Sadece siyasette değil, toplumun her alanında büyük bir ahlaki yozlaşmaya tanıklık ediyoruz.
Ne ölçü kaldı, ne de tartı.
Aynı inançtan ve milletten olanların birbirini boğazladığı bir dünya.
En şiddetli düşmanlarına karşı naif, ama kendi insanına karşı, sırf kendisi gibi düşünmediği için zalim olan idareciler de gördük bu coğrafyada.
Toplumu dizayn eden siyasetçiler ve siyaset dilidir.
Onlar ne kadar mükemmel ise, toplum da onları örnekleyerek o kadar mükemmel olur.
Maalesef ölçü aramızdan kayıp gitmiştir.
Zifiri karanlıkta el yordamı ile aydınlığa ulaşmaya çalışıyoruz.
Tekrar ölçü aramızda oluncaya dek, zifiri karanlıkta alçak sürünme devam edecektir.
Öyle mi değil mi, bunu yaşayarak ve hatta kafamızı kırarak anlayacağız!
Millet unutur, arşiv unutmaz dediğim konu ise başka…
Sevgili okurlarım siyasette seviye o kadar aşağılara indi ki, bakarken inanın başımız dönüyor.
Hakiki dini yaşamı rayından çıkarıp, onu sadece nevresim bezinden ibaretmiş gibi zannedenlerin vay haline!
Seccade işini geçelim zira bu numarayı toplum yemeyecek düzeye erişti çok şükür.
Şimdi asıl İsrail askerlerinin postalları altında ezilen ve Müslüman dünyasının kutsal mekânı sayılan Kudüs'ün tanınması hususunda, küçük bir arşiv bilgisini hatırlatalım.
İHH İnsani Yardım Vakfı ve Özgür Gazze Hareketi'nin organizasyonuyla İsrail ablukasındaki Gazze'ye yardım malzemeleri götürmek üzere 31 Mayıs 2010 tarihinde yola çıkan Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerinin müdahalesi sonucu 9 kişi hayatını kaybetmişti hatırladınız mı?
O dönem İsrail'le savaşın eşiğine gelindiği yönünde demeçler veren Türkiye, "Tazminat ödenmesi, özür dilenmesi ve Gazze ambargosunun" kaldırılmasına bağladığı anlaşma koşullarından, tazminat hariç hiçbiri yerine gelmeden geri adım atmıştı ve bütün iddialarından vazgeçmişti, bunu da hatırladınız mı?
İsrailli yetkililer hakkında açılan davalar düşürülmüş ve TBMM'de AK Parti çoğunluğuyla suçlamalar aklanmıştı.
Sonra da Erdoğan yönetimi ile İsrail arasında konuya ilişkin imzalanan 6 maddelik anlaşma, 28 Haziran 2016 tarihinde, yani darbe girişiminden yaklaşık 15 gün önce imzalanmıştı. Sizce de bu tarih manidar değil mi?
Ve yine ardından, Türkiye adına Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, İsrail Dışişleri Müsteşarı Dore Gold arasında imzalanan bu anlaşma da, İsrail'in başkenti Telaviv'de değil statüsü tartışmalı olan Kudüs'te imzalanmıştı.
Bu anlaşma, AK Parti'nin Kudüs'ü, İsrail'in başkenti olarak tanıması olarak yorumlanmıştı bunu da hatırladınız değil mi?
Artık yıl, 1970 veya 80 veya 90'lar değil.
Bu türden yüksek ses patlama gücüne sahip sahte bombalarla hiç kimse yerinden kıpırdamamaktadır.
Bu yöntemi terk etmeyenlere tavsiyem şudur!
Geçmişte kalmaya devam ederseniz, geçmişin kuralları ile yargılanabilirsiniz.
O zaman adalet terazisi nerede diye kıyameti koparsanız da, geçmiş olsun.
- TÜRK milletine ters kelepçe! / 01.04.2025
- Türkler Ehl-i Beyt ile akrabadır / 31.03.2025
- Türk’ler Ehl-i Beyt İslam’ını kabul etmiştir / 30.03.2025
- İktidar çok tehlikeli oynuyor! / 26.03.2025
- Suriye için tek çözüm: Atatürk modeli / 25.03.2025
- Ne ekersen onu biçersin! / 24.03.2025
- Muhalefete tarihi görev: TEK ÇATI altında birleşin / 23.03.2025
- Türkiye’de sadece TÜRK’ler vardır! / 19.03.2025
- Ebu Suud’un Alevi katliamı fetvası / 18.03.2025