Ankara Ticaret Odası (ATO) tarafından "Veresiye Yaşam" adında bir rapor hazırlandı ve bu rapora göre vatandaşımız her geçen yıl bir önceki yıla göre daha fazla borçlandı. Vatandaşın durumunu ortaya oyması açısından başarılı bir çalışma. Dilerseniz raporun önce sonucundan yola çıkalım ve bu sonuca nasıl varıldığının parametrelerini sonra ortaya koyalım. "2005 yılı için ekonomik verilerin değerlendirilmesinden şu sonuç çıkıyor. Ekonomide var olduğu söylenen iyileşme vatandaşa yansımıyor. Piyasada para dönmüyor. Kredi kullanarak geleceğe borçlanan, kredi kartını dolduran vatandaş artık harcamıyor. Bu nedenle tüccarın ve esnafın çeki senedi ödenemiyor. Çarşı pazarda durgunluk had safhada. Piyasalar adeta kilitlenmiş gibi. Para ve harcama uykuda. Bu kilidin bir şekilde açılması lazım. Aksi halde Türkiye'yi derin bir durgunluk bekliyor. Türkiye ekonomisi son 5 yılda olduğu gibi 2006 yılında da bu uyku haliyle bir yere varamaz."Evet. Ülke ekonomisinin IMF ve AB tavsiyeli yanlış politikalar sebebiyle bu sonuca geleceğini yıllardan beri Prof. Dr. Haydar Baş Bey ifade ediyordu. İş adamlarımızın da yaşayarak yavaş yavaş bu sonuca gelmesi iyiye alamet, ama çözüm noktasında doğru bir adım atılmazsa, ya da Sayın Baş'ın yıllar öncesinden haber verdiği bu sıkıntılara duyarsız olunduğu gibi bu problemlere sunduğu çözümlere de duyarsız kalınırsa yine doğru bir sonuca ulaşmak imkansız.Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim ve diyelim ki, hastalığı teşhis etmek kadar ona tedavi sunmak da önemlidir. 26-27 Kasım 2005 tarihinde İstanbul'da yapılan Uluslararası Milli Ekonomi Kongresi'nde 100'ü aşkın yerli ve yabancı bilim adamı Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in Milli Ekonomi Modeli'nin ekonomide yaşanan sıkıntıların yegane çözümü olduğunu ilan etti. Sadece Türkiye için değil, tüm dünya için. Bu modelin liberal ve kapitalist modelleri rafa kaldırdığını ve bu sebeple Sayın Baş'a da bir Nobel ödülü gerekeceğini ifade ettiler. ATO'nun sonucunda ifade edilen ve durgunluğu aşmamıza vesile olacak olan kilit işte bu kongrede dünyaya ilan edilen Milli Ekonomi Modeli'dir ve alternatifi de yoktur.Ülkenin selameti için nefsi bütün handikaplarımızı ya da kısa vadeli kişisel menfaatlerimizi bir kenara bırakarak, çözümü bütün ayrıntılarıyla ortaya koyan bu değerli Türk bilim adamının önüne, dünyanın birçok üniversitelerinden gelen değerli akademisyenler gibi kalemimizi bırakmalıyız. (Kalem bırakmanın anlamını akademisyenlere sorun)Şimdi gelelim ATO'nun bu sonuca nasıl ulaştığına. Veriler tamamen Merkez Bankası'ndan derlenmiş.2005 yılında, 2004 yılı rakamlarına göre, kredi kartları borçlarında yüzde 24, toplam banka borçlarında yüzde 71, protesto edilen senetlerin parasal tutarında yüzde 70, ödenmeyen çek sayısında ise yüzde 35 artış olmuş.2004 yılında 1 milyar 652 milyon YTL olan protestolu senet miktarı, 2005 yılında yüzde 70 artarak 2 milyar 803 milyon YTL olmuş. Türkiye'nin en ağır krizinin yaşandığı 2001 krizinde bu artış oranı yüzde 77 idi. Ekonomide iyiye gidişten bahsediliyor ama rakamlar kriz ekonomisini andırıyor. Protestolu senet sayısı ise yüzde 56 artarak 920 bin 641'e ulaşmış.Ödenmeyen karşılıksız çek sayısı ise 2004 yılında 396 bin 374 iken, 2005 yılında yüzde 35 artışla beraber 535 bin 99'a çıkmış.Vatandaşın bankalara borcu 2005 yılında yüzde 71 oranında artmış.Bankaların tüketicilerden konut, taşıt ve diğer tüketici kredileriyle kredi kartı alacakları 2005 yılında, geçen yıla göre 18.8 milyar YTL artarak 45.5 milyar YTL'ye yükselmiş.Bankaların kredi kartı alacakları 2004 yılında 13.8 milyar YTL iken, 2005 yılında yüzde 24 artışla beraber 17 milyar YTL'ye çıkmış. 2005 yılında, bireysel kredi ve kredi kartı borçlarını ödeyemedikleri veya gecikmeli ödedikleri için kara listeye eklenenlerin sayısı 2004 yılına oranla yüzde 140 artarak 343 bin 95 kişi olmuş. Yeni eklenenlerin 282 bin 210'u borcunu hiç ödemediği için, 60 bin 885'i de gecikmeli ödediği için listeye girmiş.Kara listedeki toplam kişi sayısı 2005 yılı sonu itibariyle 757 bine ulaşmış.Sadece kredi kartı borcu nedeniyle kara listeye girenlerin sayısı 2005 yılında yüzde 161 artışla 317 bin 626'ya yükselmiş.2004 yılında kara listeye her ay ortalama 12 bin kişi eklenirken, 2005 yılında her ay ortalama 28 bin 600 kişi eklenmiş. 2004 yılında kara listedeki her 100 kişiden 57'si borcunu ödeyemez duruma düşerken, 2005 yılında her 100 kişiden 82'si borcunu ödeyemez duruma düşmüş.Görünen o ki vatandaşın alım gücü sürekli daralıyor, bu eksikliği banka kredileri, çek ve senetlerle karşılayamaya çalışıyor. Ödeme tarihi geldiğinde para yine olmadığından ödeyemiyor ve vatandaşın borcu durmadan katlanıyor. Parasızlık yüzünden tüketim yapılamıyor, üretici de mağdur oluyor, çekini senedini, kredi borcunu ödeyemiyor ve neticede topyekün millet perişan vaziyete düşüyor.Tekrar başa dönecek olursak, çözüm belli: Milli Ekonomi Modeli.Milli Ekonomi Modeli para politikalarıyla ve sosyal devlet projeleriyle tüketicinin, yani vatandaşın desteklenmesinden yana tüketim yanlısı bir çözüm sunuyor. Bu çözüm hem tüketiciyi canlandırıyor hem de malını değerinden satma fırsatını yakalayacak olan üreticiyi.Aklın yolu birdir, doğru olan da budur.Doğruları görmezlikten gelmek kimsenin faydasına olmayacaktır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025