16 Nisan'da oylanacak anayasa değişikliğinde yeniden düzenlenen konulardan biri de cumhurbaşkanının işlediği suçlardan dolayı ceza sorumluluğudur.
Şu andaki duruma yani mevcut anayasaya bakarsak; öncelikle belirtilmesi gereken, cumhurbaşkanının 1982 Anayasası'nda siyaseten sorumsuz olduğudur. Cumhurbaşkanı tarafız bir makamı işgal ettiği ve yaptığı işlemlerin ayrıca ilgili bakan ya da başbakan tarafından imzalandığı için bu işlemlerden sorumluluk, kararnamede imzası olan bakan ya da başbakanındır. Sorumsuzluğunun gerekçesi cumhurbaşkanının yetkisiz ve sembolik bir makam olduğu varsayımıdır.
Ceza sorumluluğuna gelince;
Bu konuyu düzenleyen Anayasa madde: 105/3'e göre "Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır."
Vatana ihanet suçu nedir? Siyasi dilimizde son dönemde sıkça yer bulan vatan haini kavramı hukukumuzda 1920 tarihli "Hıyaneti Vataniye Kanunu" ile düzenlenmekteydi. Ancak bu kanun 1991'de "Terörle Mücadele Kanunu" ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Vatana ihanet suçu Türk Ceza Kanunu'nda yer almadığı gibi diğer yasalarda da bulunmamaktadır. Ancak Askeri Ceza Kanunu'nda vatana ihanet suçu yer alırken içeriği hakkında Türk Ceza Kanunu'na göndermede bulunulmaktadır. Göndermede bulunulan ceza kanunu hükümleri Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) "Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar" ve "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar" başlıkları altında düzenlenen suçlardır.
Peki bu eylemlerin "vatana ihanet" niteliği nasıl belirlenecek? Anayasaya göre bunu belirleyecek olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir.
Anayasa değişiklik teklifinde Cumhurbaşkanının sorumluluğu;
11.02.2017'de Resmi Gazete'de yayımlanan 6771 sayılı Kanunun referandumda kabulü halinde 1982 Anayasası'nın 105. maddesinde değişiklik yapılması öngörülmüştür. Yapılacak değişiklik cumhurbaşkanının ceza sorumluluğunu esaslı biçimde değiştirmektedir. Böyle bir durum, cumhurbaşkanının yetkilerinin ve konumunun önemli ölçüde değiştiği düşünüldüğünde son derece doğaldır. Cumhurbaşkanının ceza sorumluluğunun genişlediği iddia ediliyorsa da bu iddiaya tümüyle katılmak mümkün görünmemektedir.
Teknik olarak sorumluluğun genişlediği doğrudur: fakat yargılamanın yapılması oldukça zorlaştırılmıştır.
Cumhurbaşkanı hakkındaki soruşturma TBMM tarafından "bir suç işlediği iddiasıyla" başlatılacaktır.
Soruşturma açılması teklifi 360 milletvekilinin oyuyla kabul edilir. 15 kişilik komisyon cumhurbaşkanı hakkındaki soruşturmayı yapar. Bu soruşturmada komisyonun delil toplaması ve ilgili kişileri dinlemesi usulünün nasıl izleneceği ise belirsizdir, zira soruşturma işlemlerini normal şartlarda yapan emniyet teşkilâtı yeni sistemde doğrudan yürütmenin başı olan cumhurbaşkanına bağlıdır.
Son söz olarak, önerilen sistemde cumhurbaşkanı artık sadece vatana ihanet değil tüm görev suçlarından sorumludur ve TBMM'de yer alan 550 milletvekilinden 413'ünün kabul oyu yerine 600 milletvekilinden 400'ünün kabul oyu yargılamanın başlaması için yeterli olacaktır. Bu konuda sorumluluk alanında bir genişleme olmuştur. Ancak cumhurbaşkanının görevi sırasında işlediği kişisel suçların da görev suçlarıyla aynı yargılama usulüne bağlanmasıyla ciddi bir soruşturma engeli oluşturulmuştur.
Şu andaki duruma yani mevcut anayasaya bakarsak; öncelikle belirtilmesi gereken, cumhurbaşkanının 1982 Anayasası'nda siyaseten sorumsuz olduğudur. Cumhurbaşkanı tarafız bir makamı işgal ettiği ve yaptığı işlemlerin ayrıca ilgili bakan ya da başbakan tarafından imzalandığı için bu işlemlerden sorumluluk, kararnamede imzası olan bakan ya da başbakanındır. Sorumsuzluğunun gerekçesi cumhurbaşkanının yetkisiz ve sembolik bir makam olduğu varsayımıdır.
Ceza sorumluluğuna gelince;
Bu konuyu düzenleyen Anayasa madde: 105/3'e göre "Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır."
Vatana ihanet suçu nedir? Siyasi dilimizde son dönemde sıkça yer bulan vatan haini kavramı hukukumuzda 1920 tarihli "Hıyaneti Vataniye Kanunu" ile düzenlenmekteydi. Ancak bu kanun 1991'de "Terörle Mücadele Kanunu" ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Vatana ihanet suçu Türk Ceza Kanunu'nda yer almadığı gibi diğer yasalarda da bulunmamaktadır. Ancak Askeri Ceza Kanunu'nda vatana ihanet suçu yer alırken içeriği hakkında Türk Ceza Kanunu'na göndermede bulunulmaktadır. Göndermede bulunulan ceza kanunu hükümleri Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) "Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar" ve "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar" başlıkları altında düzenlenen suçlardır.
Peki bu eylemlerin "vatana ihanet" niteliği nasıl belirlenecek? Anayasaya göre bunu belirleyecek olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir.
Anayasa değişiklik teklifinde Cumhurbaşkanının sorumluluğu;
11.02.2017'de Resmi Gazete'de yayımlanan 6771 sayılı Kanunun referandumda kabulü halinde 1982 Anayasası'nın 105. maddesinde değişiklik yapılması öngörülmüştür. Yapılacak değişiklik cumhurbaşkanının ceza sorumluluğunu esaslı biçimde değiştirmektedir. Böyle bir durum, cumhurbaşkanının yetkilerinin ve konumunun önemli ölçüde değiştiği düşünüldüğünde son derece doğaldır. Cumhurbaşkanının ceza sorumluluğunun genişlediği iddia ediliyorsa da bu iddiaya tümüyle katılmak mümkün görünmemektedir.
Teknik olarak sorumluluğun genişlediği doğrudur: fakat yargılamanın yapılması oldukça zorlaştırılmıştır.
Cumhurbaşkanı hakkındaki soruşturma TBMM tarafından "bir suç işlediği iddiasıyla" başlatılacaktır.
Soruşturma açılması teklifi 360 milletvekilinin oyuyla kabul edilir. 15 kişilik komisyon cumhurbaşkanı hakkındaki soruşturmayı yapar. Bu soruşturmada komisyonun delil toplaması ve ilgili kişileri dinlemesi usulünün nasıl izleneceği ise belirsizdir, zira soruşturma işlemlerini normal şartlarda yapan emniyet teşkilâtı yeni sistemde doğrudan yürütmenin başı olan cumhurbaşkanına bağlıdır.
Son söz olarak, önerilen sistemde cumhurbaşkanı artık sadece vatana ihanet değil tüm görev suçlarından sorumludur ve TBMM'de yer alan 550 milletvekilinden 413'ünün kabul oyu yerine 600 milletvekilinden 400'ünün kabul oyu yargılamanın başlaması için yeterli olacaktır. Bu konuda sorumluluk alanında bir genişleme olmuştur. Ancak cumhurbaşkanının görevi sırasında işlediği kişisel suçların da görev suçlarıyla aynı yargılama usulüne bağlanmasıyla ciddi bir soruşturma engeli oluşturulmuştur.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu / diğer yazıları
- Terör / 01.02.2024
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023