Gündemde birçok konu tartışılıp konuşulurken, sanayicinin feryadını duyan yok.
Eğer ekonomik bir kalkınma hedefi varsa, asgari ücret bile olsa bir maaş verilecekse, işsizliğin azaltılması planlanıyorsa, büyümeden bahsedilecekse bu, elbette ki sanayici ile mümkün olacak. Sanayicinin sıkıntılarına kulak tıkayan bir siyasi duruşla ileriye doğru hiçbir doğru hamle yapamazsınız. Özellikle de bu pandemi şartlarında.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, İSO Meclisinin Aralık olağan toplantısında sanayicileri temsilen çok önemli tespitlerde bulundu.
Bunların bir kısmını sizlere aktaralım:
"2020 yılı faaliyetleri Covid-19 gölgesinde geçti, pandemi sürecinin bitimiyle birlikte Türkiye'nin her şeyden önce 'yeni bir büyüme modeli' konusunda çok daha güçlü ve stratejik bir karar vermesi gerekmektedir."
"Çok uzun yıllardır söylediğimiz bir gerçeğe yeniden dikkat çekiyoruz, o da büyümenin oranından daha çok, 'büyümenin kalitesi' gerçeğidir."
"Geçmiş yıllar, şu gerçeği bize net olarak gösterdi: Artık çok yıldızlı ama sanayinin payının, sanayinin katkısının düşük olduğu ve uzun vadede de Türkiye'ye bedel üreten büyüme modeliyle ilerleyemeyiz."
"Bunun yerine daha dengeli ama sürdürülebilir ve sanayinin niteliğinden payını almış olan bir büyüme modelini oluşturmalıyız. 2021 ve sonrası için böyle bir modelin Türkiye açısından çok daha doğru olacağını düşünüyoruz."
"Onun için dar kesitli büyüme oranları üzerinden konuşmak yerine 2021 sonrasında kaynakları doğru kullanarak Türkiye'yi temel sorunlarından kurtaracak olan bir büyüme stratejisi üzerinde durmalıyız."
"Şu anda birçok sektör, üretimleri için gerekli hammaddeyi yurt içinden de yurt dışından da teminde hem miktar hem de maliyet açısından büyük güçlükler yaşıyor. Özellikle büyük uluslararası finansman fonları bu olumsuz gelişmede aktif rol oynuyor."
"Dünyada tedbir paketleri adıyla piyasaya sürülen kaynaklar, gerçek hedeflerine ulaşmak yerine, kontrolsüz bir şekilde kullanılarak, hammadde fiyatlarında fırsatçılık yaparak spekülatif ve ölçüsüz kazançların ortaya çıkmasına yol açıyor."
"Bu olumsuz durum sanayi şirketlerimizin işletme sermaye ihtiyaçlarını artırırken, 'maliyet enflasyonu'na da neden oluyor."
"2021'de Türk sanayisinin en önemli gündem konusu finansman yani para olacak."
"Türkiye'nin kaynak problemi yoktur, Türkiye'nin kaynakları doğru kullanma problemi vardır."
"2021'in önemli bir döneminde yüksek finansman maliyetlerinin ve daralan finans kaynaklarının, Türk sanayicisinin hem mevcut işletmelerin döndürülmesi açısından hem de bizi bekleyen yeni yatırımların oluşturulabilmesi açısından elindeki en önemli stres kaynaklarından birisi olacağını düşünüyorum."
"İkinci önemli konu istihdam. Ne yazık ki bu konuda kısa vadede çözüm göremiyoruz. Bir taraftan çok yüksek oranda işsizlikten bahsederken, öbür taraftan da hala daha yeterli ölçüde işçi bulamayan binlerce sanayicimizi, binlerce firmamızı duymaktayız."
Evet, İSO Başkanı Sayın Bahçıvan'ın görüşleri bu şekilde. Bu, her birinin altını önemle çizebileceğim ve altına imzamı koyabileceğim önemli tespitleri okuyunca, esasen aklıma Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'nin temel tespitleri geldi. Bahçıvan'ın isim vermeden bahsettiği konular, Milli Ekonomi Modeli'nde detaylıca anlatılıyor. Hatta Sayın Bahçıvan acaba Milli Ekonomi Modeli'nden mi okuyor diye düşünmedim değil.
Bahçıvan; kaliteli, ileride bedel ödetmeyecek, sürdürülebilir ve sanayinin niteliğinden payını almış yeni bir büyüme modelinden bahsediyor. İşte tarif ettiği bu model, hepiniz de çok iyi biliyorsunuz ki, Prof. Dr. Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'dir.
Sayın Bahçıvan "maliyet enflasyonu"ndan bahsediyor, zaten "Türkiye'de talep enflasyonu yok, maliyet enflasyonu var" diyen bir kişi var o da Prof. Dr. Haydar Baş.
Sayın Bahçıvan, "Türkiye'nin kaynak problemi yok, kaynakları kullanma problemi var" diyor; Prof. Dr. Baş da yıllardır bunu söylüyordu ve kaynakların nasıl kullanılacağının modelini de yazdı.
Türkiye'de "emek ve üretim kaynağı" var, Milli Ekonomi Modeli'nde formülüne varıncaya kadar ifade edildiği gibi, bu emek ve üretim karşılığı senyorajla Milli Para'nın basılması gerekiyor ve sosyal devlet projeleriyle vatandaşın cebine, sıfır faizli kredi imkanlarıyla da sanayicinin cebine konulması gerekiyor. İşte size MEM'den geniş bir pazar imkânı ve maliyet enflasyonunu ortadan kaldırma formülü.
Hammadde kaynağı olan madenlerimizin de MEM'de ifade edildiği gibi "devlet-millet ortaklığıyla işletilmesi" projesi hayata geçirilirse, hammadde sorunu ortadan kalkar, hammadde fiyatları küresel spekülatörlerin oyuncağı olmaktan kurtulur.
Kaliteli büyüme, finansa kolay ulaşım, hammadde fiyatlarında istikrar ve geniş bir pazar imkanı istiyorsanız, bunun dünyada tek çözümü var, Milli Ekonomi Modeli.
Türkiye'de bunun tek adresi Bağımsız Türkiye Partisi ve BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'tır. Sorunları ifade etmek çözümü getirmez, ama çözebilecek adresi ve modeli ilan etmek çözüm için atılacak en önemli adımdır.
- Yatırımcılar, ‘demokrasi’ ve ‘hukuk’ arar / 04.02.2025
- Türkiye’de tarım BTP ile zirveye ulaşır / 01.02.2025
- İsrail, işgallerini kalıcı hale getirmeye çalışıyor / 31.01.2025
- Trump hızlı başladı; ne değişecek? / 29.01.2025
- İnsan bozulunca, her şey bozuluyor / 28.01.2025
- Gazze’deki ateşkes ABD’ye mi emanet? / 25.01.2025
- Kartalkaya’da yüreğimiz yandı / 24.01.2025
- Hz. Fatıma edep, ölçü ve iman abidesidir / 22.01.2025
- ‘Söneriz diye üflediler, alev aldık’ / 21.01.2025