Son günlerde bir anda mutasyona uğrayıp fırdöndü Atatürkçü halini alan milliyetçisinden İslamcısına, Atatürkçü geçineninden Sosyal demokratına kadar Türk siyaseti, maalesef liberal kapitalizmin çağdaş köleleri
vaziyetindeler...
Öyle ki, hiçbirinin Atatürk ile, Atatürkçülük ile bağı-bağlantısı kalmamış!
Atatürkçü ve halkçı geçineni kapitalizmin marabası olmuş, devleti-milleti bitirdi.
Milliyetçisi kapitalist IMF'ci olmuş, milletin anasını
ağlattı.
İslamcısı, faizci kapitalist olmuş, devleti-milleti iflas ettirip faize-borca batırdı.
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Hoşgeldin Atatürk" eseri ve "Atatürk vatandır" çığırından sonra, bütün bu liberal-kapitalist zümre, birkaç saat içinde güya Atatürkçü olup çıktılar.
Yalancının?
Bin kere zemzem suyu ile yıkasanız, liberal-kapitalistten asla Atatürkçü olmaz.
Atatürk'ün tüm hayatı, Haçlı dünyasının her türlü işgalciliğine, vahşi kapitalizmine, bilumum emperyalizm ve sömürü anlayışlarına karşı istiklâl-i tam imanı ve milli iradeyle karşı durmakla geçti.
Atatürk, bu siyasi kapitalistleri Orman Çiftliğine bekçi bile yapmaz, önünden dahi geçirmezdi.
Kendi devrindeki mandacılara yaptığı gibi hain olmayanları yola getirir, hainlik emaresi gördüklerini de inanın Fizan'a sürerdi.
Bugün Türk milletinin de yapması gereken budur; hain olmayanları Atatürk'ün istikametine, güncel ifadesiyle Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli safına getirmek, hainlik emaresi gördüklerini ya sandığa gömmek ya da Merih'e yahut FETÖ gibi Atlantik ötesine göndermektir.
Türk devleti ve milletini, devletin kurucu iradesi Gazi M. Kemal Atatürk'ün bağımsızlık çizgisinden kopartıp vahim noktalara sürükleyerek batıran zihniyet, liberal-kapitalizme bağımlı siyaset anlayışıdır.
Atatürk'ü, bu liberal-kapitalizmin siyasi uşaklarıyla birlikte anmak, bunların biz de Atatürkçüyüz demelerine kanmak, vallahi Gazi Paşa'ya hakaret sayılmalıdır.
Vatanı, devleti, milleti, ekonomiyi Haçlı dünyasına ve topyekun ecnebiye peşkeş çekeceksin; mübarek vatanı Haçlı işgalinden kurtaran ve o zor şartlarda Milli İktisad çığırı açan Atatürk'ün yolunda olduğunu, Atatürkçü olduğunu iddia edeceksin? Pes, doğrusu!
Başbakan, Atatürkçülük lâfla olmaz, diyor? el-Hak doğrudur.
Atatürkçülük, lafla olmaz; hele hele liberal-kapitalizme köle olmakla hiç ama hiç olmaz. Bu sebeple AKP iktidarı ve muhalefetteki kapitalist zihniyetten gerçek Atatürkçü çıkmaz.
Atatürkçü olmak için mandacı olmamak, Bağımsız Türkiye karakterli ve sevdalısı olmak, Milli Ekonomi Modeli sahibi olmak, Sosyal Devlet projelerinin mimarı olmak gerekir?
Bu bağlamda Türkiye'de tek Atatürkçü vardır; Milli Ekonomi Modeli'nin ve Sosyal Devlet projelerinin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş.
Türk siyaset hayatında, kapitalizmin temel felsefesine ilk okkalı eleştiriyi yapan Atatürk'tür, kapitalizmi modeli ile topyekun tarihe gömen ise Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
Atatürk, kapitalizmin "kendi kendine arz-talep dengesi" görüşünü ve serbest rekabet yaklaşımını "tam bir serap" olarak değerlendiriyor, şu tespiti yapıyor: "Yalnız serbest rekabetle bir ülkede ekonomik düzen kurulamaz; kurulabileceğini sananlar, kendilerini bir serap karşısında aldatılmaya koyuverenlerdir" (Prof. Dr. Afet İnan, Vatandaş İçin Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün El Yazıları, s. 35, Ankara, T.T.K Yay., 1974).
M. Kemal Paşa, 26 Nisan 1920'de SSCB Devlet başkanına yazdığı mektupta, Milli Mücadele'nin özünde vahşi kapitalizme karşı var olan bir milli duruşun altını şöyle çiziyor:
"Memleketlerimiz arasında bir başka mühim benzerlik, bizim, kapitalist ve emperyalist düzene karşı savaşmamızdır.
Kapitalizm Türkiye'de, Avrupa'da ve eski Rusya'da olduğundan daha zayıf gelişti. Fakat vaziyet, büyük teşebbüslerdeki hemen bütün kapitalin ecnebiler tarafından yatırılmış olmasıyla şiddetlenmiştir. Halkımızın istismarını kolaylaştırmak için kurulmuş olan kapitülasyon sistemi, gelişmemizi engellemiş ve bizi bu sömürüye tahammül etmeye mahkûm etmiştir.
Bu rejimi ortadan kaldırma hedefine sahip milli mücadelemiz her şeyden önce kapitalizme karşı yönelmiştir.
Biz memleketimizi düşman istilasından kurtardıktan sonra, ehemmiyeti haiz büyük işletmeleri devlet eliyle yönetme niyetindeyiz. Böylece gelecekte büyük kapitalist sınıfların efendiliğinin memlekette hâkim olmasının önüne geçmiş oluruz. Türkiye'nin büyük devletler ve onların uyduları tarafından hâlâ açık veya kapalı olarak çılgınca saldırılara hedef olmasının nedeni, bu bakımdan bütün mazlum milletlere kurtuluş yolunu göstermiş olmasıdır" (Sabahattin Selek, Anadolu İhtilali, c. II, s. 455; Akşam Gazetesi, s. 5, 26 Mayıs 1969).
İslamcısından Atatürkçü geçinenine herkesin liberal-kapitalizme köleliği içselleştirdikleri şu süreçte; Türkiye'yi ve dünyayı sömüren bu kapitalizm anlayışını tarihe gömerek Atatürk'ün umut ve özlemini gerçekleştiren yegane siyaset ve ilim adamı Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
Türk milleti, Prof. Dr. Haydar Baş ve BTP'den başka yerde Atatürk ve Atatürkçü aramasın? Arar ve Atatürkçü postuna bürünmüş kapitalizmin siyasi kölelerine kanarsak; bunun faturası, Atatürk'ün emaneti koskoca devletini, aziz vatanı ve yüce medeniyetini kaybetmek olur.
vaziyetindeler...
Öyle ki, hiçbirinin Atatürk ile, Atatürkçülük ile bağı-bağlantısı kalmamış!
Atatürkçü ve halkçı geçineni kapitalizmin marabası olmuş, devleti-milleti bitirdi.
Milliyetçisi kapitalist IMF'ci olmuş, milletin anasını
ağlattı.
İslamcısı, faizci kapitalist olmuş, devleti-milleti iflas ettirip faize-borca batırdı.
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Hoşgeldin Atatürk" eseri ve "Atatürk vatandır" çığırından sonra, bütün bu liberal-kapitalist zümre, birkaç saat içinde güya Atatürkçü olup çıktılar.
Yalancının?
Bin kere zemzem suyu ile yıkasanız, liberal-kapitalistten asla Atatürkçü olmaz.
Atatürk'ün tüm hayatı, Haçlı dünyasının her türlü işgalciliğine, vahşi kapitalizmine, bilumum emperyalizm ve sömürü anlayışlarına karşı istiklâl-i tam imanı ve milli iradeyle karşı durmakla geçti.
Atatürk, bu siyasi kapitalistleri Orman Çiftliğine bekçi bile yapmaz, önünden dahi geçirmezdi.
Kendi devrindeki mandacılara yaptığı gibi hain olmayanları yola getirir, hainlik emaresi gördüklerini de inanın Fizan'a sürerdi.
Bugün Türk milletinin de yapması gereken budur; hain olmayanları Atatürk'ün istikametine, güncel ifadesiyle Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli safına getirmek, hainlik emaresi gördüklerini ya sandığa gömmek ya da Merih'e yahut FETÖ gibi Atlantik ötesine göndermektir.
Türk devleti ve milletini, devletin kurucu iradesi Gazi M. Kemal Atatürk'ün bağımsızlık çizgisinden kopartıp vahim noktalara sürükleyerek batıran zihniyet, liberal-kapitalizme bağımlı siyaset anlayışıdır.
Atatürk'ü, bu liberal-kapitalizmin siyasi uşaklarıyla birlikte anmak, bunların biz de Atatürkçüyüz demelerine kanmak, vallahi Gazi Paşa'ya hakaret sayılmalıdır.
Vatanı, devleti, milleti, ekonomiyi Haçlı dünyasına ve topyekun ecnebiye peşkeş çekeceksin; mübarek vatanı Haçlı işgalinden kurtaran ve o zor şartlarda Milli İktisad çığırı açan Atatürk'ün yolunda olduğunu, Atatürkçü olduğunu iddia edeceksin? Pes, doğrusu!
Başbakan, Atatürkçülük lâfla olmaz, diyor? el-Hak doğrudur.
Atatürkçülük, lafla olmaz; hele hele liberal-kapitalizme köle olmakla hiç ama hiç olmaz. Bu sebeple AKP iktidarı ve muhalefetteki kapitalist zihniyetten gerçek Atatürkçü çıkmaz.
Atatürkçü olmak için mandacı olmamak, Bağımsız Türkiye karakterli ve sevdalısı olmak, Milli Ekonomi Modeli sahibi olmak, Sosyal Devlet projelerinin mimarı olmak gerekir?
Bu bağlamda Türkiye'de tek Atatürkçü vardır; Milli Ekonomi Modeli'nin ve Sosyal Devlet projelerinin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş.
Türk siyaset hayatında, kapitalizmin temel felsefesine ilk okkalı eleştiriyi yapan Atatürk'tür, kapitalizmi modeli ile topyekun tarihe gömen ise Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
Atatürk, kapitalizmin "kendi kendine arz-talep dengesi" görüşünü ve serbest rekabet yaklaşımını "tam bir serap" olarak değerlendiriyor, şu tespiti yapıyor: "Yalnız serbest rekabetle bir ülkede ekonomik düzen kurulamaz; kurulabileceğini sananlar, kendilerini bir serap karşısında aldatılmaya koyuverenlerdir" (Prof. Dr. Afet İnan, Vatandaş İçin Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün El Yazıları, s. 35, Ankara, T.T.K Yay., 1974).
M. Kemal Paşa, 26 Nisan 1920'de SSCB Devlet başkanına yazdığı mektupta, Milli Mücadele'nin özünde vahşi kapitalizme karşı var olan bir milli duruşun altını şöyle çiziyor:
"Memleketlerimiz arasında bir başka mühim benzerlik, bizim, kapitalist ve emperyalist düzene karşı savaşmamızdır.
Kapitalizm Türkiye'de, Avrupa'da ve eski Rusya'da olduğundan daha zayıf gelişti. Fakat vaziyet, büyük teşebbüslerdeki hemen bütün kapitalin ecnebiler tarafından yatırılmış olmasıyla şiddetlenmiştir. Halkımızın istismarını kolaylaştırmak için kurulmuş olan kapitülasyon sistemi, gelişmemizi engellemiş ve bizi bu sömürüye tahammül etmeye mahkûm etmiştir.
Bu rejimi ortadan kaldırma hedefine sahip milli mücadelemiz her şeyden önce kapitalizme karşı yönelmiştir.
Biz memleketimizi düşman istilasından kurtardıktan sonra, ehemmiyeti haiz büyük işletmeleri devlet eliyle yönetme niyetindeyiz. Böylece gelecekte büyük kapitalist sınıfların efendiliğinin memlekette hâkim olmasının önüne geçmiş oluruz. Türkiye'nin büyük devletler ve onların uyduları tarafından hâlâ açık veya kapalı olarak çılgınca saldırılara hedef olmasının nedeni, bu bakımdan bütün mazlum milletlere kurtuluş yolunu göstermiş olmasıdır" (Sabahattin Selek, Anadolu İhtilali, c. II, s. 455; Akşam Gazetesi, s. 5, 26 Mayıs 1969).
İslamcısından Atatürkçü geçinenine herkesin liberal-kapitalizme köleliği içselleştirdikleri şu süreçte; Türkiye'yi ve dünyayı sömüren bu kapitalizm anlayışını tarihe gömerek Atatürk'ün umut ve özlemini gerçekleştiren yegane siyaset ve ilim adamı Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
Türk milleti, Prof. Dr. Haydar Baş ve BTP'den başka yerde Atatürk ve Atatürkçü aramasın? Arar ve Atatürkçü postuna bürünmüş kapitalizmin siyasi kölelerine kanarsak; bunun faturası, Atatürk'ün emaneti koskoca devletini, aziz vatanı ve yüce medeniyetini kaybetmek olur.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019