Devlet Planlama Teşkilatı'nın geçen hafta ortaya koyduğu üç aylık rapor, sadece kayıtlı ekonomide Türkiye'nin çöküş rakamlarını vermedi; aynı zamanda koalisyonun Türkiye'ye verdiği resmi zarar faturasının ve ülkemize olan ağır maliyetinin bir kısmını, yani ekonomideki zararının faturalı bölümünü ortaya koydu. Ancak Türkiye, sadece ekonomiden ibaret değil şüphesiz...
Bu bakımdan yılın ikinci çeyreğinde Türkiye'nin yüzde 11.8 küçüldüğünü, rakamların diliyle ülkenin 50-55 yıl geriye gittiğini söyleyen DPT raporunun sosyal ve siyasal analizi, ekonomik analizinden çok daha önemli sayılmalıdır. Ekonomik hareketlerin kayıtdışı kalan kısmının bile raporlarda yeralmaması bir yana, envanterlere rakamsal olarak giremeyen sosyal, siyasal, toplumsal, kültürel, ahlaki ve ulusalararası alandaki küçülme ve çökmeler, DPT'nin kara haberinden daha ağırdır.
Kelepir şirketler envanteri
Başbakan Bülent Ecevit, geçen hafta Valiliklere gönderdiği talimatla illerdeki 'kelepir işletmeler'in envanterinin çıkarılmasını istedi. Valiler müflis tüccar bulmakta zorlanmıyor; çünkü vatan sathı, müflis kabristanlığına dönmüş. Şimdi herkes kendi bölgesinde iflas eden şirketlerin harıl harıl dökümanını çıkarmakla meşgul. Niye mi? Bu envanterler, yabancı dillere tercüme edilerek yabancılara ulaştırılarak 'buyurun, bitpazarının malları bunlar' denilecek ve satış yapılacak.
Meğer hortum ayaklarına dolandı
Koalisyonun, şu malum ortaklık metnini hatırlayanınız vardır; orada en önemli vurgu, yolsuzluk ve hortumlamalara neşter vurulacağıydı. Hatta ortaklar, ekonomik kalkınmanın yanısıra koalisyonun varlık sebebinin 'yolsuzluklara neşter atmak' olduğunu bile ifade etmişlerdi. Ancak bugün görünen şu ki, neşter vurmak için hortumların arasına dalanların ayaklarına maalesef hortumlar dolanıvermiş. Herkes nasiplenmiş... Herkesin nasiplendiği yerde işçiye, çiftçiye, üreticiye, imalatçıya, yani millete birşey kalmamış. Varlık sebeplerini yitiren koalisyonun varlığı ise son derece manidardır.
Topyekün kelepir
IMF ve Dünya Bankası talimatlı programlarla koalisyon sadece ekonomik iflası sağlamamış. Bazan AB'ye üyelik, bazan IMF veya Dünya Bankası bahanesiyle yapılan yasal düzenlemeler, adeta topyekün Türkiye'yi kelepire çıkarmış. Sadece TL için hutbe okutulduğuna bakmayın; onuru beşparalık edilen o kadar milli, siyasi ve ahlaki değer var ki, onlar için hutbe değil belki 'salâ' okutmak gerekir.
Tek taraflı Gümrük Birliği anlaşması ihracat rejimimizi, Uluslararası Tahkim imzası adalet mekanizmamızı, IMF talimatlı Derviş yasaları milletin iradesini, AB müktesabatı Kıbrıs'ımızı, Ege'mizi, güneydoğumuzu ve topyekün ulusal güvenliğimizi, hazine arazilerinin diplomatik şartla satışına imkan tanıyan düzenleme vatan topraklarını... beşparalık hale sokmadı mı? Böyle bir Türkiye, topyekün kelepire çıkmış olmadı mı? Bütün bunlar, eskisiyle yenisiyle, iktidarıyla muhalefetiyle bugüne kadar Ankara'da konuşlanmış politikacılarımızın çabalarının faturası değil mi?
Bu bakımdan sadece DPT'nin kayıtlı ekonomi rakamlarına takılmak kendimizi yanıltmak olur. Asıl, kayıtdışında bırakılan büyük Türkiye'yi gözlemlemek ve tedbir almak şart. Bugün çöken ekonomi, kapanan işletmeler ve ekonomik rakamlarla küçülen Türkiye kadar, belki bundan da önce sosyal, toplumsal, ahlaki, hukuki ve siyasi... vs alanlarda ve en önemlisi uluslararası arenada adeta kelepire çıkarılan Türkiye üzerinde düşünmek lazım gelir. O zaman kurtuluş için tek çarenin, aynen milletin gördüğü gibi Kuvay-ı Milliye kadrosu olduğunu görürüz.
Bu bakımdan yılın ikinci çeyreğinde Türkiye'nin yüzde 11.8 küçüldüğünü, rakamların diliyle ülkenin 50-55 yıl geriye gittiğini söyleyen DPT raporunun sosyal ve siyasal analizi, ekonomik analizinden çok daha önemli sayılmalıdır. Ekonomik hareketlerin kayıtdışı kalan kısmının bile raporlarda yeralmaması bir yana, envanterlere rakamsal olarak giremeyen sosyal, siyasal, toplumsal, kültürel, ahlaki ve ulusalararası alandaki küçülme ve çökmeler, DPT'nin kara haberinden daha ağırdır.
Kelepir şirketler envanteri
Başbakan Bülent Ecevit, geçen hafta Valiliklere gönderdiği talimatla illerdeki 'kelepir işletmeler'in envanterinin çıkarılmasını istedi. Valiler müflis tüccar bulmakta zorlanmıyor; çünkü vatan sathı, müflis kabristanlığına dönmüş. Şimdi herkes kendi bölgesinde iflas eden şirketlerin harıl harıl dökümanını çıkarmakla meşgul. Niye mi? Bu envanterler, yabancı dillere tercüme edilerek yabancılara ulaştırılarak 'buyurun, bitpazarının malları bunlar' denilecek ve satış yapılacak.
Meğer hortum ayaklarına dolandı
Koalisyonun, şu malum ortaklık metnini hatırlayanınız vardır; orada en önemli vurgu, yolsuzluk ve hortumlamalara neşter vurulacağıydı. Hatta ortaklar, ekonomik kalkınmanın yanısıra koalisyonun varlık sebebinin 'yolsuzluklara neşter atmak' olduğunu bile ifade etmişlerdi. Ancak bugün görünen şu ki, neşter vurmak için hortumların arasına dalanların ayaklarına maalesef hortumlar dolanıvermiş. Herkes nasiplenmiş... Herkesin nasiplendiği yerde işçiye, çiftçiye, üreticiye, imalatçıya, yani millete birşey kalmamış. Varlık sebeplerini yitiren koalisyonun varlığı ise son derece manidardır.
Topyekün kelepir
IMF ve Dünya Bankası talimatlı programlarla koalisyon sadece ekonomik iflası sağlamamış. Bazan AB'ye üyelik, bazan IMF veya Dünya Bankası bahanesiyle yapılan yasal düzenlemeler, adeta topyekün Türkiye'yi kelepire çıkarmış. Sadece TL için hutbe okutulduğuna bakmayın; onuru beşparalık edilen o kadar milli, siyasi ve ahlaki değer var ki, onlar için hutbe değil belki 'salâ' okutmak gerekir.
Tek taraflı Gümrük Birliği anlaşması ihracat rejimimizi, Uluslararası Tahkim imzası adalet mekanizmamızı, IMF talimatlı Derviş yasaları milletin iradesini, AB müktesabatı Kıbrıs'ımızı, Ege'mizi, güneydoğumuzu ve topyekün ulusal güvenliğimizi, hazine arazilerinin diplomatik şartla satışına imkan tanıyan düzenleme vatan topraklarını... beşparalık hale sokmadı mı? Böyle bir Türkiye, topyekün kelepire çıkmış olmadı mı? Bütün bunlar, eskisiyle yenisiyle, iktidarıyla muhalefetiyle bugüne kadar Ankara'da konuşlanmış politikacılarımızın çabalarının faturası değil mi?
Bu bakımdan sadece DPT'nin kayıtlı ekonomi rakamlarına takılmak kendimizi yanıltmak olur. Asıl, kayıtdışında bırakılan büyük Türkiye'yi gözlemlemek ve tedbir almak şart. Bugün çöken ekonomi, kapanan işletmeler ve ekonomik rakamlarla küçülen Türkiye kadar, belki bundan da önce sosyal, toplumsal, ahlaki, hukuki ve siyasi... vs alanlarda ve en önemlisi uluslararası arenada adeta kelepire çıkarılan Türkiye üzerinde düşünmek lazım gelir. O zaman kurtuluş için tek çarenin, aynen milletin gördüğü gibi Kuvay-ı Milliye kadrosu olduğunu görürüz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019