Başbakan Birinci Yardımcısı Sayın Bahçeli şimdiye kadar iki tür dış gezi yapmıştı. 1) İçeride ne zaman kriz emareleri olsa Orta Asya'ya; 2) Türk dernek ve federasyonlarının toplantıları için de Avrupa'ya gidiyordu.
Çinliler unutulmaz bir jest (!) yaparak son gezi esnasında Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi Üniversitesi'nde Uygur dilinde eğitimi yasakladılar. Sayın Bahçeli'nin Avrupa gezilerini de eleştirmiştik. İçeride Türk Kurultayı yapılmasını yasaklayan Bahçeli neden Avrupa'daki Türk Federasyonların kurultaylarına gidiyordu ve neden gittiği Avrupa ülkelerinde devletlerin hiçbir resmî yetkilisi ile görüş alış verişinde bulunmuyor, o ülkedeki eşitini ziyaret etmiyordu? Bahçeli son bir aydır üslûbunu sertleştirmiş görünüyor. Önce Başkent Hastahanesi'ndeki "Zirve"de konu ile ilgili sunum yapan AB'nin "içerdeki" bürokratlarını; "AB'yi bize bu kadar savunacağınıza Avrupa'da bizim haklarımızı savunsaydınız" dedi. Arkadan TÜSİAD'ın gazetelere tam sayfa verdiği AB'ye kul köle olalım ilânlarını; "Bu ilanların daha önce Avrupa'da Türkiye'nin talepleri konusunda verilmesi gerekmez miydi?" diye eleştirdi. Ve şimdi duyduk ki Sayın Bahçeli yılın ikinci yarısında ABD'ye ve Avupa Birliği'nin etkin ülkelerine bir dizi gezi plânlamış. Bu gezide Bahçeli'nin ilgili ülke yetkililerine MHP'nin idam ve anadil öğrenimine neden karşı çıktığı ve hangi şartlarda bu konuların müzakere edilir hale geleceğine ilişkin açıklamalarda bulunacağı; ayrıca AB'ye üyelik konusunda Ulusal Program çerçevesinde gelinen noktada MHP'nin nasıl katkılarda bulunmuş olduğunu aktaracağı kaydediliyor. Görüldüğü gibi ABD' ve Avrupa'ya MHP'nin bir anlamda takdimi, tanıtılması, presentation'u yapılacak. Bahçeli 57'inci hükümete katkılarını anlatacak, MHP olmasaydı asla Ulusal Programda bu noktaya gelinemeyecek olduğunu söyleyecek.
Benim anladığım kadarıyla Bahçeli, Avusturya'da Heider ve Fransa'daki Le Pen olaylarından hayli ürkmüş görünüyor. İlgili ülkelerdeki "yetkili" çevrelere yapılacak bu "tanıtımdan" ve yoklanacak nabızlardan sonra dönülüp Türkiye'de "Başbakan olabiliriz" istemi daha yüksek sesle dillendirilecek. Fakat Sayın Bahçeli'nin, eleştirdiği Volkan Vural ve TÜSİAD yetkilileri ile aynı yanlışa düştüğünü görüyoruz. Bahçeli de AB ve ABD'de Türkiye'yi değil, Türkiye'nin idam ve anadilde yayın ve eğitim konusundaki haklılığını değil, partisinin görüşlerini savunacak. Yalnız bir soru..Bunu yaparken dışişlerinin resmî politikası ile ters düşmeyecek mi ve ilgili ülke yetkililerinin kafası, Türkiye'deki bu çok seslilik karşısında fazla karışmayacak mı?
11 Haziran 2002 tarihli Sabah gazetesinde Ecevit ile Bahçeli arasında "telefonda" geçtiği ifade edilen şu diyalog yayınlandı: "Ecevit : Sayın Bahçeli, daha önce mutabık kalmıştık. Son konuşmanızda da teyit ettiniz: Uygulama yaygınlaşmamak şartıyla çok istisnai durumlarda, o arada idam konusunda, eğer ortağımız MHP ile anlaşamazsak başka partilerden de oy alma olanağını arayabilir miyiz? Bu sizi rahatsız eder mi?
Bahçeli: Sorun olmaz. Anlayışla karşılarız. " Burada bende mantık koptu ve akıllı uslu yazı yazma imkânı kalmadı. Âşık Neyani'den özür dileyerek onun üslûbunu "nesir yoluyla" taklit etmeye çalışacağım...
Sert ve maço görünümlü yeni damat kahvede arkadaşlarına öğünüyormuş; "Bizim evde büyük işlerle ben uğraşırım. Filistin-İsrail anlaşmazlığı, 11 Eylül saldırısının muhtemel sonuçları, Afganistan problemi, Amerika'nın Irak'a müdahalesi, Avrupa'da sağın önlenemez yükselişi hep benim ilgi alanımdır. Bu konularda son sözü hep ben söylerim." "Pek" demiş arkadaşları, "Yenge neyle uğraşır?" "O mu?" diye cevap vermiş hızlı damat; "O da küçük ve önemsiz konularla ilgilenir. Satın alacağımız ev apartman dairesi mi olsun, bahçe içinde müstakil ev mi olsun. Hangi marka ve renk arabayı alalım, tatile nereye gidelim. Babamlara kaç saat, onun babasına kaç gün ziyarette bulunalım.. Bulaşık ve çamaşırları kim yıkasın. Bunlar gibi önemsiz şeylerde de onun sözü geçer". Bilmem anlatabildim mi?
Çinliler unutulmaz bir jest (!) yaparak son gezi esnasında Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi Üniversitesi'nde Uygur dilinde eğitimi yasakladılar. Sayın Bahçeli'nin Avrupa gezilerini de eleştirmiştik. İçeride Türk Kurultayı yapılmasını yasaklayan Bahçeli neden Avrupa'daki Türk Federasyonların kurultaylarına gidiyordu ve neden gittiği Avrupa ülkelerinde devletlerin hiçbir resmî yetkilisi ile görüş alış verişinde bulunmuyor, o ülkedeki eşitini ziyaret etmiyordu? Bahçeli son bir aydır üslûbunu sertleştirmiş görünüyor. Önce Başkent Hastahanesi'ndeki "Zirve"de konu ile ilgili sunum yapan AB'nin "içerdeki" bürokratlarını; "AB'yi bize bu kadar savunacağınıza Avrupa'da bizim haklarımızı savunsaydınız" dedi. Arkadan TÜSİAD'ın gazetelere tam sayfa verdiği AB'ye kul köle olalım ilânlarını; "Bu ilanların daha önce Avrupa'da Türkiye'nin talepleri konusunda verilmesi gerekmez miydi?" diye eleştirdi. Ve şimdi duyduk ki Sayın Bahçeli yılın ikinci yarısında ABD'ye ve Avupa Birliği'nin etkin ülkelerine bir dizi gezi plânlamış. Bu gezide Bahçeli'nin ilgili ülke yetkililerine MHP'nin idam ve anadil öğrenimine neden karşı çıktığı ve hangi şartlarda bu konuların müzakere edilir hale geleceğine ilişkin açıklamalarda bulunacağı; ayrıca AB'ye üyelik konusunda Ulusal Program çerçevesinde gelinen noktada MHP'nin nasıl katkılarda bulunmuş olduğunu aktaracağı kaydediliyor. Görüldüğü gibi ABD' ve Avrupa'ya MHP'nin bir anlamda takdimi, tanıtılması, presentation'u yapılacak. Bahçeli 57'inci hükümete katkılarını anlatacak, MHP olmasaydı asla Ulusal Programda bu noktaya gelinemeyecek olduğunu söyleyecek.
Benim anladığım kadarıyla Bahçeli, Avusturya'da Heider ve Fransa'daki Le Pen olaylarından hayli ürkmüş görünüyor. İlgili ülkelerdeki "yetkili" çevrelere yapılacak bu "tanıtımdan" ve yoklanacak nabızlardan sonra dönülüp Türkiye'de "Başbakan olabiliriz" istemi daha yüksek sesle dillendirilecek. Fakat Sayın Bahçeli'nin, eleştirdiği Volkan Vural ve TÜSİAD yetkilileri ile aynı yanlışa düştüğünü görüyoruz. Bahçeli de AB ve ABD'de Türkiye'yi değil, Türkiye'nin idam ve anadilde yayın ve eğitim konusundaki haklılığını değil, partisinin görüşlerini savunacak. Yalnız bir soru..Bunu yaparken dışişlerinin resmî politikası ile ters düşmeyecek mi ve ilgili ülke yetkililerinin kafası, Türkiye'deki bu çok seslilik karşısında fazla karışmayacak mı?
11 Haziran 2002 tarihli Sabah gazetesinde Ecevit ile Bahçeli arasında "telefonda" geçtiği ifade edilen şu diyalog yayınlandı: "Ecevit : Sayın Bahçeli, daha önce mutabık kalmıştık. Son konuşmanızda da teyit ettiniz: Uygulama yaygınlaşmamak şartıyla çok istisnai durumlarda, o arada idam konusunda, eğer ortağımız MHP ile anlaşamazsak başka partilerden de oy alma olanağını arayabilir miyiz? Bu sizi rahatsız eder mi?
Bahçeli: Sorun olmaz. Anlayışla karşılarız. " Burada bende mantık koptu ve akıllı uslu yazı yazma imkânı kalmadı. Âşık Neyani'den özür dileyerek onun üslûbunu "nesir yoluyla" taklit etmeye çalışacağım...
Sert ve maço görünümlü yeni damat kahvede arkadaşlarına öğünüyormuş; "Bizim evde büyük işlerle ben uğraşırım. Filistin-İsrail anlaşmazlığı, 11 Eylül saldırısının muhtemel sonuçları, Afganistan problemi, Amerika'nın Irak'a müdahalesi, Avrupa'da sağın önlenemez yükselişi hep benim ilgi alanımdır. Bu konularda son sözü hep ben söylerim." "Pek" demiş arkadaşları, "Yenge neyle uğraşır?" "O mu?" diye cevap vermiş hızlı damat; "O da küçük ve önemsiz konularla ilgilenir. Satın alacağımız ev apartman dairesi mi olsun, bahçe içinde müstakil ev mi olsun. Hangi marka ve renk arabayı alalım, tatile nereye gidelim. Babamlara kaç saat, onun babasına kaç gün ziyarette bulunalım.. Bulaşık ve çamaşırları kim yıkasın. Bunlar gibi önemsiz şeylerde de onun sözü geçer". Bilmem anlatabildim mi?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları
- Ekonomi, İslam ve Rusya / 01.04.2006
- Küresel aktörler, bölgesel piyonlar / 20.12.2005
- 'Namkör' kedi / 16.07.2002
- Cılkı çıkan siyaset / 15.07.2002
- İsmail Cem'in sakladıkları / 14.07.2002
- Cem fotoğrafları / 13.07.2002
- Vitesten atan siyaset / 12.07.2002
- Freni patlayan siyaset / 11.07.2002
- "Nankör kedi" / 10.07.2002
- "Bindir bir alamete" politikası / 09.07.2002
- Küresel aktörler, bölgesel piyonlar / 20.12.2005
- 'Namkör' kedi / 16.07.2002
- Cılkı çıkan siyaset / 15.07.2002
- İsmail Cem'in sakladıkları / 14.07.2002
- Cem fotoğrafları / 13.07.2002
- Vitesten atan siyaset / 12.07.2002
- Freni patlayan siyaset / 11.07.2002
- "Nankör kedi" / 10.07.2002
- "Bindir bir alamete" politikası / 09.07.2002