Türkiye'yi Hıristiyanlaştırma faaliyeti Cumhuriyetin ilk yıllarından beri var. Kâzım Karabekir'in hatıralarından okuyoruz. Milletvekillerinden biri,
-Dinimizin ne olduğu Anayasayla açık açık yazılmalı demiş. Karabekir,
-Canım zaten var ya. İslam dinidir deniliyor ya, deyince,
-Hayır, Hıristiyan olduğumuz yazılmalı, demiş.
O gün bugündür, Türkiye'yi Hıristiyanlaştırma planları adım adım tatbik ediliyor.
Nitekim, 1999'da Diyanet'in tertip ettiği İkinci Din Şurası'nda Dr. İrfan Barlas'ın birçok İlâhiyat ve Diyanet mensubuna karşı söylediği şu sözlerine itiraz eden tek kişi çıkmamıştı:
-2000 yılı dönüm noktasıdır. Bütün dünya 2000 yılına hazırlanıyor. Biz de Hz. İsa'nın doğumunun 2000. yılını kutlayalım. Hatta bu kutlamayı Demre'de yapalım ve buna İlahiyat Fakülteleri öncülük etsin.
28 Aralık akşamı Kanal 7'de "Yılbaşı ve Noel Kutlanabilir mi?" başlığıyla yapılan program Türkiye'de bir ilkti.
Muammer Karabulut, Noel Baba Vakfı Başkanı sıfatıyla, Kanal 7'de noeli ve yılbaşını savunduğu konuşmasında bir gerçeği de açıkladı:
-Türkiye'de, 1993'te Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü toplantılarını biz başlattık.
Noel Baba Vakfı'nın başlattığı bu hayırlı (!) hizmeti şimdi kimlerin devam ettirdiğine dikkat!
Noel Baba Vakfı'nın çalışmaları için gerekli parayı da devlet veriyormuş.
Ne güzel ne âlâ...
Paralar biz Müslümanlardan vergi olarak devlete, devletten de Noel Vakfı'na...
* * *
1998'de "Kutlamalara İlahiyat Fakülteleri öncülük etsin" deniliyordu. Kanal 7'deki bu programda da İlâhiyat profesörleri söz sahibiydiler.
Bursa İlâhiyattan Tasavvufçu Süleyman Uludağ ile Yaşar Nuri'yle zaman zaman ekran arkadaşlığı yapan Yunus Vehbi Yavuz.
Yunus Vehbi bey önceden sakallıydı; kazıtmış. Bu vaziyetine, "Yoksa bir yere dekan olmanın hazırlıkları mı?" yorumu yapıldığını da hatırlatalım.
Gelelim bu iki ilâhiyatçımızın söylediklerine....
Efendim, eğlenirken içki, kumar gibi kötülük yoksa yılbaşında eğlenilebilirmiş.
Programda Hıristiyanlar da vardı. Y.V. Yavuz diyor ki:
-Buradaki uzman kişiler (papazlar) yılbaşının Hz. İsa'nın doğumuyla ve Hıristiyanlıkla ilgili olmadığını söylediler. Böyle olduğunu bilmeseydim yılbaşı eğlencesi yapılamaz diyecektim. Bu hususta bilgi eksikliği var. Yazarlar da yanlış biliyorlar.
Papazlar bu doğru bilgileri vermeselerdi, sayın ilâhiyat profesörü az kalsın yanlış hüküm verecekmiş.
Zararın neresinden dönülürse kâr değil mi? Papazlardan doğruyu öğrendi ya. Yetmez mi?
Dostu Yaşar Nuri de prof. olduktan sonra yazdığı Kur'an'daki İslam kitabında, "Bundan önce ne söylemiş ne yazmışsam, hepsi buna göre düzeltilmelidir" diyordu.
1400 senedir, kendilerinden başka böyle bir eğlenceye izin veren tek bir İslam âlimi olmadığı halde, Yunus Vehbi bey diyor ki:
-Eğleneceksek, ille de yılbaşında değil 1 Muharremde eğlenelim.
Eğlenmek nerden çıktı sayın profesör?
Okuduğunuz, hangi kitapta yazıyor Hicri yılbaşı olan 1 Muharremde eğlenmek?
Kitaplar, Muharrem'in biriyle onu arasında oruç ve diğer ibadetlerden bahsetmiyor mu?
Doğruyu konuşasınız diye Allah'ın verdiği o dilleriniz niçin hiç "ibadet..." diyemiyor?
* * *
Tasavvufçu Süleyman Uludağ'a göre, "Müslümanlıkta meşrû eğlence câizdir."
Uludağ, "Kim bir topluluğa benzerse, o da onlardan sayılır" manasındaki hadisi ya yok sayıyor veya dayanılacak değerde bulmuyor ki,
-Günahlardan, haramlardan uzak kutlamaya haram demek mümkün değil. Haram demek için âyet veya hadise dayanmak lâzım, diyor.
Çok bekledim ama. "İslam'da Bâtıla Benzemenin Hükmü" adındaki kitabın yazarı Ali Rıza Demircan bile maalesef gerekli çıkışı yapamadı.
Sadece ona değil, hepsine soruyorum:
Yılbaşını kutlamak bâtıl değil midir? Hak mıdır?
Ne şekilde kutlanırsa kutlansın, yılbaşı kutlamalarında Hıristiyanlara benzemek yok mudur?
Noel Baba'yı, Hıristiyanlıktan başka nereye koyacaksınız?
Noel Baba Vakfı Başkanı'nın şu doğru sözleri bile sizi niçin uyandıramıyor:
-Yurtdışından gazeteciler geliyor ve "Siz Müslümansınız. Sizin Noel Baba ile ne alâkanız var?" diyorlar.
Evet! Biz Müslümanız. Bizim noelle ne alakâmız var sayın İlâhiyat profesörlerı!!!
* * *
Geçen senelerde Lenin, Stalin ve Mao gibi komünist liderlerin resimleri altında yapılan 1 Mayıs yürüyüşlerinde ölüm olmadığı zaman, gazeteler, " 1 Mayıs olaysız geçti" başlığını atarlardı.
Halbuki, o yürüyüşlerin kendisi başlı başına olaydı.
İlâhiyatçılar da "Yılbaşı, günah ve haramlardan uzak olarak kutlanabilir" diyorlar.
Değerli okuyucular, yılbaşının kendisi başlı başına günah ve haram değil mi!
* * *
"Bazı Hıristiyanlar, eğlenceye 24-25 Aralık gecesini Hz. İsa'nın doğum gecesi sayıyorlar. Yılbaşı ise daha sonra" diyerek millete yanlış bilgi veriyorlar.
Halbuki, 24 Aralık Hıristiyanların bazılarına göredir.
Hıristiyanlıkta da çeşitli görüşler vardır ve yılbaşı kutlaması, Avrupa'da Ocak'ın birinci haftasına kadar devam eder.
Bunu bütün kitaplar yazıyor, bütün dünya biliyor da bizim ilâhiyatçılar bir türlü bilemiyor. Ne yapmalı ne etmeli de onlara da öğretmeli?
En iyisi Avrupa'dan papaz getirip anlattırmalı. Çünkü bu konularda en doğru bilgi onlarda.
Baksanıza, Yunus Vehbi Yavuz bile şimdiye kadar kitaplardan öğrendiği bilgileri bir kenara atıp, papazların sözlerini esas aldı.
-Dinimizin ne olduğu Anayasayla açık açık yazılmalı demiş. Karabekir,
-Canım zaten var ya. İslam dinidir deniliyor ya, deyince,
-Hayır, Hıristiyan olduğumuz yazılmalı, demiş.
O gün bugündür, Türkiye'yi Hıristiyanlaştırma planları adım adım tatbik ediliyor.
Nitekim, 1999'da Diyanet'in tertip ettiği İkinci Din Şurası'nda Dr. İrfan Barlas'ın birçok İlâhiyat ve Diyanet mensubuna karşı söylediği şu sözlerine itiraz eden tek kişi çıkmamıştı:
-2000 yılı dönüm noktasıdır. Bütün dünya 2000 yılına hazırlanıyor. Biz de Hz. İsa'nın doğumunun 2000. yılını kutlayalım. Hatta bu kutlamayı Demre'de yapalım ve buna İlahiyat Fakülteleri öncülük etsin.
28 Aralık akşamı Kanal 7'de "Yılbaşı ve Noel Kutlanabilir mi?" başlığıyla yapılan program Türkiye'de bir ilkti.
Muammer Karabulut, Noel Baba Vakfı Başkanı sıfatıyla, Kanal 7'de noeli ve yılbaşını savunduğu konuşmasında bir gerçeği de açıkladı:
-Türkiye'de, 1993'te Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü toplantılarını biz başlattık.
Noel Baba Vakfı'nın başlattığı bu hayırlı (!) hizmeti şimdi kimlerin devam ettirdiğine dikkat!
Noel Baba Vakfı'nın çalışmaları için gerekli parayı da devlet veriyormuş.
Ne güzel ne âlâ...
Paralar biz Müslümanlardan vergi olarak devlete, devletten de Noel Vakfı'na...
* * *
1998'de "Kutlamalara İlahiyat Fakülteleri öncülük etsin" deniliyordu. Kanal 7'deki bu programda da İlâhiyat profesörleri söz sahibiydiler.
Bursa İlâhiyattan Tasavvufçu Süleyman Uludağ ile Yaşar Nuri'yle zaman zaman ekran arkadaşlığı yapan Yunus Vehbi Yavuz.
Yunus Vehbi bey önceden sakallıydı; kazıtmış. Bu vaziyetine, "Yoksa bir yere dekan olmanın hazırlıkları mı?" yorumu yapıldığını da hatırlatalım.
Gelelim bu iki ilâhiyatçımızın söylediklerine....
Efendim, eğlenirken içki, kumar gibi kötülük yoksa yılbaşında eğlenilebilirmiş.
Programda Hıristiyanlar da vardı. Y.V. Yavuz diyor ki:
-Buradaki uzman kişiler (papazlar) yılbaşının Hz. İsa'nın doğumuyla ve Hıristiyanlıkla ilgili olmadığını söylediler. Böyle olduğunu bilmeseydim yılbaşı eğlencesi yapılamaz diyecektim. Bu hususta bilgi eksikliği var. Yazarlar da yanlış biliyorlar.
Papazlar bu doğru bilgileri vermeselerdi, sayın ilâhiyat profesörü az kalsın yanlış hüküm verecekmiş.
Zararın neresinden dönülürse kâr değil mi? Papazlardan doğruyu öğrendi ya. Yetmez mi?
Dostu Yaşar Nuri de prof. olduktan sonra yazdığı Kur'an'daki İslam kitabında, "Bundan önce ne söylemiş ne yazmışsam, hepsi buna göre düzeltilmelidir" diyordu.
1400 senedir, kendilerinden başka böyle bir eğlenceye izin veren tek bir İslam âlimi olmadığı halde, Yunus Vehbi bey diyor ki:
-Eğleneceksek, ille de yılbaşında değil 1 Muharremde eğlenelim.
Eğlenmek nerden çıktı sayın profesör?
Okuduğunuz, hangi kitapta yazıyor Hicri yılbaşı olan 1 Muharremde eğlenmek?
Kitaplar, Muharrem'in biriyle onu arasında oruç ve diğer ibadetlerden bahsetmiyor mu?
Doğruyu konuşasınız diye Allah'ın verdiği o dilleriniz niçin hiç "ibadet..." diyemiyor?
* * *
Tasavvufçu Süleyman Uludağ'a göre, "Müslümanlıkta meşrû eğlence câizdir."
Uludağ, "Kim bir topluluğa benzerse, o da onlardan sayılır" manasındaki hadisi ya yok sayıyor veya dayanılacak değerde bulmuyor ki,
-Günahlardan, haramlardan uzak kutlamaya haram demek mümkün değil. Haram demek için âyet veya hadise dayanmak lâzım, diyor.
Çok bekledim ama. "İslam'da Bâtıla Benzemenin Hükmü" adındaki kitabın yazarı Ali Rıza Demircan bile maalesef gerekli çıkışı yapamadı.
Sadece ona değil, hepsine soruyorum:
Yılbaşını kutlamak bâtıl değil midir? Hak mıdır?
Ne şekilde kutlanırsa kutlansın, yılbaşı kutlamalarında Hıristiyanlara benzemek yok mudur?
Noel Baba'yı, Hıristiyanlıktan başka nereye koyacaksınız?
Noel Baba Vakfı Başkanı'nın şu doğru sözleri bile sizi niçin uyandıramıyor:
-Yurtdışından gazeteciler geliyor ve "Siz Müslümansınız. Sizin Noel Baba ile ne alâkanız var?" diyorlar.
Evet! Biz Müslümanız. Bizim noelle ne alakâmız var sayın İlâhiyat profesörlerı!!!
* * *
Geçen senelerde Lenin, Stalin ve Mao gibi komünist liderlerin resimleri altında yapılan 1 Mayıs yürüyüşlerinde ölüm olmadığı zaman, gazeteler, " 1 Mayıs olaysız geçti" başlığını atarlardı.
Halbuki, o yürüyüşlerin kendisi başlı başına olaydı.
İlâhiyatçılar da "Yılbaşı, günah ve haramlardan uzak olarak kutlanabilir" diyorlar.
Değerli okuyucular, yılbaşının kendisi başlı başına günah ve haram değil mi!
* * *
"Bazı Hıristiyanlar, eğlenceye 24-25 Aralık gecesini Hz. İsa'nın doğum gecesi sayıyorlar. Yılbaşı ise daha sonra" diyerek millete yanlış bilgi veriyorlar.
Halbuki, 24 Aralık Hıristiyanların bazılarına göredir.
Hıristiyanlıkta da çeşitli görüşler vardır ve yılbaşı kutlaması, Avrupa'da Ocak'ın birinci haftasına kadar devam eder.
Bunu bütün kitaplar yazıyor, bütün dünya biliyor da bizim ilâhiyatçılar bir türlü bilemiyor. Ne yapmalı ne etmeli de onlara da öğretmeli?
En iyisi Avrupa'dan papaz getirip anlattırmalı. Çünkü bu konularda en doğru bilgi onlarda.
Baksanıza, Yunus Vehbi Yavuz bile şimdiye kadar kitaplardan öğrendiği bilgileri bir kenara atıp, papazların sözlerini esas aldı.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ali Eren / diğer yazıları
- Alın size Avrupa'dan taze cevap / 16.03.2002
- Derviş'e ODTÜ'yü dar etmek / 02.03.2002
- Bayram sonrası düşünceleri / 26.02.2002
- Artık açıkça "ha kilese ha câmi" diyebiliyorlar / 16.02.2002
- Müfsidi Kebir (Büyük Fesatçı) / 13.02.2002
- Bir maskara / 12.02.2002
- Tarihe ve zihinlere bir-iki hatıra kaydı / 09.02.2002
- Başbakanlığı al, neyi ver? / 02.02.2002
- Papa'nın davet etmemesine üzülünür (!) / 26.01.2002
- Bizi, onlarca sene dinsiz tanıtmışlar / 19.01.2002
- Derviş'e ODTÜ'yü dar etmek / 02.03.2002
- Bayram sonrası düşünceleri / 26.02.2002
- Artık açıkça "ha kilese ha câmi" diyebiliyorlar / 16.02.2002
- Müfsidi Kebir (Büyük Fesatçı) / 13.02.2002
- Bir maskara / 12.02.2002
- Tarihe ve zihinlere bir-iki hatıra kaydı / 09.02.2002
- Başbakanlığı al, neyi ver? / 02.02.2002
- Papa'nın davet etmemesine üzülünür (!) / 26.01.2002
- Bizi, onlarca sene dinsiz tanıtmışlar / 19.01.2002