadar azınlık"taki AB'cilere, bir de bu zaviyeden çeki/düzen vermek gerekir herhalde.
AB, Ankara'yı delik deşik etti
Ankara'nın politik sınırlarından artık gümrüksüz geçen AB, iktidar ve muhalefetiyle tüm siyasilerimizin psikolojik ve zihinsel sınırlarını, yol geçen hanına çevirmiş. Geriye sadece kademeli iki sınır harekatı kalmıştır; o da toplumun psikolojik sınırı ve coğrafi sınırlarımızdır. Şu andaki hedef, işte bu sınırlardaki direnci yok ederek bir karabasan gibi ülkemizin üzerine çöreklenmektir.
Toplumun psikolojik sınırında, yani sosyo-psikolojik alanda çok ciddi mücadeleler verilmektedir. Milli ve dini bütünlük konusundaki duyarlığın aşındırılması için Batıcı lobilerce tam bir seferberlik sürdürülmektedir. AB, bu alanda kimi aydınlarımızı, bir kısım medyayı, Washington/Brüksel lobilerinde uzun/kısa seanslardan geçirdiği eski/yeni kimi politikacılarımızı, açıkça parasal destek sağladığı bazı Sivil Toplum kuruluşlarını ve misyonerlik odaklarını taşeron olarak kullanmaktadır.
Topluma "Haçlı baba bul" mesajı
Aynı taarruz, coğrafik sınırlarımızın muhafızı askerimiz üzerinde de sürdürülmektedir. Bu alanda da yukarıda mezkür taşeronlar, vazife üstlenmişlerdir. Ma'lum yerli taşeronlar, topluma, ay yıldızlı/al bayraklı "devlet baba"nızı AB sopasıyla dövüp kendinize Hz. İsa'nın 12 havarisini temsilen 12 yıldızlı Haçlı bayrağı olan bir "global baba" bulursanız, hürriyetlerinizi doya doya yaşarsınız, demektedirler açık açık.
Hiç kimse sağa sola çekmesin, başka türlü te'vil ve tefsire kalkışmasın.... Kılınç Paşa'nın "AB'ye takılmayalım, stratejik alternatifler düşünelim" çıkışından hemen sonra Mesut Yılmaz ve Tayyip Erdoğan'ın topluma verdikleri "insan hakları için statükocuları AB sopasıyla dövüp dağıtmaktan başka yol yok; şayet AB'ye girersek başörtünüze dokunulamaz" kabilinden AB'sel mesajlar, hem sosyo-psikolojik hem de coğrafik sınırlarımızdaki dirençleri aynı anda bitirmeye yöneliktir.
70 milyonun umudu
Toplum, bu siyasi manevraları boşa çıkartacak basiretli politikacıları ve dini-milli bütünlüğü sağlayacak kuşatıcı adımları beklemektedir. Bu milli/siyasi misyonu, Kuvay-ı Milliye ruhuyla donanmış lider Prof. Dr. Haydar Baş beyde ve Bağımsız Türkiye Partisi'nde görmektedir sadece. Sağından soluna, yukarıdan aşağıya 70 milyonun teveccühü bunun en açık göstergesidir.
Asıl hedef coğrafik sınırlar
Aksi halde, ülkenin politik ve fonksiyonel sınırlarından içeriye elini kolunu sallayarak giren Haçlı çizmesinin hedefi, hiç kuşkunuz olmasın, sosyo-psikolojik direnci kırarak coğrafik sınırlarımıza dalmaktır. Coğrafik sınırlarımızı da delik-deşik etmektir. Kıbrıs'taki, Ege'deki, suriçi İstanbul'daki manevralar ve güneydoğumuzdaki "etnik atraksiyonlar" bunun en somut örnekleridir. AB'ye ve "bir elin parmakları kadar azınlık"taki AB'cilere, bir de bu zaviyeden çeki/düzen vermek gerekir herhalde.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019