Risaletinin gayelerini, "Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim" ifadeleriyle belirten Resûlullah (sav), insanların içinde ahlâkça en güzel olanıdır.
Hz. Aişe'nin (ra), "O'nun ahlâkı Kur'an' idi" şeklinde açıkladığı bu üstün ahlakî vasıflar, Asr-ı Saadete ve gelecekteki nesillere örnek ve ölçü olmuştur.
Sabır, merhamet, şükür, cömertlik, hilm, tevazu vs. güzel ahlâkın nasıl olması gerektiği, O'nun hayatı ile örneklenmiştir.
Resûlulah (sav) bir sabır abidesiydi. Tebliğ konusunda mâruz kaldığı baskı, işkence, eziyet, açlık, alay, çirkin sözlere ve birbirini izleyen hakaretlere 13 yıl boyunca sabretmiştir.
Peygamber Efendimiz (sav), savaş alanlarında da büyük sabır imtihanları yaşamıştır.
Uhud ve Hendek günlerinde, yaşadıkları sıkıntılara rağmen gösterdikleri metanet, sabrının ne kadar doruk noktada olduğunun işaretidir.
Müslim, Uhud günü ile ilgili olarak şöyle rivayet etmektedir:
"Uhud günü bir ara maiyetinde Ensar'dan 7, Muhacirlerden de 2 olmak üzere 9 kişi Peygamber ile yalnız kalmıştı. Müşrikler, Resûlullah'a (sav) yaklaşabilirdi. Onlardan biri kendisine taş atarak burnunu ve azı dişini kırdı. Ağır bir şekilde yüzünü yaraladı ve kan fışkırmaya başladı. 'Muhammed öldürüldü' diye yaygara koparıldı. Bunun üzerine Müslümanlar dağıldılar... Müslümanların hezimete uğrayıp kaçtıkları ve birkaç kişiden başka yanında hiç kimsenin kalmadığı bu çetin günde O, savaşa sabırla devam etti. Bir tarafı 3 bin, diğer tarafı bir kaç kişiden ibaret olan bir savaşı idare ediyordu... Müşrikler, zararın kazançtan fazla olduğunu anlayınca, savaşmayı bırakıp gittiler. Bu sabır, nasıl bir sabırdır?"
Hendek günü ise, Kur'an-ı Kerim'de şöyle bahsedilir:
"Onlar, o vakit hem üstünüzden, hem altınızdan size gelmişlerdi. O zaman gözler yılmış, yürekler gırtlaklara kadar dayanmıştı. Ve siz, Allah'a karşı türlü zanlarda bulundunuz. Mü'minler işte orada imtihana çekilmişler ve şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı" (Ahzab: 7).
Peygamber Efendimiz; evlat, akraba ve ashabının ölümleri, hastalık, açlık ve fakirlik ile de sabır imtihanı yaşamıştır.
Hayatının her sahasında denenen Resûlullah (sav), her defasında büyük bir metanet ve dayanıklılık göstermiştir.
Her sahada olduğu gibi, "sabredenin zafere ulaşacağı" noktasında da ümmetine en güzel örnek olmuştur.
Hz. Aişe'nin (ra), "O'nun ahlâkı Kur'an' idi" şeklinde açıkladığı bu üstün ahlakî vasıflar, Asr-ı Saadete ve gelecekteki nesillere örnek ve ölçü olmuştur.
Sabır, merhamet, şükür, cömertlik, hilm, tevazu vs. güzel ahlâkın nasıl olması gerektiği, O'nun hayatı ile örneklenmiştir.
Resûlulah (sav) bir sabır abidesiydi. Tebliğ konusunda mâruz kaldığı baskı, işkence, eziyet, açlık, alay, çirkin sözlere ve birbirini izleyen hakaretlere 13 yıl boyunca sabretmiştir.
Peygamber Efendimiz (sav), savaş alanlarında da büyük sabır imtihanları yaşamıştır.
Uhud ve Hendek günlerinde, yaşadıkları sıkıntılara rağmen gösterdikleri metanet, sabrının ne kadar doruk noktada olduğunun işaretidir.
Müslim, Uhud günü ile ilgili olarak şöyle rivayet etmektedir:
"Uhud günü bir ara maiyetinde Ensar'dan 7, Muhacirlerden de 2 olmak üzere 9 kişi Peygamber ile yalnız kalmıştı. Müşrikler, Resûlullah'a (sav) yaklaşabilirdi. Onlardan biri kendisine taş atarak burnunu ve azı dişini kırdı. Ağır bir şekilde yüzünü yaraladı ve kan fışkırmaya başladı. 'Muhammed öldürüldü' diye yaygara koparıldı. Bunun üzerine Müslümanlar dağıldılar... Müslümanların hezimete uğrayıp kaçtıkları ve birkaç kişiden başka yanında hiç kimsenin kalmadığı bu çetin günde O, savaşa sabırla devam etti. Bir tarafı 3 bin, diğer tarafı bir kaç kişiden ibaret olan bir savaşı idare ediyordu... Müşrikler, zararın kazançtan fazla olduğunu anlayınca, savaşmayı bırakıp gittiler. Bu sabır, nasıl bir sabırdır?"
Hendek günü ise, Kur'an-ı Kerim'de şöyle bahsedilir:
"Onlar, o vakit hem üstünüzden, hem altınızdan size gelmişlerdi. O zaman gözler yılmış, yürekler gırtlaklara kadar dayanmıştı. Ve siz, Allah'a karşı türlü zanlarda bulundunuz. Mü'minler işte orada imtihana çekilmişler ve şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı" (Ahzab: 7).
Peygamber Efendimiz; evlat, akraba ve ashabının ölümleri, hastalık, açlık ve fakirlik ile de sabır imtihanı yaşamıştır.
Hayatının her sahasında denenen Resûlullah (sav), her defasında büyük bir metanet ve dayanıklılık göstermiştir.
Her sahada olduğu gibi, "sabredenin zafere ulaşacağı" noktasında da ümmetine en güzel örnek olmuştur.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Hüseyin Kibarlı / diğer yazıları
- Başlıksız... / 19.01.2003
- Küreselleşme milliliği bitirir / 17.01.2003
- Kıbrıs'ta milli bütünlük dini bütünlükten geçer / 16.01.2003
- Asıl hedef başka / 15.01.2003
- Ekonomide kalıcı çözüm için / 11.01.2003
- Türkiye güçlü olmaya mecburdur / 09.01.2003
- Türkiye, savaşı önleyebilecek güçtedir / 08.01.2003
- Yabancılara el açmaktan kurtulmalıyız / 24.11.2002
- Türkiye yol ayrımında / 23.11.2002
- IMF ile bu iş olmaz / 19.11.2002
- Küreselleşme milliliği bitirir / 17.01.2003
- Kıbrıs'ta milli bütünlük dini bütünlükten geçer / 16.01.2003
- Asıl hedef başka / 15.01.2003
- Ekonomide kalıcı çözüm için / 11.01.2003
- Türkiye güçlü olmaya mecburdur / 09.01.2003
- Türkiye, savaşı önleyebilecek güçtedir / 08.01.2003
- Yabancılara el açmaktan kurtulmalıyız / 24.11.2002
- Türkiye yol ayrımında / 23.11.2002
- IMF ile bu iş olmaz / 19.11.2002