Başbakan R. T. Erdoğan ve AKP kurmayları son dönemde şunu sıkça tekrar ediyor:
Türkiye, hukuk devletidir.
Doğrudur. Anayasa’nın 2. Maddesi de öyle diyor:
Türkiye Cumhuriyeti… demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Ancak AKP hükümeti, herhalde “hukuk”tan “kanun”u anlıyor.
Doğal olarak, kanunu da kendi çıkartıyor.
Kanun denince “kitap” akla geliyor.
İşler “kitab”ına uydurulunca; hukuka da uymuş oluyor, kanuna da!
12 Haziran 2012 tarih ve 28321sayılı Resmi Gazete önümde… Bakanlar Kurulu’nun 2012/3240 sayılı kararı yayınlanmış.
“Bazı özelleştirme işlemleri hakkında verilen yargı kararlarının uygulanmasına yönelik” özel bir karar!
Yanlış anlaşılmasın; ibare “uygulanması” diye geçse de, karar “uygulanmamasına yönelik” karar!
Bakanlar imzalamış, Cumhurbaşkanı onaylamış, Resmi gazetede yayınlanmış… Anlayacağınız iş bitmiş!
Türkiye, bu süreçte “Uludere” ve “kürtaj” ile uğraşıyordu!
Hatırlayın, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, seçim konuşmalarında ve TV programlarında ısrarla “özelleştirme peşkeşi”ne dikkat çekiyordu. İş, en kârlı işletmelerin elden çıkartılmasıyla kalmıyor, devlete yılda 70-80 milyar gelir getiren kaynaklar kurutuluyor; yarın devlet, işçiye-memura nereden maaş verecek, kamu giderini ne ile karşılayacak, diye ikaz ediyordu.
Gidişat bu noktaya geldi, dayandı.
12 Haziran’da yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı şunu diyor:
Yargının özelleştirilmesini “iptal ettiği” veya “durdurma kararı” verdiği işletmeleri, Bakanlar Kurulu olarak “biz verdik, oldu-bitti”!
Üç satırlık gerekçe var tabi ki:
“…yargı kararlarının uygulanmasında ortaya çıkan fiili imkansızlık nedeniyle…”
Bakanlar Kurulu’nun 5 tane büyük “özelleştirme kıyağı” hangisi mi?
1) TÜPRAŞ: ÖYK’nun kamuya açıklanmayan bir kararı dayanak alınarak, TÜPRAŞ’ın yüzde 14.76’sı, kurumun tamamı özelleştirilmeye çıkarılmadan 6 ay önce, başka hiçbir aracı kuruluşa haber verilmeden, İsrailli işadamı Sami Ofer’e ait 6 fona, o günkü borsa değerinin yüzde 8 altında fiyata satılıyor… Danıştay 2005’te yapılan işlemi iptal ediyor ve hisselerin geri alınmasını istiyor.
2) Seydişehir Eti Alüminyum: Haziran 2005’te 290 milyon dolara, yanında Oymapınar Barajı Hidroelektrik Santralı promosyonuyla Rizeli Cengiz İnşaat’a veriliyor. Danıştay, satışı 2007’de iptal ediyor.
3) SEKA Balıkesir İşletmeleri: 51.2 milyon dolarlık değeri olan SEKA Balıkesir Kağıt İşletmeleri, birçok ormanlık arazileriyle birlikte 1.1 milyon dolara Yeni Şafak gazetesinin sahibi Albayrak ailesine veriliyor. Bursa 2. İdare Mahkemesi satışı iptal ediyor. Danıştay da kararı ‘yerinde” buluyor, onuyor.
4) Kuşadası Limanı: 2003’te yapılan ihalede İhale Komisyonu, birinci olan şirket ödeme yapamazsa ihalenin iptal edilmesine karar veriyor. Ancak ihale onanmıyor. ÖYK, kararı değiştirerek ikinci sıradaki İsrailli Sami Ofer ve ortaklığını sıralamaya sokuyor, limanı bunlara veriyor. Danıştay ihaleyi iptal ediyor.
5) Çeşme Limanı: Çeşme Limanı’nın işletme hakkı 1 Mayıs 2003’te 12.5 milyon dolara U Ortak Girişim Grubu’na veriliyor. İhale iptal ediliyor.
Yargının bütün iptal kararları “yok” sayılıyor. Tüm ihaleler geçerli kabul ediliyor. Bakanlar Kurulu, kamu mallarını bol keseden dağıtıyor!
Gözün aydın İsrailli Sami Ofer… Gözünüz aydın olsun diğer ihaleciler!
Bu yasal uygulamanın devamı gelecek… Bekleyin, sizin de iptal edilen ihaleleriniz geçerli olacak Yağma Hasan’ın böreğine üşüşenler!
Sen de avucunu yalamaya devam et, ey BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş’a kulak asmayan Yüce Türk Milleti!
AKP hükümeti, 28 Nisan gece yarısı, TBMM’den “özelleştirmede yargı kararını yok hükmünde sayan bir yasa” geçiriyor.
O demlerde Türk milleti, Uludere katliamı ve ardından kürtaj ile meşguldü.
Muhalefet, her zaman olduğu gibi zaten hükümetin değirmenine su taşıyordu. Kimse fark etmeden, kanun geçip gidiyor.
Bu kanuna istinaden Bakanlar Kurulu, Danıştay’ın iptal ve durdurma kararı verdiği 5 tane özelleştirme kıyağını, önceki gün “verdik gitti” diyor.
İşçiye-memura yüzde 1’lerin hesabını yaparak dirsek gösteren hükümet, yargı kararını by-pass ederek, özel bir kanun ve özel bir kararla özel bir peşkeş gerçekleştiriyor.
Türkiye hukuk devleti ise; alın size hukuk…
Adamlar, hukukun kitabını yazıyorlar.
Her iş kitabına uygun yürüyor, her peşkeş kitabına uygun çekiliyor.
Şeytana bile külahını ters giydiriyorlar.
Demokrasilerde “kuvvetler ayrılığı prensibi” var denirdi. O eskidendi. Artık ayrılık-gayrılık yok!
Bakanlar Kurulu’nun kıyak kararı gerekçesinde zikrettiği üzere özelleştirmede olduğu gibi, “demokrasimizin kuvvetler ayrılığı prensibi”nde de “fiili imkansızlık” yaşandığı için, hiç kimse, bu özel ve güzel demokrasimize padişahlık diyemez!
Bu “özel idare sistemi”ne, padişahlık bile denmez çünkü.
Diyen çıkarsa, ya biber gazı ile terbiye etmek veya Silivri’ye göndermek icab eder!
Türkiye, hukuk devletidir.
Doğrudur. Anayasa’nın 2. Maddesi de öyle diyor:
Türkiye Cumhuriyeti… demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Ancak AKP hükümeti, herhalde “hukuk”tan “kanun”u anlıyor.
Doğal olarak, kanunu da kendi çıkartıyor.
Kanun denince “kitap” akla geliyor.
İşler “kitab”ına uydurulunca; hukuka da uymuş oluyor, kanuna da!
12 Haziran 2012 tarih ve 28321sayılı Resmi Gazete önümde… Bakanlar Kurulu’nun 2012/3240 sayılı kararı yayınlanmış.
“Bazı özelleştirme işlemleri hakkında verilen yargı kararlarının uygulanmasına yönelik” özel bir karar!
Yanlış anlaşılmasın; ibare “uygulanması” diye geçse de, karar “uygulanmamasına yönelik” karar!
Bakanlar imzalamış, Cumhurbaşkanı onaylamış, Resmi gazetede yayınlanmış… Anlayacağınız iş bitmiş!
Türkiye, bu süreçte “Uludere” ve “kürtaj” ile uğraşıyordu!
Hatırlayın, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, seçim konuşmalarında ve TV programlarında ısrarla “özelleştirme peşkeşi”ne dikkat çekiyordu. İş, en kârlı işletmelerin elden çıkartılmasıyla kalmıyor, devlete yılda 70-80 milyar gelir getiren kaynaklar kurutuluyor; yarın devlet, işçiye-memura nereden maaş verecek, kamu giderini ne ile karşılayacak, diye ikaz ediyordu.
Gidişat bu noktaya geldi, dayandı.
12 Haziran’da yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı şunu diyor:
Yargının özelleştirilmesini “iptal ettiği” veya “durdurma kararı” verdiği işletmeleri, Bakanlar Kurulu olarak “biz verdik, oldu-bitti”!
Üç satırlık gerekçe var tabi ki:
“…yargı kararlarının uygulanmasında ortaya çıkan fiili imkansızlık nedeniyle…”
Bakanlar Kurulu’nun 5 tane büyük “özelleştirme kıyağı” hangisi mi?
1) TÜPRAŞ: ÖYK’nun kamuya açıklanmayan bir kararı dayanak alınarak, TÜPRAŞ’ın yüzde 14.76’sı, kurumun tamamı özelleştirilmeye çıkarılmadan 6 ay önce, başka hiçbir aracı kuruluşa haber verilmeden, İsrailli işadamı Sami Ofer’e ait 6 fona, o günkü borsa değerinin yüzde 8 altında fiyata satılıyor… Danıştay 2005’te yapılan işlemi iptal ediyor ve hisselerin geri alınmasını istiyor.
2) Seydişehir Eti Alüminyum: Haziran 2005’te 290 milyon dolara, yanında Oymapınar Barajı Hidroelektrik Santralı promosyonuyla Rizeli Cengiz İnşaat’a veriliyor. Danıştay, satışı 2007’de iptal ediyor.
3) SEKA Balıkesir İşletmeleri: 51.2 milyon dolarlık değeri olan SEKA Balıkesir Kağıt İşletmeleri, birçok ormanlık arazileriyle birlikte 1.1 milyon dolara Yeni Şafak gazetesinin sahibi Albayrak ailesine veriliyor. Bursa 2. İdare Mahkemesi satışı iptal ediyor. Danıştay da kararı ‘yerinde” buluyor, onuyor.
4) Kuşadası Limanı: 2003’te yapılan ihalede İhale Komisyonu, birinci olan şirket ödeme yapamazsa ihalenin iptal edilmesine karar veriyor. Ancak ihale onanmıyor. ÖYK, kararı değiştirerek ikinci sıradaki İsrailli Sami Ofer ve ortaklığını sıralamaya sokuyor, limanı bunlara veriyor. Danıştay ihaleyi iptal ediyor.
5) Çeşme Limanı: Çeşme Limanı’nın işletme hakkı 1 Mayıs 2003’te 12.5 milyon dolara U Ortak Girişim Grubu’na veriliyor. İhale iptal ediliyor.
Yargının bütün iptal kararları “yok” sayılıyor. Tüm ihaleler geçerli kabul ediliyor. Bakanlar Kurulu, kamu mallarını bol keseden dağıtıyor!
Gözün aydın İsrailli Sami Ofer… Gözünüz aydın olsun diğer ihaleciler!
Bu yasal uygulamanın devamı gelecek… Bekleyin, sizin de iptal edilen ihaleleriniz geçerli olacak Yağma Hasan’ın böreğine üşüşenler!
Sen de avucunu yalamaya devam et, ey BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş’a kulak asmayan Yüce Türk Milleti!
AKP hükümeti, 28 Nisan gece yarısı, TBMM’den “özelleştirmede yargı kararını yok hükmünde sayan bir yasa” geçiriyor.
O demlerde Türk milleti, Uludere katliamı ve ardından kürtaj ile meşguldü.
Muhalefet, her zaman olduğu gibi zaten hükümetin değirmenine su taşıyordu. Kimse fark etmeden, kanun geçip gidiyor.
Bu kanuna istinaden Bakanlar Kurulu, Danıştay’ın iptal ve durdurma kararı verdiği 5 tane özelleştirme kıyağını, önceki gün “verdik gitti” diyor.
İşçiye-memura yüzde 1’lerin hesabını yaparak dirsek gösteren hükümet, yargı kararını by-pass ederek, özel bir kanun ve özel bir kararla özel bir peşkeş gerçekleştiriyor.
Türkiye hukuk devleti ise; alın size hukuk…
Adamlar, hukukun kitabını yazıyorlar.
Her iş kitabına uygun yürüyor, her peşkeş kitabına uygun çekiliyor.
Şeytana bile külahını ters giydiriyorlar.
Demokrasilerde “kuvvetler ayrılığı prensibi” var denirdi. O eskidendi. Artık ayrılık-gayrılık yok!
Bakanlar Kurulu’nun kıyak kararı gerekçesinde zikrettiği üzere özelleştirmede olduğu gibi, “demokrasimizin kuvvetler ayrılığı prensibi”nde de “fiili imkansızlık” yaşandığı için, hiç kimse, bu özel ve güzel demokrasimize padişahlık diyemez!
Bu “özel idare sistemi”ne, padişahlık bile denmez çünkü.
Diyen çıkarsa, ya biber gazı ile terbiye etmek veya Silivri’ye göndermek icab eder!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019