Dikkat ettiyseniz, son zamanlarda ABD neye elini attıysa, sapı elinde kaldı.
Düne kadar dünyayı emir-komuta zinciriyle yöneten ABD, bugünlerde kime bir sopa gösterse, yaptırım tehdidinde bulunsa, karşısında bir duvar buluyor. ABD için artık işler eskisi gibi yürümüyor. Sömürerek semirmek buraya kadarmış demek ki?
ABD, 1944 Bretton Woods toplantısıyla dolarını dünya parası haline getirdikten sonra kağıdı boyayıp dünya insanlığının bütün emek ve üretimini, kaynaklarını sömürdü.
Bu sömürüden en çok nasibini alan da Çin oldu. Çalıştı, didindi, üretti; ABD geldi yeşile boyalı kağıdıyla Çin'in bütün bu ürettilerini aldı, kağıdıyla keyif yaptı. Ama şimdi şartlar değişti.
Çin, Milli Ekonomi Modeli (MEM) ile kendi parasının kıymetini anlayınca ve de sahip olduğu 3,5-4 trilyonluk dolar rezervinin ABD'de herhangi bir karşılığı olmadığını da fark edince, bu rezervi ABD dışındaki ülkelerde karşılık bulmaya çalıştı.
Yani ABD'nin, dolarını satmaya çalıştığı coğrafyalara yelken açtı.
Ayrıca dünyanın yarı nüfusuna sahip BRICS ülkelerinin kendi aralarında ve diğer ülkelerle MEM'in bir projesi olan Milli Paralarla Ticaret formülünü devreye koyması, ABD'nin sömürü tetikçisi olan IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşların alternatiflerini oluşturması dolara olan talebin dip yapmasına neden oldu.
Kısacası, BRICS temsilcisi Prof. Dr. Vladimir Gorbanovski'nin 9'uncu Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde ifade ettiği gibi, ABD'nin kağıttan imparatorluğu darmadağın olmuştu.
Milli paralarla uyanan dünya, dolar bağımlılığından kurtuldukça, bağımsız politikalar üretebiliyordu ve ABD'nin küresel oyunlarına, tuzaklarına karşı artık rahatlıkla cevap verebiliyordu.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, dün ilginç bir tehdidi yer aldı, medya-basın organlarında? Bloomberg News'e verdiği mülakatta Trump, ülkesini Dünya Ticaret Örgütü'nden (DTÖ) çekmekle tehdit etti. Gerekçesi de DTÖ'nün ABD'ye iyi muamelede bulunmaması?
"Hizaya gelmezlerse, DTÖ'den çekilirim" diyor Trump ama kimsenin umrunda değil? ABD'nin eskisi gibi dolar hâkimiyeti kalmayınca, doğal olarak dünya ticaretinde de bir yaptırım gücü kalmadı. Şimdi de 2. Dünya Savaşı'ndan sonra kendi kurduğu DTÖ'yü kendisi eleştiriyor.
İşte böyle döner tuzaklar, tuzak kuranlara?
ABD, Çin'e gümrük vergisi yaptırımı ilan ediyor, Çin de ABD'ye aynı oranda cevap veriyor. Sizce hangisi kazanır? Çin'in üretimine muhtaç olan ABD mi, ABD'ye zerre ihtiyacı olmayan Çin mi?
Benzer bir resti bugüne kadar ABD'nin hep kuyruğu olan AB de çekti. AB Komisyonu Sözcüsü Daniel Rosario yaptığı açıklamada, "Tabii ki ABD'nin Avrupa menşeli ürünlere ek vergi uygulaması halinde, AB de buna hızla yanıt vermeye hazırdır" dedi. Başta Fransa ve Almanya'da olmak üzere artık "ABD dolarına ve kurumlarına bağımlı olmaktan kurtulmalıyız" sesleri yükseliyor.
Bir de dış politikadan örnek verelim.
Bildiğiniz gibi, ABD Suriye'yi hep Beyaz Miğferler üzerinden gerçekleştirilen provokasyonlarla vurdu. Senaryosunu yazdığı mizansenlerle Suriye'yi suçladı ve Tomahawklarını gönderdi.
Şimdi de Rusya, ABD'nin böyle bir provokasyon hazırlığında olduğunu söyleyerek ABD'nin önünü kesiyor ve Doğu Akdeniz'de 25 savaş gemisi ve 30 uçaktan oluşan bir tatbikat yapmayı planlıyor.
Ayrıca İdlib operasyonunda hava güçlerinden ziyade Rus özel kuvetleriyle kara harekâtı yapacağını açıklaması da ABD'nin böyle bir saldırı planını önlemeye yönelik?
Rusya, ABD'yi kendi yöntemleriyle vuruyor. Rus askeri personelinin bulunduğu yere ABD'nin bir füze saldırısı yapabilmesi asla mümkün değil.
Bir diğer örnek ise, İran'la imzalanan nükleer silah anlaşması?
ABD, 7 Ağustos'ta hiçbir gerekçe göstermeden Trump'ın kararıyla bu anlaşmadan çekilmişti.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın nükleer faaliyetleriyle ilgili hazırladığı raporda, Tahran'ın Kapsamlı Ortak Eylem Planı olarak adlandırılan nükleer anlaşmanın şartlarına riayet ettiği yer aldı. Raporda, UAEA müfettişlerinin nükleer anlaşma ve ek protokoller çerçevesinde İran'da denetlenmesi gereken tüm tesislere erişim sağladığına dikkat çekildi. Müfettişlerin, Tahran'ın ağır su ve düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının anlaşma kapsamında belirlenen sınırlar içinde kaldığını doğruladığı kaydedildi. Dün, ABD'nin talimatıyla hareket eden ve ABD lehine kararlar çıkartan uluslar arası kuruluşlar, bugün resmi raporlarda, "İran haklı, ABD haksız" diyor. İşte dolarıyla birlikte eriyen ABD'nin durumu?
Bu dünya nice Karunlar, Firavunlar, büyük imparatorluklar, batmayacağına inanılan Titanikler gördü. Şimdi hepsi toprağın altında, tozlu sayfalarda, denizin dibinde? Bugüne kadar zulüm ve sömürü politikalarıyla dünyada liderlik yapmış olan ABD mi baki kalacak?
İşte bak! Kurduğu bütün tuzaklar kendine döndü, hırçınlaşmış vaziyette can çekişiyor.
Ders almak lazım?
Düne kadar dünyayı emir-komuta zinciriyle yöneten ABD, bugünlerde kime bir sopa gösterse, yaptırım tehdidinde bulunsa, karşısında bir duvar buluyor. ABD için artık işler eskisi gibi yürümüyor. Sömürerek semirmek buraya kadarmış demek ki?
ABD, 1944 Bretton Woods toplantısıyla dolarını dünya parası haline getirdikten sonra kağıdı boyayıp dünya insanlığının bütün emek ve üretimini, kaynaklarını sömürdü.
Bu sömürüden en çok nasibini alan da Çin oldu. Çalıştı, didindi, üretti; ABD geldi yeşile boyalı kağıdıyla Çin'in bütün bu ürettilerini aldı, kağıdıyla keyif yaptı. Ama şimdi şartlar değişti.
Çin, Milli Ekonomi Modeli (MEM) ile kendi parasının kıymetini anlayınca ve de sahip olduğu 3,5-4 trilyonluk dolar rezervinin ABD'de herhangi bir karşılığı olmadığını da fark edince, bu rezervi ABD dışındaki ülkelerde karşılık bulmaya çalıştı.
Yani ABD'nin, dolarını satmaya çalıştığı coğrafyalara yelken açtı.
Ayrıca dünyanın yarı nüfusuna sahip BRICS ülkelerinin kendi aralarında ve diğer ülkelerle MEM'in bir projesi olan Milli Paralarla Ticaret formülünü devreye koyması, ABD'nin sömürü tetikçisi olan IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşların alternatiflerini oluşturması dolara olan talebin dip yapmasına neden oldu.
Kısacası, BRICS temsilcisi Prof. Dr. Vladimir Gorbanovski'nin 9'uncu Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde ifade ettiği gibi, ABD'nin kağıttan imparatorluğu darmadağın olmuştu.
Milli paralarla uyanan dünya, dolar bağımlılığından kurtuldukça, bağımsız politikalar üretebiliyordu ve ABD'nin küresel oyunlarına, tuzaklarına karşı artık rahatlıkla cevap verebiliyordu.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, dün ilginç bir tehdidi yer aldı, medya-basın organlarında? Bloomberg News'e verdiği mülakatta Trump, ülkesini Dünya Ticaret Örgütü'nden (DTÖ) çekmekle tehdit etti. Gerekçesi de DTÖ'nün ABD'ye iyi muamelede bulunmaması?
"Hizaya gelmezlerse, DTÖ'den çekilirim" diyor Trump ama kimsenin umrunda değil? ABD'nin eskisi gibi dolar hâkimiyeti kalmayınca, doğal olarak dünya ticaretinde de bir yaptırım gücü kalmadı. Şimdi de 2. Dünya Savaşı'ndan sonra kendi kurduğu DTÖ'yü kendisi eleştiriyor.
İşte böyle döner tuzaklar, tuzak kuranlara?
ABD, Çin'e gümrük vergisi yaptırımı ilan ediyor, Çin de ABD'ye aynı oranda cevap veriyor. Sizce hangisi kazanır? Çin'in üretimine muhtaç olan ABD mi, ABD'ye zerre ihtiyacı olmayan Çin mi?
Benzer bir resti bugüne kadar ABD'nin hep kuyruğu olan AB de çekti. AB Komisyonu Sözcüsü Daniel Rosario yaptığı açıklamada, "Tabii ki ABD'nin Avrupa menşeli ürünlere ek vergi uygulaması halinde, AB de buna hızla yanıt vermeye hazırdır" dedi. Başta Fransa ve Almanya'da olmak üzere artık "ABD dolarına ve kurumlarına bağımlı olmaktan kurtulmalıyız" sesleri yükseliyor.
Bir de dış politikadan örnek verelim.
Bildiğiniz gibi, ABD Suriye'yi hep Beyaz Miğferler üzerinden gerçekleştirilen provokasyonlarla vurdu. Senaryosunu yazdığı mizansenlerle Suriye'yi suçladı ve Tomahawklarını gönderdi.
Şimdi de Rusya, ABD'nin böyle bir provokasyon hazırlığında olduğunu söyleyerek ABD'nin önünü kesiyor ve Doğu Akdeniz'de 25 savaş gemisi ve 30 uçaktan oluşan bir tatbikat yapmayı planlıyor.
Ayrıca İdlib operasyonunda hava güçlerinden ziyade Rus özel kuvetleriyle kara harekâtı yapacağını açıklaması da ABD'nin böyle bir saldırı planını önlemeye yönelik?
Rusya, ABD'yi kendi yöntemleriyle vuruyor. Rus askeri personelinin bulunduğu yere ABD'nin bir füze saldırısı yapabilmesi asla mümkün değil.
Bir diğer örnek ise, İran'la imzalanan nükleer silah anlaşması?
ABD, 7 Ağustos'ta hiçbir gerekçe göstermeden Trump'ın kararıyla bu anlaşmadan çekilmişti.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın nükleer faaliyetleriyle ilgili hazırladığı raporda, Tahran'ın Kapsamlı Ortak Eylem Planı olarak adlandırılan nükleer anlaşmanın şartlarına riayet ettiği yer aldı. Raporda, UAEA müfettişlerinin nükleer anlaşma ve ek protokoller çerçevesinde İran'da denetlenmesi gereken tüm tesislere erişim sağladığına dikkat çekildi. Müfettişlerin, Tahran'ın ağır su ve düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının anlaşma kapsamında belirlenen sınırlar içinde kaldığını doğruladığı kaydedildi. Dün, ABD'nin talimatıyla hareket eden ve ABD lehine kararlar çıkartan uluslar arası kuruluşlar, bugün resmi raporlarda, "İran haklı, ABD haksız" diyor. İşte dolarıyla birlikte eriyen ABD'nin durumu?
Bu dünya nice Karunlar, Firavunlar, büyük imparatorluklar, batmayacağına inanılan Titanikler gördü. Şimdi hepsi toprağın altında, tozlu sayfalarda, denizin dibinde? Bugüne kadar zulüm ve sömürü politikalarıyla dünyada liderlik yapmış olan ABD mi baki kalacak?
İşte bak! Kurduğu bütün tuzaklar kendine döndü, hırçınlaşmış vaziyette can çekişiyor.
Ders almak lazım?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025