Bugün ülkemizdeki orman yangınlarının 11'inci günü. Bazı bölgelerde yangınlar etkisini artırarak devam ediyor. 11 gündür ciğerlerimiz yanıyor, içimiz parçalanıyor.
On binlerce hektar orman alanımız kül oldu.
Tabi ülkemizi sadece yangın vurmuyor; sel vuruyor, deprem vuruyor, kuraklık vuruyor, salgın, kene ve daha niceleri vuruyor.
Bilim adamları yıllardır uyarıyorlar, Türkiye fay hatları üzerinde bir deprem ülkesi diye.
Küresel ısınmanın etkilerinin sonucunda gördük ki, artık Türkiye sadece bir deprem ülkesi değil, aynı zamanda yangın ülkesi, sel ve kuraklık ülkesi.
Bunun nedenlerini, niçinlerini elbette ki bilim adamları araştırıyordur ve önemli bilgiler paylaşıyordur ama bizlere düşen, ülkemizi, coğrafyamızı tehdit eden bu yeni sürece hazırlıklı olmaktır, hazırlık yapmaktır.
Deprem olduktan sonra, orman yandıktan sonra, sel vurduktan sonra, kuraklık perişan ettikten sonra değil elbette, bu hazırlıklar her an yapılmalıdır.
Bir de yaşadığımız felaketlerden ders almayı öğrenmeliyiz.
Ülkemizde karşılaşılan her felaketi sanki ilk defa yaşıyormuşuz gibi bir tavır içindeyiz. Aynı yanlışları tekrar tekrar tecrübe ediyoruz. Yaşadığımız tecrübelerden yola çıkarak hazırlanmıyoruz. Bilim insanlarının, sahada tecrübeli insanların uyarılarını asla kulak vermiyoruz. Maalesef bu vurdumduymazlığımızın acı faturalarını tekrar tekrar ödemeye devam ediyoruz.
Orman yangınlarının en şiddetlisinin yaşandığı Manavgat'ta Bağımsız Türkiye Partisi İlçe Başkanı Ahmet Yitmez'in çok önemli açıklamaları oldu.
Yangınla mücadelede bizzat sahada olan Yitmez, gördüklerinden ve yaşadıklarından yola çıkarak tespitlerde bulundu. Bazılarının özellikle paylaşmak istiyorum:
"Manavgat yanıyor, ciğerlerimiz yanıyor, dört yanımız ateş çemberi her şeyimiz yanıyor. Yangın söndürme yönetimi başarısızdır. İnsanlar çaresiz bırakılmıştır. Yeterli uçak olmadığı ve zamanında mücadele edilmediği için büyük kayıplar verdik."
"Halk, köylü bölgeyi iyi biliyor ve yangın tecrübesi var. Köylü ile ortak çalışma yapılarak yangına müdahale edilmeliydi ama edilmedi. Bazı bölgelerde halk kendi taktikleri ile yangını kontrol altına aldı."
"Oturup masa başında kalem ve kağıtla yazıp çizerek yangın söndürülmez, yangın bizzat sahada uygulamalı taktiklerle söndürülür."
"Köylü bize bırakın fırsat verin diye yalvarıyor. İnsanlar perişan, hayvanlar perişan akan gözyaşları yürekleri dağlıyor. Bu yangında maalesef yetkililer sınıfta kalmıştır."
Evet, Sayın Yitmez'in dediği gibi, yangınlara müdahalede geç kalındı ve mücadeleye yeterli uçakla başlanmadı. Devamında dışarıdan gelenlerle uçak sayısı arttı ama iş işten geçmişti. Ayrıca yine ifade edildiği gibi, sahada aktif olarak mücadele eden bölge insanının önü açılmadı.
Siyasilerimizin en başta yapması gereken önceliklerini değiştirmeleridir. Öncelik; millete hizmet olmalıdır, konumuzla alakalı ifade edersek, orman yangınlarına her yönüyle hazırlıklı olmaktır.
Bu manada BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın orman yangınları başladığında siyasilerimize yaptığı uyarıyı tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum.
BTP Lideri Baş, geçen yıl Hatay'da çıkan büyük yangından sonra yaptığı çağrıyı yineleyerek şunları söylemişti: "Keşke geçen sene yaptığımız çağrıya kulak verilseydi. Hem canlarımızı hem itibarımızı korurduk. Ama olsun biz millet olarak bu badireyi de aşacak cennet vatanımızı koruyacak güçteyiz."
BTP Lideri Baş, 9 Ekim 2020 tarihinde Hatay'da çıkan ve büyük kayba neden olan yangının ardından, "Makam araçları yerine yangın söndürme araçlarına yatırım yapma fikrini artık tartışmalıyız" demişti.
İl ve ilçelerde çıkan yangınlara itfaiye araçlarıyla söndürebilirsiniz, ama orman yangınlarını yangın söndürme uçağınız yoksa asla sağlıklı bir mücadele yapamazsınız.
Diğer ifadeyle, orman yangınlarında yangın söndürme uçağı, olmazsa olmazdır.
Yangınların ilk çıktığı günlerde 71 noktada yangın vardı, elimizde sadece 3 uçak vardı. Eğer elimizde 20 uçak olsaydı emin olun ki bugün yangın diye bir gündemimiz olmayacaktı.
Öncelik sorunu derken, Türk Hava Kurumu (THK) uçaklarının bakım ve onarımı için 4 milyon dolarlık bir bütçe gerektiği ifade edildi. Bu yapılmadığı için THK uçakları değerlendirilemedi. Önceki gün Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle, Somali'ye bir yılda 30 milyon dolarlık finansal hibe yapılacağı haberi oldukça dikkat çekiciydi.
Elbette ki Somali'ye yardım yapılmasın demiyoruz ama Türkiye'nin böyle sıkışık bir dönemde THK uçaklarına 4 milyon dolar ayırmadığı bir ekonomik atmosferde bunun 7 katı kadar bir meblağı başka bir ülkeye hibede bulunması doğru değil.
Siyasetin birinci görevi Somali'ye hibe değil, orman yangınlarını önlemektir, bununla mücadele için gerekli hazırlıkları yapmaktır.
"İtibar" uğruna bir şeyler yapayım derken, asıl yapmamız gerekenleri ihmal etmenin itibarsızlığını yaşamayalım.
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025