3.5 yıllık ANASOL-M iktidarı kimleri mutlu etti, biliyorsunuz.
Amerika'yı, Avrupa'yı, İsrail'i ve tabii ki, bu devletleri parmağında oynatan küresel para babalarını...
IMF dayatmaları, bu para babalarının Türkiye'yi hortumlamak için telkin ettikleri "emirnameler"di.
Peki, içerde hiç kazanan yok mu? Koalisyonun 3.5 yılık icraatları ve özellikle Derviş'in son 18 aylık yıkımı, Başbakan Ecevit'e bile "yandım Allah" dedirttiğine göre...
İşçi, memur, çiftçi, esnaf, tüccar ve hatta sanayicisi ile tüm Türkiye dert yanarken yüzü gülenler kimler? Onları iyi tespit etmek lazım.
Medyanın
tuttuğundan kaçın
Onları tespit edip, onların goygoyculuğunu yaptığı partilerden uzak durmazsak, yine aldandık demektir.
Yine 3-4 yılımız fakr-u zaruret içinde geçecek demektir.
Yine soygun, yine vurgun, yine hortum demektir.
Öyleyse bakalım. Derviş kimlerin yüzünü güldürmüş:
20 milyar dolar akıttığı bankaları, yılda 55 katrilyon ikram ettiği iç ve dış finans odaklarını... Ve tabii ki, bu küresel hortumun güçleri ve onlara hizmet eden siyasi lider ve kadroları cilalanmakla meşgul hortumcu medyayı mutlu etmişti Derviş.
Derviş nereye
medya oraya
Onun için Derviş ne tarafa yönelse medya oraya koşuyor. Hangi parti veya lidere göz kırpsa Derviş'ten önce medya, o lideri el üstünde tutuyor.
Derviş uzaklaşınca da yüz üstü bırakıyor. İsmail Cem'in içler acısı halini, Mesut Yılmaz'ın buruşan yüzünü bir hatırlayın. Mutsuzluklarının sebebi, Derviş'in terk etmesinden çok, hortumcu medyanın kendilerine sırt dönmesinden kaynaklanıyor.
Medya neylesin. Derviş illa da iktidarda güçlü bir misyon istiyor. Yeni misyonu solu birleştirmekten çok, CHP-AKP koalisyonu için çöpçatanlık yapıp her iki partinin üstüne oturarak, düne kadar olduğu gibi ülkeyi yıkma misyonunu sürdürebilmek...
Medya AKP'yi
niçin öpüyor?
Bu senaryoda medyada hemen sahneyi aldı. Bir yandan AKP'nin başına kimi geçirecekleri konusunda her gün telkin ve tahminler yürütülürken, diğer yandan da CHP lideri Baykal'a Tayyip Erdoğan'ı sevdirmeye çalışıyorlar. Bu medyanın evcilik oyunu, iktidar açlığını çeken CHP lideri Baykal'ın hoşuna çok gitmiş olmalı ki, o da her gün Tayyip Erdoğan'a göz kırpıyor.
Baykal, "Erdoğan suç işledi diye ömür boyu yasaklı olmamalı" diyor.
Ve Erdoğan'a değişme hakkının verilmesini istiyor.
Baykal, "insanlara yeni bir tarif yapma fırsatı verilmelidir. Tabii bir süre denendikten sonra" diyerek Erdoğan'ı kontrollü bir iktidar projesi ile zararsız hale getireceğini ima ediyor.
Ve Baykal AKP'den hayli umutlu, "Erdoğan'ın ilk 12 öncelikli işler sırasında türban sorunundan bahsetmemesi" sevindirici diyor. AKP'nin bu değişimi yasakçı Baykal'ı sevince boğmuş. Ancak AKP tabanı, Erdoğan'ın bu vurdumduymazlığa bir anlam veremiyor.
Erdoğan tutarsız
Tabandan gelen tepkileri, Erdoğan, "gerginlik üzerinden siyaset yapmamak, tansiyonu düşürmek için başörtüsü yasağını gündem etmiyoruz" sözleri ile bastırmaya çalışıyor. Ama ikna edici olamıyor. Çünkü, yüzbinlerce başörtülünün problemini, gerilim çıkarmamak adına görmezlikten gelen Erdoğan, kendi yasağına sıra gelince gerilim çıkarmaktan kaçmıyor. Meydanlarda YSK kararını tartışarak, komutanlar ile polemiğe girerek "husumeti" derinleştiriyor.
Erdoğan, "bizim sevdamızı kimse durduramaz, kimsenin gücü yetmez. Yuhları 3 Kasım'da sandığa gömün" şeklinde nutuklar atarak hâlâ olanlardan ders almamış olduğunu gösteriyor.
Şimdi halk soruyor: Başörtüsünde sessiz kalan Derviş'i, IMF'yi, AB'yi eleştirmek şöyle dursun, sıkı savunucusu olan, Yahudi ve Hıristiyan lobileri ile kol kola giren ve bunları iktidara gelmek için 'mecburuz' kılıfı ile örten Erdoğan ve partisi, niye devletle, ordumuzla bir türlü barışamıyor.
İnsan, idaresine talip olduğu devletle kavga eder mi?
Önce devletle millet, siville asker arasında gerilime sebep olmamak gerekmez mi?", diye soruyor.
Erdoğan niçin yasaklı?
Milletimiz kendi meselelerini çözecek Başbakan ararken, AKP'nin siyaseti bir kişinin yasağını kaldırmak üzerine bina etmesinden de rahatsız. "Niçin AKP projelerini konuşmuyor?" diye soruyorlar.
Konuşmuyor, çünkü Erdoğan'ın yasağını tartışarak IMF'ci, AB'ci kimliklerini gizliyorlar.Yasak kalksa, Erdoğan'ın yeni çizgisinin Kemal Derviş'ten farksız olduğunu görecekler. Belki de onun için birileri bu yasak tartışmalarıyla bir yandan Erdoğan'ı daha çok tavize, teslimiyete zorlarken; mağduriyet oluşturarak tabanın da Erdoğan'ın değişimini farketmemesini, daha iyi hazmetmesini sağlamayı amaçlıyor. Ancak, bu tartışma, milletimizi sıktı. Millet, herhangi bir parti değil, meselelerini çözecek ehliyete, liyakate, dirayete, kararlılığa sahip lider arıyor.
Başbakan'ı belli
olmayan parti olur mu?
Yani, 3 Kasım'da Türk milleti, herhangi bir partiyi değil, ülkeyi yönetecek başbakanını seçecek. Başbakan olma ehliyetine sahip bir liderden mahrum, son dakikada partisine doluşan Demirelci, Yılmazcı ekiple toplama kadroların, iktidar uğruna menfaat koalisyonunu andıran AKP'nin işi onun için zor.
Tabanda çözülme başladı. Tavan ise medyanın rüzgarına göre yol alıyor.
Bakalım nerede duracaklar.
Amerika'yı, Avrupa'yı, İsrail'i ve tabii ki, bu devletleri parmağında oynatan küresel para babalarını...
IMF dayatmaları, bu para babalarının Türkiye'yi hortumlamak için telkin ettikleri "emirnameler"di.
Peki, içerde hiç kazanan yok mu? Koalisyonun 3.5 yılık icraatları ve özellikle Derviş'in son 18 aylık yıkımı, Başbakan Ecevit'e bile "yandım Allah" dedirttiğine göre...
İşçi, memur, çiftçi, esnaf, tüccar ve hatta sanayicisi ile tüm Türkiye dert yanarken yüzü gülenler kimler? Onları iyi tespit etmek lazım.
Medyanın
tuttuğundan kaçın
Onları tespit edip, onların goygoyculuğunu yaptığı partilerden uzak durmazsak, yine aldandık demektir.
Yine 3-4 yılımız fakr-u zaruret içinde geçecek demektir.
Yine soygun, yine vurgun, yine hortum demektir.
Öyleyse bakalım. Derviş kimlerin yüzünü güldürmüş:
20 milyar dolar akıttığı bankaları, yılda 55 katrilyon ikram ettiği iç ve dış finans odaklarını... Ve tabii ki, bu küresel hortumun güçleri ve onlara hizmet eden siyasi lider ve kadroları cilalanmakla meşgul hortumcu medyayı mutlu etmişti Derviş.
Derviş nereye
medya oraya
Onun için Derviş ne tarafa yönelse medya oraya koşuyor. Hangi parti veya lidere göz kırpsa Derviş'ten önce medya, o lideri el üstünde tutuyor.
Derviş uzaklaşınca da yüz üstü bırakıyor. İsmail Cem'in içler acısı halini, Mesut Yılmaz'ın buruşan yüzünü bir hatırlayın. Mutsuzluklarının sebebi, Derviş'in terk etmesinden çok, hortumcu medyanın kendilerine sırt dönmesinden kaynaklanıyor.
Medya neylesin. Derviş illa da iktidarda güçlü bir misyon istiyor. Yeni misyonu solu birleştirmekten çok, CHP-AKP koalisyonu için çöpçatanlık yapıp her iki partinin üstüne oturarak, düne kadar olduğu gibi ülkeyi yıkma misyonunu sürdürebilmek...
Medya AKP'yi
niçin öpüyor?
Bu senaryoda medyada hemen sahneyi aldı. Bir yandan AKP'nin başına kimi geçirecekleri konusunda her gün telkin ve tahminler yürütülürken, diğer yandan da CHP lideri Baykal'a Tayyip Erdoğan'ı sevdirmeye çalışıyorlar. Bu medyanın evcilik oyunu, iktidar açlığını çeken CHP lideri Baykal'ın hoşuna çok gitmiş olmalı ki, o da her gün Tayyip Erdoğan'a göz kırpıyor.
Baykal, "Erdoğan suç işledi diye ömür boyu yasaklı olmamalı" diyor.
Ve Erdoğan'a değişme hakkının verilmesini istiyor.
Baykal, "insanlara yeni bir tarif yapma fırsatı verilmelidir. Tabii bir süre denendikten sonra" diyerek Erdoğan'ı kontrollü bir iktidar projesi ile zararsız hale getireceğini ima ediyor.
Ve Baykal AKP'den hayli umutlu, "Erdoğan'ın ilk 12 öncelikli işler sırasında türban sorunundan bahsetmemesi" sevindirici diyor. AKP'nin bu değişimi yasakçı Baykal'ı sevince boğmuş. Ancak AKP tabanı, Erdoğan'ın bu vurdumduymazlığa bir anlam veremiyor.
Erdoğan tutarsız
Tabandan gelen tepkileri, Erdoğan, "gerginlik üzerinden siyaset yapmamak, tansiyonu düşürmek için başörtüsü yasağını gündem etmiyoruz" sözleri ile bastırmaya çalışıyor. Ama ikna edici olamıyor. Çünkü, yüzbinlerce başörtülünün problemini, gerilim çıkarmamak adına görmezlikten gelen Erdoğan, kendi yasağına sıra gelince gerilim çıkarmaktan kaçmıyor. Meydanlarda YSK kararını tartışarak, komutanlar ile polemiğe girerek "husumeti" derinleştiriyor.
Erdoğan, "bizim sevdamızı kimse durduramaz, kimsenin gücü yetmez. Yuhları 3 Kasım'da sandığa gömün" şeklinde nutuklar atarak hâlâ olanlardan ders almamış olduğunu gösteriyor.
Şimdi halk soruyor: Başörtüsünde sessiz kalan Derviş'i, IMF'yi, AB'yi eleştirmek şöyle dursun, sıkı savunucusu olan, Yahudi ve Hıristiyan lobileri ile kol kola giren ve bunları iktidara gelmek için 'mecburuz' kılıfı ile örten Erdoğan ve partisi, niye devletle, ordumuzla bir türlü barışamıyor.
İnsan, idaresine talip olduğu devletle kavga eder mi?
Önce devletle millet, siville asker arasında gerilime sebep olmamak gerekmez mi?", diye soruyor.
Erdoğan niçin yasaklı?
Milletimiz kendi meselelerini çözecek Başbakan ararken, AKP'nin siyaseti bir kişinin yasağını kaldırmak üzerine bina etmesinden de rahatsız. "Niçin AKP projelerini konuşmuyor?" diye soruyorlar.
Konuşmuyor, çünkü Erdoğan'ın yasağını tartışarak IMF'ci, AB'ci kimliklerini gizliyorlar.Yasak kalksa, Erdoğan'ın yeni çizgisinin Kemal Derviş'ten farksız olduğunu görecekler. Belki de onun için birileri bu yasak tartışmalarıyla bir yandan Erdoğan'ı daha çok tavize, teslimiyete zorlarken; mağduriyet oluşturarak tabanın da Erdoğan'ın değişimini farketmemesini, daha iyi hazmetmesini sağlamayı amaçlıyor. Ancak, bu tartışma, milletimizi sıktı. Millet, herhangi bir parti değil, meselelerini çözecek ehliyete, liyakate, dirayete, kararlılığa sahip lider arıyor.
Başbakan'ı belli
olmayan parti olur mu?
Yani, 3 Kasım'da Türk milleti, herhangi bir partiyi değil, ülkeyi yönetecek başbakanını seçecek. Başbakan olma ehliyetine sahip bir liderden mahrum, son dakikada partisine doluşan Demirelci, Yılmazcı ekiple toplama kadroların, iktidar uğruna menfaat koalisyonunu andıran AKP'nin işi onun için zor.
Tabanda çözülme başladı. Tavan ise medyanın rüzgarına göre yol alıyor.
Bakalım nerede duracaklar.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Emre Akman / diğer yazıları
- Ayı ile yatağa girmek / 05.10.2002
- AKP'deki savrulma / 30.09.2002
- Hortumcuların partileri çok, milletin partisi tek / 24.09.2002
- Milletimizin hafızası güçlüdür / 23.08.2002
- Boyalı basının panik atakları / 22.08.2002
- Şu Cemler'e bak / 30.07.2002
- Derviş nereye? / 25.07.2002
- Milletimiz büyük sürprize hazırlanıyor / 21.07.2002
- AB'nin yolu Kilise'den geçer / 03.07.2002
- AB'yi birde Alman raporundan tanıyalım / 18.06.2002
- AKP'deki savrulma / 30.09.2002
- Hortumcuların partileri çok, milletin partisi tek / 24.09.2002
- Milletimizin hafızası güçlüdür / 23.08.2002
- Boyalı basının panik atakları / 22.08.2002
- Şu Cemler'e bak / 30.07.2002
- Derviş nereye? / 25.07.2002
- Milletimiz büyük sürprize hazırlanıyor / 21.07.2002
- AB'nin yolu Kilise'den geçer / 03.07.2002
- AB'yi birde Alman raporundan tanıyalım / 18.06.2002