Şu rakamlar olmasa, ekonominin rayında olduğuna milleti inandırmak o kadar kolay olacak ki... Millet de ferahlayacak, koalisyon ortakları da.
Kemal Derviş, erken seçime tam kilitlendi.
Kimse onu engellemeye güç yettiremez; biri böyle bir "engelleme hadsizliği"ne tevessül ederse, ekonomi çarkı yerinden fırlar.
Kemal Derviş, yakında artık "kamu hesaplarıyla ilgili rakamların kamuoyuna açıklanmaması" hususunda bir Derviş kanunu çıkartırsa hiç şaşırmayın.
Bu rakamları kamuoyunun bilmesine gerek yok zaten...
Niye mi diyeceksiniz?
Sözkonusu rakamlarla, kamuoyunun morali bozuluyor; dolayısıyla ekonomide risk artıyor, bir.
Rakam ve bilançoları zaten IMF şefleri biliyor. Başkalarının bilmesine gerek yok; zira IMF'den başka para veren mi var ki, rakamlarımızı bilsin, iki.
Bu rakamlar IMF reçetelerini yalanlıyor; bu patronlara hakaret sayılır, üç.
Bu rakamları ele geçiren bazı milli basın organları, Kuvay-ı Milliye ruhunu şahlandırıp sosyo-ekonomik morali çöküntüye uğratıyor, dört.
Derviş, ekonomi düzeliyor, diyor. Bilerek konuşuyor.
Öyle demesi lazım; çünkü seçime hazırlanıyor.
Bütçe rakamları ise tehlike sinyalleri veriyor.
Rakamlar, S.O.S veriyor; ayrıca bir de, "borcun faizine verdiği parayı görmeyip de kamu harcamasına gözü takılarak" devleti küçültelim diyenlerin yüzüne tükürüyor.
O halde, "rakamların açıklanması yasaklanması" en doğru olandır.
Şu rakamlara bakınız... Kimleri yalanlamıyor ki!
Yılın üç aylık döneminde personel giderlerine 5.2 katrilyon lira harcanmış.
Borç faizi ödemeleri için ise 16.5 katrilyon lira ödeme yapılmış.
Yani IMF'den bu yıl için alınan 10 milyar dolar bile borcun faizine yetmemiş.
Kime mi yüklenilmiş?
Tabii ki, millete.
Ocak-Mart dönemi gelir, 15.1 katrilyon. Bunun 11.6 katrilyonu milletin sırtından vergi yöntemiyle sağlanmış.
Gider ise 21.6 katrilyon.
Bu ilk üç aylık açık, "dört ile çarpılıp yıllık açık ortaya çıkınca" ne ile mi kapatılacak?
Borçla, parayla bu açık kapanmaz. Tek çare var.
Erken seçimle dostlar, erken seçimle...
Şu bildiğimiz Çin, 10 yılda Gayri Safi Milli Hasıla'sını (GSMH) 350 milyar dolardan 1 trilyon 450 milyar dolara yükseltmiş. 10 yıl önce GSMH'sı 130 milyar dolar civarında olan Türkiye'miz ise 2001 sonunda 144.4 milyar dolarda geziniyor. Sadece 2001 yılında 55 milyar dolar GSMH'mızdan kaybettik, sermayeden yitirdik.
Borç rakamı ise hafsalaya sığmıyor.
1989'da 10 milyar dolar civarında olan borç yükümüz, 2002 yılında toplam 260-290 milyar dolara yükselmiş.
Nasıl olmuş, kimler götürmüş?
Buna ancak erken seçim neşteri vurulabilir. Başka yolu yok.
Ortaklar anlamamazlıktan gelseler de Derviş, işte bunu söylüyor.
Derviş, erken seçimle belki biri çıkar da ülkeye el atar diye düşünüyor.
Bu borçları kim, nasıl ödeyecek?
Erken seçim, erken seçim...
Denize düşen Türk şirketleri "yabancılar"a sarıldı, sarılmaya devam ediyor. Birçok şirket, yabancıların eline geçti. Sayıslarını belirterek moralinizi bozmak istemiyorum.
Bir kısmı da Türkiye'den fabrikasını söküp, Romanya, Moldova... vs yerlere kazık çaktı.
Niye?
Sebepler ortada... Enerji ve maliyet giderleri düşük. Vergi ve pirim ödeme yok. Teşvik ve destek var.
Yeter ki, o ülke insanına istihdam oluşturulsun.
Yerli sermaye kaçıyor, devlet işletmeleri özelleştirme peşkeşi için zarara sokuluyor, çalışanlar kapı dışarı ediliyor; derken ülkede işsizlik patlaması yaşanıyor. Fabrikasını söküp kaçan yerli sermayemiz ise yabancı ülkelerde başkalarına istihdam oluşturuyor.
Koalisyon ortakları da yabancı sermayeye her türlü kolaylığı sağlamak için çalışıyor, prosedürü "tek form'a indirmek için kafa çatlatıyor.
Bütün bu çarpıklıklar ne zaman mı düzelecek?
Erken seçimle şüphesiz.
Derviş, hesap adamıdır. Hesap makinasını iyi kullanır.
Baktı ki, IMF hesabı tutmadı, ne kadar taviz verilse de tutmuyor; bari erken seçim hesabı yaparak ülke düzlüğe çıksın istiyor.
Şu ufku, şu "IMFseverliği entegre vataperverliği" fark edebiliyor musunuz?
Derviş'i kemiren bir fobi var; ortakların ahvaline bakalarsa "ekonomi kadavrası" üstüne kalacak.
Erken seçim, Derviş için tek kurtuluş yolu.
Dolayısıyla o, şimdi erken seçim maliyeti çıkartıyormuş...
Derviş'in hesabına göre, reel faizin yaratacağı yük, seçimin maliyetine oranla oldukça düşük. Hazine'nin olası belirsizlik nedeniyle reel faiz yükü 8.5 milyar doları bulurken, seçimin maliyeti 2.5 milyar dolara ulaşıyormuş.
Zararın neresinden dönerseniz kârdır, değil mi? Derviş, bunu uyguluyor şimdi.
İşte erken seçim hesabı.
Hangi ortak, bu IMF hesabına, pardon Derviş'in erken seçim hesabına karşı durabilir?
Hiçbiri...
Seçim düdüğü, Derviş'in elinde ve düdük çalmaya başladı.
Kemal Derviş, erken seçime tam kilitlendi.
Kimse onu engellemeye güç yettiremez; biri böyle bir "engelleme hadsizliği"ne tevessül ederse, ekonomi çarkı yerinden fırlar.
Kemal Derviş, yakında artık "kamu hesaplarıyla ilgili rakamların kamuoyuna açıklanmaması" hususunda bir Derviş kanunu çıkartırsa hiç şaşırmayın.
Bu rakamları kamuoyunun bilmesine gerek yok zaten...
Niye mi diyeceksiniz?
Sözkonusu rakamlarla, kamuoyunun morali bozuluyor; dolayısıyla ekonomide risk artıyor, bir.
Rakam ve bilançoları zaten IMF şefleri biliyor. Başkalarının bilmesine gerek yok; zira IMF'den başka para veren mi var ki, rakamlarımızı bilsin, iki.
Bu rakamlar IMF reçetelerini yalanlıyor; bu patronlara hakaret sayılır, üç.
Bu rakamları ele geçiren bazı milli basın organları, Kuvay-ı Milliye ruhunu şahlandırıp sosyo-ekonomik morali çöküntüye uğratıyor, dört.
Derviş, ekonomi düzeliyor, diyor. Bilerek konuşuyor.
Öyle demesi lazım; çünkü seçime hazırlanıyor.
Bütçe rakamları ise tehlike sinyalleri veriyor.
Rakamlar, S.O.S veriyor; ayrıca bir de, "borcun faizine verdiği parayı görmeyip de kamu harcamasına gözü takılarak" devleti küçültelim diyenlerin yüzüne tükürüyor.
O halde, "rakamların açıklanması yasaklanması" en doğru olandır.
Şu rakamlara bakınız... Kimleri yalanlamıyor ki!
Yılın üç aylık döneminde personel giderlerine 5.2 katrilyon lira harcanmış.
Borç faizi ödemeleri için ise 16.5 katrilyon lira ödeme yapılmış.
Yani IMF'den bu yıl için alınan 10 milyar dolar bile borcun faizine yetmemiş.
Kime mi yüklenilmiş?
Tabii ki, millete.
Ocak-Mart dönemi gelir, 15.1 katrilyon. Bunun 11.6 katrilyonu milletin sırtından vergi yöntemiyle sağlanmış.
Gider ise 21.6 katrilyon.
Bu ilk üç aylık açık, "dört ile çarpılıp yıllık açık ortaya çıkınca" ne ile mi kapatılacak?
Borçla, parayla bu açık kapanmaz. Tek çare var.
Erken seçimle dostlar, erken seçimle...
Şu bildiğimiz Çin, 10 yılda Gayri Safi Milli Hasıla'sını (GSMH) 350 milyar dolardan 1 trilyon 450 milyar dolara yükseltmiş. 10 yıl önce GSMH'sı 130 milyar dolar civarında olan Türkiye'miz ise 2001 sonunda 144.4 milyar dolarda geziniyor. Sadece 2001 yılında 55 milyar dolar GSMH'mızdan kaybettik, sermayeden yitirdik.
Borç rakamı ise hafsalaya sığmıyor.
1989'da 10 milyar dolar civarında olan borç yükümüz, 2002 yılında toplam 260-290 milyar dolara yükselmiş.
Nasıl olmuş, kimler götürmüş?
Buna ancak erken seçim neşteri vurulabilir. Başka yolu yok.
Ortaklar anlamamazlıktan gelseler de Derviş, işte bunu söylüyor.
Derviş, erken seçimle belki biri çıkar da ülkeye el atar diye düşünüyor.
Bu borçları kim, nasıl ödeyecek?
Erken seçim, erken seçim...
Denize düşen Türk şirketleri "yabancılar"a sarıldı, sarılmaya devam ediyor. Birçok şirket, yabancıların eline geçti. Sayıslarını belirterek moralinizi bozmak istemiyorum.
Bir kısmı da Türkiye'den fabrikasını söküp, Romanya, Moldova... vs yerlere kazık çaktı.
Niye?
Sebepler ortada... Enerji ve maliyet giderleri düşük. Vergi ve pirim ödeme yok. Teşvik ve destek var.
Yeter ki, o ülke insanına istihdam oluşturulsun.
Yerli sermaye kaçıyor, devlet işletmeleri özelleştirme peşkeşi için zarara sokuluyor, çalışanlar kapı dışarı ediliyor; derken ülkede işsizlik patlaması yaşanıyor. Fabrikasını söküp kaçan yerli sermayemiz ise yabancı ülkelerde başkalarına istihdam oluşturuyor.
Koalisyon ortakları da yabancı sermayeye her türlü kolaylığı sağlamak için çalışıyor, prosedürü "tek form'a indirmek için kafa çatlatıyor.
Bütün bu çarpıklıklar ne zaman mı düzelecek?
Erken seçimle şüphesiz.
Derviş, hesap adamıdır. Hesap makinasını iyi kullanır.
Baktı ki, IMF hesabı tutmadı, ne kadar taviz verilse de tutmuyor; bari erken seçim hesabı yaparak ülke düzlüğe çıksın istiyor.
Şu ufku, şu "IMFseverliği entegre vataperverliği" fark edebiliyor musunuz?
Derviş'i kemiren bir fobi var; ortakların ahvaline bakalarsa "ekonomi kadavrası" üstüne kalacak.
Erken seçim, Derviş için tek kurtuluş yolu.
Dolayısıyla o, şimdi erken seçim maliyeti çıkartıyormuş...
Derviş'in hesabına göre, reel faizin yaratacağı yük, seçimin maliyetine oranla oldukça düşük. Hazine'nin olası belirsizlik nedeniyle reel faiz yükü 8.5 milyar doları bulurken, seçimin maliyeti 2.5 milyar dolara ulaşıyormuş.
Zararın neresinden dönerseniz kârdır, değil mi? Derviş, bunu uyguluyor şimdi.
İşte erken seçim hesabı.
Hangi ortak, bu IMF hesabına, pardon Derviş'in erken seçim hesabına karşı durabilir?
Hiçbiri...
Seçim düdüğü, Derviş'in elinde ve düdük çalmaya başladı.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019