Her geçen gün elimizden biraz daha kayıp giden vatan toprağı Kıbrıs'la ilgili son gelişmeleri en net ve en güzel şekilde gazetemiz Yeni Mesaj milletimize aktardı.
Gelişmeleri yakından takip eden Recep Bahar iki gündür hazırladığı Kıbrıs'la alakalı manşet haberleriyle hiçbir medya ve basın organının vermediği şekilde vahim tabloyu gözler önüne serdi.
Malum, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Güney Kıbrıs Rum lideri Nikos Anastasiadis İsviçre'nin Mont Pelerin kasabasında Le Mirador Otel'de Birleşmiş Milletler gözetiminde bir araya geldi.
Ağırlıklı gündem, toprak paylaşımı, göçmenlerin durumu ve garantör devletler idi.
Mevcut duruma göre KKTC'nin toprakları Ada'nın yüzde 36,2'si?
Toplantıda yapılan toprak pazarlığında ilk aşamada Türk tarafı KKTC'nin payını yüzde 32,2'ye indirerek başladı. Rum tarafı ise yüzde 28,2'den kapı açtı. Türk tarafı yüzde 29,2'ye kadar indi, Rum tarafı yüzde 28,5'a çıktığı ifade edilse de bu net olarak açıklanmadı.
Eğer yüzde 28,5'ta mutabık kalınırsa, Rumlar yüzde 28,7 olan Annan Planı'ndan daha iyi bir netice almış olacak.
Rum Politis gazetesinde yayınlanan haritaya göre, Güzelyurt Rumlara veriliyor. KKTC'nin en stratejik yeri olan ve kuzeyde bulunan Dipkarpaz bölgesinde özel bir Rum bölgesi oluşturuluyor.
Göçmenlerin durumundan kasıt ise Rumların KKTC'deki topraklara yerleştirilmesi?
Kaç Rum'un Türk tarafına döneceği konusunda müzakereyi Türk tarafı 45 bin kişi teklifiyle açtı. Yapılan açıklamalarda Rum tarafının önerisinin en az 78 bin üst sınır olarak da 92 bin olduğu belirtildi.
Garantör devletler konusu ise tam bir muamma?
Müzakerelerde son aşamaya geçilmesi için Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'den oluşan garantör ülkelerin de katılacağı beşli bir konferans yapılacaktı. Yunanistan, eğer garantörlükler iptal edilmez ve de Türk askeri Ada'dan çekilmezse toplantıya katılmayacağını açıkladı.
Türk tarafı ise bu şartlı katılımı "sonucu toplantıya gitmeden elde etme taktiği" olarak ifade etti ve bu tavrın çoklu konferansa götürecek bir çalışmayı sabote etmek olduğunu belirtti. Neticede müzakereler askıya alındı.
Türk tarafının müzakerelerin askıya alınması konusunda açıkladığı gerekçeler oldukça ilginç; Kıbrıs Rum tarafının maksimalist tavrından vazgeçip makul çizgiye yanaşmaması, toprak konusunda 'yüksek bir pazarlık marjıyla Kıbrıs Türk tarafının karşısında durma' tutumu, aşırı taleplerde bulunması, taleplerinin adil olmaması ve uzlaşmaz tutumu?
Toprak kaybeden KKTC, müzakerelerde ısrarcı olan yine KKTC?
Rumların içine yerleşeceği ülke KKTC, müzakerelerin devamından yana olan yine KKTC?
KKTC varlığını Türkiye'nin garantörlüğüne ve Ada'daki Türk askeri varlığına borçlu, müzakere masasında tartışılan bu garantörlük ve askeri varlığımız ama müzakere konusunda ısrarlı olan yine KKTC?
Annan Planı da Rumlar sayesinde iptal olmuştu, bu keserin sürekli KKTC'yi yonttuğu müzakereler de yine Rumlar sayesinde ertelenmiş oldu.
"Sayesinde" diyorum çünkü her konuda kaybeden KKTC ve hep kazanan Rumlar?
Tabi, Rumların derdinin Ada'nın tamamını ele geçirmek olduğunu da ifade edelim.
Peki, bu tablo karşısında yapılması gereken nedir?
Çözüm bellidir; o da Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın Kıbrıs'ta düzenlenen 8. Uluslar arası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde ifade ettiği gibi, KKTC tam bağımsız bir devlet olmalıdır ve diğer ülkeler tarafından tanınması sağlanmalıdır.
Birleşik Kıbrıs, Kıbrıs Türk halkının 1974 öncesi yaşadığı vahşeti, katliamları yeniden hatta daha kötü bir şekilde yaşamasıdır. Kıbrıs Türk'ü, Türkiye'nin garantörlüğü ve Türk askerinin 1974 barış harekatıyla rahat bir nefes almıştır ve dikkat ederseniz müzakerelerde kaldırılmak istenen de bu koruyucu zırhtır.
Ve asla Türkiye olarak unutmamamız gereken bir gerçek de Kıbrıs elden giderse ?ki hızla gidiyor- Anadolu coğrafyamızı kaybederiz.
Gelişmeleri yakından takip eden Recep Bahar iki gündür hazırladığı Kıbrıs'la alakalı manşet haberleriyle hiçbir medya ve basın organının vermediği şekilde vahim tabloyu gözler önüne serdi.
Malum, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Güney Kıbrıs Rum lideri Nikos Anastasiadis İsviçre'nin Mont Pelerin kasabasında Le Mirador Otel'de Birleşmiş Milletler gözetiminde bir araya geldi.
Ağırlıklı gündem, toprak paylaşımı, göçmenlerin durumu ve garantör devletler idi.
Mevcut duruma göre KKTC'nin toprakları Ada'nın yüzde 36,2'si?
Toplantıda yapılan toprak pazarlığında ilk aşamada Türk tarafı KKTC'nin payını yüzde 32,2'ye indirerek başladı. Rum tarafı ise yüzde 28,2'den kapı açtı. Türk tarafı yüzde 29,2'ye kadar indi, Rum tarafı yüzde 28,5'a çıktığı ifade edilse de bu net olarak açıklanmadı.
Eğer yüzde 28,5'ta mutabık kalınırsa, Rumlar yüzde 28,7 olan Annan Planı'ndan daha iyi bir netice almış olacak.
Rum Politis gazetesinde yayınlanan haritaya göre, Güzelyurt Rumlara veriliyor. KKTC'nin en stratejik yeri olan ve kuzeyde bulunan Dipkarpaz bölgesinde özel bir Rum bölgesi oluşturuluyor.
Göçmenlerin durumundan kasıt ise Rumların KKTC'deki topraklara yerleştirilmesi?
Kaç Rum'un Türk tarafına döneceği konusunda müzakereyi Türk tarafı 45 bin kişi teklifiyle açtı. Yapılan açıklamalarda Rum tarafının önerisinin en az 78 bin üst sınır olarak da 92 bin olduğu belirtildi.
Garantör devletler konusu ise tam bir muamma?
Müzakerelerde son aşamaya geçilmesi için Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'den oluşan garantör ülkelerin de katılacağı beşli bir konferans yapılacaktı. Yunanistan, eğer garantörlükler iptal edilmez ve de Türk askeri Ada'dan çekilmezse toplantıya katılmayacağını açıkladı.
Türk tarafı ise bu şartlı katılımı "sonucu toplantıya gitmeden elde etme taktiği" olarak ifade etti ve bu tavrın çoklu konferansa götürecek bir çalışmayı sabote etmek olduğunu belirtti. Neticede müzakereler askıya alındı.
Türk tarafının müzakerelerin askıya alınması konusunda açıkladığı gerekçeler oldukça ilginç; Kıbrıs Rum tarafının maksimalist tavrından vazgeçip makul çizgiye yanaşmaması, toprak konusunda 'yüksek bir pazarlık marjıyla Kıbrıs Türk tarafının karşısında durma' tutumu, aşırı taleplerde bulunması, taleplerinin adil olmaması ve uzlaşmaz tutumu?
Toprak kaybeden KKTC, müzakerelerde ısrarcı olan yine KKTC?
Rumların içine yerleşeceği ülke KKTC, müzakerelerin devamından yana olan yine KKTC?
KKTC varlığını Türkiye'nin garantörlüğüne ve Ada'daki Türk askeri varlığına borçlu, müzakere masasında tartışılan bu garantörlük ve askeri varlığımız ama müzakere konusunda ısrarlı olan yine KKTC?
Annan Planı da Rumlar sayesinde iptal olmuştu, bu keserin sürekli KKTC'yi yonttuğu müzakereler de yine Rumlar sayesinde ertelenmiş oldu.
"Sayesinde" diyorum çünkü her konuda kaybeden KKTC ve hep kazanan Rumlar?
Tabi, Rumların derdinin Ada'nın tamamını ele geçirmek olduğunu da ifade edelim.
Peki, bu tablo karşısında yapılması gereken nedir?
Çözüm bellidir; o da Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın Kıbrıs'ta düzenlenen 8. Uluslar arası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde ifade ettiği gibi, KKTC tam bağımsız bir devlet olmalıdır ve diğer ülkeler tarafından tanınması sağlanmalıdır.
Birleşik Kıbrıs, Kıbrıs Türk halkının 1974 öncesi yaşadığı vahşeti, katliamları yeniden hatta daha kötü bir şekilde yaşamasıdır. Kıbrıs Türk'ü, Türkiye'nin garantörlüğü ve Türk askerinin 1974 barış harekatıyla rahat bir nefes almıştır ve dikkat ederseniz müzakerelerde kaldırılmak istenen de bu koruyucu zırhtır.
Ve asla Türkiye olarak unutmamamız gereken bir gerçek de Kıbrıs elden giderse ?ki hızla gidiyor- Anadolu coğrafyamızı kaybederiz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025