Prof. Dr. Haydar Baş, Amerika’nın henüz birinci Körfez müdahalesi öncesinde, “Burada asıl hedef Türkiye’dir, Irak’ı bölecekler, bölgede bir Kürdistan kuracaklar, Türkiye’yi de ona hami yapacaklar, bu projenin nihayeti İsrail’in Arz-ı Mev’ud idealini gerçekleştirmektir” diye devlet ve milletimizi ikaz ettiğinde, burun kıvıranlar, şimdi kına yaksınlar… Yok, böyle bir şey, bunlar komplo, bunlar kara mizah diyerek Türk milletini avlayan aydın takımı ve siyaset erbabı da kınalarını yaksınlar!
Türkiye, Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kazanında “kepçe” olarak, siz “maşa” da diyebilirsiniz, özel hizmet vermeye devam ediyor.
Ortadoğu’nun hukuk tanımaz şımarık oğlanı bugüne kadar İsrail’di. İsrail, bölgede aşırı tepki çektiği için bir adım geriye alındı. Amerikan’ın aklıya Ortadoğu kazan, Türkiye kepçe, İsrail’e çalışıyor!
Komşu ülkelerin hangisinde bir BOP’lu iş, bir kardeş kavgası, bir iç karışıklık varsa; maalesef AKP hükümeti yönetimindeki Türkiye orada!
Irak’a karşı tutunduğumuz tavır, Suriye’ninkinden farlı değil…
Türkiye, Irak ile karşı karşıya geldi.
Hem de hukuk dışı vaziyetimiz yüzünden!
Amerika’nın “İsrail’in Arz-ı Mev’ud idealinin önünün açılması ve Dicle-Fırat havzasında Tevrat esaslarına uygun genişlikte alan bulması” için inşa ettiği Bölgesel Barzani Devleti, Irak Anayasasını, Irak merkezi idaresini tanımıyor.
ABD’nin derdi, Kuzey Irak’taki Kürt halkı filan değil, aşağıdan yukarıya doğru yayılmak isteyen İsrail’dir!
Irak Anayasasına göre Barzani’nin tek başına petrolü işletip parayı bölgedeki kasasına aktarması mümkün değil, Anayasaya aykırı, yasa dışı… Çünkü Irak Anayasasına göre petrol, Barzani’nin babasının malı değil, tüm Irak halkınındır!
Hukuk bu iken, AKP hükümeti, Barzani’yi muhatap alıyor, hukuk ve Anayasa dinlemeyen Barzani’nin bölgesel yönetimini himaye ediyor.
Kuzey Irak’taki bölgesel yönetimin Başbakanı Neçirvan Barzani Türkiye’ye geliyor, 17 Mayıs’ta Başbakan R. T. Erdoğan’la “Kuzey Irak-Türkiye boru hattı anlaşması“ yapıyor.
Barzani’ye iki yeni sınır kapısı daha açılıyor.
Erdoğan, 20 Haziran’da Brezilya’ya giderken, “Kuzey Irak yönetiminden ham petrol alıp Türkiye’de işleyeceğiz. Ardından Kuzey Irak’a geri göndereceğiz“ diyerek ilk sinyali veriyor.
AKP’nin Gülen yüzü Zaman, ilk müjdeyi veriyor: 7 Temmuz 2012’de Türkiye, Bağdat’ı devre dışı bırakarak, Kuzey Irak’tan doğrudan petrol alımına başlanıyor. Geçen hafta bölgeye giden tankerler, dolum yapıp Türkiye’ye, Mersin rafinerisine dönüyor...
Irak merkezi hükümet, Barzani’nin petrol işine girişmesinin hukuk dışı ve Anayasa’yı ihlal olduğunu ilan ediyor.
Irak Başbakanlığı, petrol konusunu “savaş sebebi” olarak açıklıyor.
Türkiye’yi de, “Anayasa’ya aykırı ve hukuk dışı olarak Barzani ile petrol dolapları çevirmek savaş sebebidir” diye ikaz ediyor.
Birkaç ay önce CIA eski Türkiye istasyon şefi Graham Fuller, Irak Kürt Bölgesel Yönetiminin Irak’tan kopacağı ve Türkiye ile federasyon kuracağı, Diyarbakır’ın da kurulacak federasyondaki eyaletlerden birinin başkenti olacağını hatırlatıyor.
İsrail ise, elini sıcağa-soğuğa sokmadan, Dicle-Fırat havzasında Arz-ı Mev’ud idealine dönük yaşanan büyük gelişmelere bayram yapıyor!
AKP’nin bu vahim adımlarını ve ahvalini idrak ederek ülkemizde ve bölgemizde yaşanan siyasi gelişmeleri anlamak isteyenler; Abdullah Gül ile zamanın ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell arasında yapılan mutabakatın maddelerini gözden geçirsinler. Söz konusu mutabakatı, Vatan’dan Sedat Sertoğlu 24 Temmuz 2003’te Gül ile yaptığı röportajında duyuruyor.
Gazetemizin hukukçu yazarlarından Ahmet Erimhan, Çuvaldaki Müttefik adlı eserinde mutabakatın maddelerini aktarıyor.
AKP hükümetinin, başkanlık sistemi ve federatif yapılanma zokalarıyla örülü Anayasa çalışmalarından hukuk ve Anayasa tanımayan Barzani’yi himaye etmeye varıncaya kadarki icraatları, bu Amerikan planı çerçevesinde ilerliyor.
Barzani eliyle ülkemize ve bölgemize kurulan ABD-İsrail tuzağına düşen ve federatif yapılanma zokasını yutan AKP hükümeti, Erdoğan’ı halk desteğiyle Çankaya’ya çıkartamaz… Böyle bir bölünmeye ve yeni çatışma alanı oluşturmaya, tüm Türk millet, özellikle de en büyük tepkiyi Karadenizliler verecektir.
Erdoğan, rüyasında Çankaya’yı görmek istiyorsa; kendine kurulan bu ABD-İsrail - Barzanî tuzağına düşmesin, Suriye’den sonra Irak ile kapışmaktan derhal vazgeçsin.
Türkiye, Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kazanında “kepçe” olarak, siz “maşa” da diyebilirsiniz, özel hizmet vermeye devam ediyor.
Ortadoğu’nun hukuk tanımaz şımarık oğlanı bugüne kadar İsrail’di. İsrail, bölgede aşırı tepki çektiği için bir adım geriye alındı. Amerikan’ın aklıya Ortadoğu kazan, Türkiye kepçe, İsrail’e çalışıyor!
Komşu ülkelerin hangisinde bir BOP’lu iş, bir kardeş kavgası, bir iç karışıklık varsa; maalesef AKP hükümeti yönetimindeki Türkiye orada!
Irak’a karşı tutunduğumuz tavır, Suriye’ninkinden farlı değil…
Türkiye, Irak ile karşı karşıya geldi.
Hem de hukuk dışı vaziyetimiz yüzünden!
Amerika’nın “İsrail’in Arz-ı Mev’ud idealinin önünün açılması ve Dicle-Fırat havzasında Tevrat esaslarına uygun genişlikte alan bulması” için inşa ettiği Bölgesel Barzani Devleti, Irak Anayasasını, Irak merkezi idaresini tanımıyor.
ABD’nin derdi, Kuzey Irak’taki Kürt halkı filan değil, aşağıdan yukarıya doğru yayılmak isteyen İsrail’dir!
Irak Anayasasına göre Barzani’nin tek başına petrolü işletip parayı bölgedeki kasasına aktarması mümkün değil, Anayasaya aykırı, yasa dışı… Çünkü Irak Anayasasına göre petrol, Barzani’nin babasının malı değil, tüm Irak halkınındır!
Hukuk bu iken, AKP hükümeti, Barzani’yi muhatap alıyor, hukuk ve Anayasa dinlemeyen Barzani’nin bölgesel yönetimini himaye ediyor.
Kuzey Irak’taki bölgesel yönetimin Başbakanı Neçirvan Barzani Türkiye’ye geliyor, 17 Mayıs’ta Başbakan R. T. Erdoğan’la “Kuzey Irak-Türkiye boru hattı anlaşması“ yapıyor.
Barzani’ye iki yeni sınır kapısı daha açılıyor.
Erdoğan, 20 Haziran’da Brezilya’ya giderken, “Kuzey Irak yönetiminden ham petrol alıp Türkiye’de işleyeceğiz. Ardından Kuzey Irak’a geri göndereceğiz“ diyerek ilk sinyali veriyor.
AKP’nin Gülen yüzü Zaman, ilk müjdeyi veriyor: 7 Temmuz 2012’de Türkiye, Bağdat’ı devre dışı bırakarak, Kuzey Irak’tan doğrudan petrol alımına başlanıyor. Geçen hafta bölgeye giden tankerler, dolum yapıp Türkiye’ye, Mersin rafinerisine dönüyor...
Irak merkezi hükümet, Barzani’nin petrol işine girişmesinin hukuk dışı ve Anayasa’yı ihlal olduğunu ilan ediyor.
Irak Başbakanlığı, petrol konusunu “savaş sebebi” olarak açıklıyor.
Türkiye’yi de, “Anayasa’ya aykırı ve hukuk dışı olarak Barzani ile petrol dolapları çevirmek savaş sebebidir” diye ikaz ediyor.
Birkaç ay önce CIA eski Türkiye istasyon şefi Graham Fuller, Irak Kürt Bölgesel Yönetiminin Irak’tan kopacağı ve Türkiye ile federasyon kuracağı, Diyarbakır’ın da kurulacak federasyondaki eyaletlerden birinin başkenti olacağını hatırlatıyor.
İsrail ise, elini sıcağa-soğuğa sokmadan, Dicle-Fırat havzasında Arz-ı Mev’ud idealine dönük yaşanan büyük gelişmelere bayram yapıyor!
AKP’nin bu vahim adımlarını ve ahvalini idrak ederek ülkemizde ve bölgemizde yaşanan siyasi gelişmeleri anlamak isteyenler; Abdullah Gül ile zamanın ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell arasında yapılan mutabakatın maddelerini gözden geçirsinler. Söz konusu mutabakatı, Vatan’dan Sedat Sertoğlu 24 Temmuz 2003’te Gül ile yaptığı röportajında duyuruyor.
Gazetemizin hukukçu yazarlarından Ahmet Erimhan, Çuvaldaki Müttefik adlı eserinde mutabakatın maddelerini aktarıyor.
AKP hükümetinin, başkanlık sistemi ve federatif yapılanma zokalarıyla örülü Anayasa çalışmalarından hukuk ve Anayasa tanımayan Barzani’yi himaye etmeye varıncaya kadarki icraatları, bu Amerikan planı çerçevesinde ilerliyor.
Barzani eliyle ülkemize ve bölgemize kurulan ABD-İsrail tuzağına düşen ve federatif yapılanma zokasını yutan AKP hükümeti, Erdoğan’ı halk desteğiyle Çankaya’ya çıkartamaz… Böyle bir bölünmeye ve yeni çatışma alanı oluşturmaya, tüm Türk millet, özellikle de en büyük tepkiyi Karadenizliler verecektir.
Erdoğan, rüyasında Çankaya’yı görmek istiyorsa; kendine kurulan bu ABD-İsrail - Barzanî tuzağına düşmesin, Suriye’den sonra Irak ile kapışmaktan derhal vazgeçsin.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019