Akl-ı selim sahipleri gerçeklerin farkında; Prof. Dr. Haydar Baş hocamız, duruşuyla, konferanslarıyla, öngörü, teşhis ve çözümleriyle Türkiye'de hep birlik ve beraberliğin adresi olmuştur.
Nice adamlar konjonktüre göre fır dönüp vaziyet alırken; o hep, vatan dedi, millet dedi, din dedi, milli birlik, dedi, devlet-millet bütünlüğü dedi, sivil-asker beraberliği dedi, Atatürk dedi, sosyal devlet dedi, milli ekonomi dedi, milli ekonominin kitabını yazdı. Milli duruşun yegane adresi oldu.
Merhum Attila İlhan, Haydar Baş ulusal hareketin merkezidir, diyerek; bir hakkı teslim ve bir hakikati Türk milletine ilan etti.
Otuz-kırk yıldan beri Prof. Dr. Baş, M. Kemal Atatürk'ü ve mübarek annesini hedef alan yerli İngiliz sözcülerinin türlü iftiralarını ve çirkef manda söylemlerini bertaraf ede ede bu günlere geldik. Oyun bozdu, ezber bozdu.
Dini bütünlüğümüz milli bütünlüğümüzün; milli bütünlüğümüz dini bütünlüğümüzün teminatıdır, dedi; bu gerçeği, aynı adla anılan muhteşem eseriyle ispat etti.
Bu iman ve basiretle, devlet ve milletimiz, yirmi-yirmi beş öncesinden FETÖ vb. tehlikelere karşı uyanık olmaya davet etti.
Prof. Dr. Baş'ın topluma sunduğu Ehl-i Beyt sevgisi ve Hacı Bektaş Veli nefesi dini bütünlüğümüzün, Atatürk sevgisi milli bütünlüğümüzün iksiri oldu.
Atatürk, Ehl-i Beyt soylu yüce bir veli ve Kutbu'l-Aktab'dır (kendi devrindeki erenlerin başı), dedi; tapu gibi belgelerle ispat ve ilan etti.
Prof. Dr. Baş, Türk milletinin yüreğindeki Ehl-i Beyt sevdasını ve Ehl-i Beyt soylu Atatürk sevgisini ortaya çıkarttı.
Anıtkabir, son iki-üç bayramda, bugüne kadar görülmemiş bir izdihamda ziyarete şahit oldu. Atatürk vatandır, dedi; vatanı her türlü iç ve dış tehlikelerden korumanın yolunu gösterdi Prof. Dr. Baş.
Hoş Geldin Atatürk'ü yazdı; yeni bir çağ başladı.
Aklın yolu bir olduğu için; aklı olan herkes, Atatürk'ünü keşfetti, onun emaneti olan bu mübarek vatan ve devlette Atatürk'ün ve ilkelerinin vazgeçilmez olduğunu idrak etti.
Prof. Dr. Baş sayesinde adeta herkes Atatürkçü oluverdi.
Bu tablo hepimiz adına büyük bir onur vesilesidir.
Bu arada İngiliz-Yunan borazanı edalı, kronik Atatürk düşmanı kırk yıllık kırmızı fesli katır bile şokladı, besmele ile bıçak yemiş kurbanlık gibi son çırpınış olarak birkaç tekme salladı, durdu, duruldu.
Dün fark ettim; Akit'in Abdurrahman çelebisi, "Müslüman Atatürk" diye tek başına çırpınıyor. Doğal bir çırpınış bu?
İslamcı geçinen sen, İlahiyatta okuttuğun kızını güya teoloji ihtisası için Vatikan'a, Haçlı papazlarına teslim edersen, kendin de yıllarca FETÖ'nün platformlarında demirbaş olursan; üç tane Müslüman kız çocuğu Hristiyan oldu diye Bursa Amerikan Kız Kolejini bir gece talimatla kapattıran Atatürk'ün adını duyduğunda çırpınır, tir tir titrersin?
Adın ister Abdurrahman olsun, ister İslamcı? İster sakallı ol, ister cüppeli, fark etmez; Vatikan ve FETÖ ekseninde dolap beygirliği yapanları Atatürk çarpar, Hoş Geldin Atatürk çarpar.
Benzer akıbet, tabelası ne olursa olsun mandacı siyasiler için de söz konusu?
Atatürkçülüğün en temel ve değişmez karakteri, tam bağımsızlık ve milli duruştur.
Yedi Kocalı Hürmüz gibi konjonktüre göre, koltuğun devir ve devrilme katsayısına göre AB'ci, Amerikancı, FETÖ'cü, IMF'ci, kapitalist, liberal, NATO'cu olacaksın. Bu süreçte vatan satılacak, millet dağılacak, devlet gidecek, din ve medeniyetimiz yok olacak; sen de ellerin bomboş sekerât-ı mevt halinde Atatürk diyeceksin, ben de Hoş Geldin Atatürk diyorum diyeceksin?
Böyle bir siyasetçi ister iktidar, ister muhalefet, ister İslamcı, ister Halkçı, ister Milliyetçi, ister Atatürkçü yahut ulusalcı olsun fark etmez; dürüst ve samimi bir Atatürkçü olamaz. Bu tip istismarcı çıkışlar ve çırpınışlar vatan kurtarmaz; Atatürk bunları da çarpar.
Artık pirincin taşını Türk milleti ayıklamalı?
Atatürkçülüğün bu türden son örneklerini, koruma altına almak ve ıslah edip topluma kazandırmak yerinde olur. Aksi halde Amerika'ya yahut sair ecnebi dünyaya kaptırdıklarımız, FETÖ gibi, Zarrab gibi ateş topu olup başımıza yağıyorlar.
Türk milleti ve devletinin buluşacağı gerçek, samimi ve milli adres Prof. Dr. Haydar Baş ve onun Hoş Geldin Atatürk sadâsıdır.
Nice adamlar konjonktüre göre fır dönüp vaziyet alırken; o hep, vatan dedi, millet dedi, din dedi, milli birlik, dedi, devlet-millet bütünlüğü dedi, sivil-asker beraberliği dedi, Atatürk dedi, sosyal devlet dedi, milli ekonomi dedi, milli ekonominin kitabını yazdı. Milli duruşun yegane adresi oldu.
Merhum Attila İlhan, Haydar Baş ulusal hareketin merkezidir, diyerek; bir hakkı teslim ve bir hakikati Türk milletine ilan etti.
Otuz-kırk yıldan beri Prof. Dr. Baş, M. Kemal Atatürk'ü ve mübarek annesini hedef alan yerli İngiliz sözcülerinin türlü iftiralarını ve çirkef manda söylemlerini bertaraf ede ede bu günlere geldik. Oyun bozdu, ezber bozdu.
Dini bütünlüğümüz milli bütünlüğümüzün; milli bütünlüğümüz dini bütünlüğümüzün teminatıdır, dedi; bu gerçeği, aynı adla anılan muhteşem eseriyle ispat etti.
Bu iman ve basiretle, devlet ve milletimiz, yirmi-yirmi beş öncesinden FETÖ vb. tehlikelere karşı uyanık olmaya davet etti.
Prof. Dr. Baş'ın topluma sunduğu Ehl-i Beyt sevgisi ve Hacı Bektaş Veli nefesi dini bütünlüğümüzün, Atatürk sevgisi milli bütünlüğümüzün iksiri oldu.
Atatürk, Ehl-i Beyt soylu yüce bir veli ve Kutbu'l-Aktab'dır (kendi devrindeki erenlerin başı), dedi; tapu gibi belgelerle ispat ve ilan etti.
Prof. Dr. Baş, Türk milletinin yüreğindeki Ehl-i Beyt sevdasını ve Ehl-i Beyt soylu Atatürk sevgisini ortaya çıkarttı.
Anıtkabir, son iki-üç bayramda, bugüne kadar görülmemiş bir izdihamda ziyarete şahit oldu. Atatürk vatandır, dedi; vatanı her türlü iç ve dış tehlikelerden korumanın yolunu gösterdi Prof. Dr. Baş.
Hoş Geldin Atatürk'ü yazdı; yeni bir çağ başladı.
Aklın yolu bir olduğu için; aklı olan herkes, Atatürk'ünü keşfetti, onun emaneti olan bu mübarek vatan ve devlette Atatürk'ün ve ilkelerinin vazgeçilmez olduğunu idrak etti.
Prof. Dr. Baş sayesinde adeta herkes Atatürkçü oluverdi.
Bu tablo hepimiz adına büyük bir onur vesilesidir.
Bu arada İngiliz-Yunan borazanı edalı, kronik Atatürk düşmanı kırk yıllık kırmızı fesli katır bile şokladı, besmele ile bıçak yemiş kurbanlık gibi son çırpınış olarak birkaç tekme salladı, durdu, duruldu.
Dün fark ettim; Akit'in Abdurrahman çelebisi, "Müslüman Atatürk" diye tek başına çırpınıyor. Doğal bir çırpınış bu?
İslamcı geçinen sen, İlahiyatta okuttuğun kızını güya teoloji ihtisası için Vatikan'a, Haçlı papazlarına teslim edersen, kendin de yıllarca FETÖ'nün platformlarında demirbaş olursan; üç tane Müslüman kız çocuğu Hristiyan oldu diye Bursa Amerikan Kız Kolejini bir gece talimatla kapattıran Atatürk'ün adını duyduğunda çırpınır, tir tir titrersin?
Adın ister Abdurrahman olsun, ister İslamcı? İster sakallı ol, ister cüppeli, fark etmez; Vatikan ve FETÖ ekseninde dolap beygirliği yapanları Atatürk çarpar, Hoş Geldin Atatürk çarpar.
Benzer akıbet, tabelası ne olursa olsun mandacı siyasiler için de söz konusu?
Atatürkçülüğün en temel ve değişmez karakteri, tam bağımsızlık ve milli duruştur.
Yedi Kocalı Hürmüz gibi konjonktüre göre, koltuğun devir ve devrilme katsayısına göre AB'ci, Amerikancı, FETÖ'cü, IMF'ci, kapitalist, liberal, NATO'cu olacaksın. Bu süreçte vatan satılacak, millet dağılacak, devlet gidecek, din ve medeniyetimiz yok olacak; sen de ellerin bomboş sekerât-ı mevt halinde Atatürk diyeceksin, ben de Hoş Geldin Atatürk diyorum diyeceksin?
Böyle bir siyasetçi ister iktidar, ister muhalefet, ister İslamcı, ister Halkçı, ister Milliyetçi, ister Atatürkçü yahut ulusalcı olsun fark etmez; dürüst ve samimi bir Atatürkçü olamaz. Bu tip istismarcı çıkışlar ve çırpınışlar vatan kurtarmaz; Atatürk bunları da çarpar.
Artık pirincin taşını Türk milleti ayıklamalı?
Atatürkçülüğün bu türden son örneklerini, koruma altına almak ve ıslah edip topluma kazandırmak yerinde olur. Aksi halde Amerika'ya yahut sair ecnebi dünyaya kaptırdıklarımız, FETÖ gibi, Zarrab gibi ateş topu olup başımıza yağıyorlar.
Türk milleti ve devletinin buluşacağı gerçek, samimi ve milli adres Prof. Dr. Haydar Baş ve onun Hoş Geldin Atatürk sadâsıdır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019