Atatürk'ün "milletin efendisi" olarak baş üstünde tuttuğu çiftçilerimiz bugün maalesef borç batağında ve faiz kıskacında. Ülkemizin geleceği için üretme vazifesi olan çiftçilerimizin bu üretim için aldıkları finans, idam ipi gibi boyunlarına dolanmış vaziyette.
Ürettikleri için adeta "suçlu" muamelesi görüyorlar.
Halbuki Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş'ın ifade ettiği gibi, "Tarım en stratejik sektördür", "Topsuz, tüfeksiz savaşılabilir ama tahılsız, buğdaysız asla."
Dünya ülkeleri, özellikle de pandemi şartlarında, tarım üretimine çok daha fazla önem verirken, çiftçilerine her türlü desteği sunarken, ülkemizde borç batağında olan çiftçilerimiz sürekli yokuşa sürülmektedir.
AKP hükümetinin iktidara geldiği 2002 yılından beri çiftçinin geliri 8 kat, buna karşılık borcu ise 63 kat arttı. Çiftçinin borcu, 146.6 milyar lirası bankalara olmak üzere toplamda 205 milyar lirayı aştı. Üretim yaparak bu borcun kapanması asla mümkün değil.
TBMM'de geçtiğimiz Nisan ayında borçlu çiftçiler için bir torba yasa geçirildi ve bu yasayla çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarına yapılandırma getirildi. Bu yapılandırma için de başvuru süresi 31 Temmuz olarak belirtildi. Bu ay sonu bu süre doluyor.
Yasaya göre, başvurularını tamamlayan çiftçilerin Ekim sonuna kadar yüzde 30'luk bir peşinat ödemesi gerekiyor.
Çiftçilerin yapılandırma için böyle bir peşinat verme imkanları yok, hatta "Borcumuzun yüzde 30'u kadar bir peşinat olsa, zaten yapılandırmaya gerek kalmazdı" diyorlar.
Ayrıca peşinat ödense bile geri kalan meblağ için uygulanacak faiz oranı yüzde 12-18 olarak belirlendi. Yani borç, faizle artmaya devam edecek, çiftçilerimiz faize mahkum ediliyor.
Yeni düzenleme ile yapılandırılan borçların tamamı ödenmeden çiftçiye yeni bir kredi verilmeyecek.
Yapılandırmadan faydalanan çiftçinin yapılandırma taksitlerinden birini vade tarihinden itibaren en geç 90 gün içerisinde ödememesi ya da eksik ödemesi halinde icra taahhüdünden dolayı durdurulan icra dosyalarının takip ve tahsiline devam edilecek, icra takibi başlatılmayanlar hakkında da derhal icra takibi başlatılacak.
Ülkemizin can damarı çiftçilerimiz bu mağduriyetleri yaşarken, çiftçiye destek olması gereken kurumlardan birinde müdürler 11 maaş alıyor, diğerinde ise medya patronlarına milyon dolarlar düzeyinde krediler sağlanıyor, kredi ödenmeyince de yasal takip bile başlatılmıyor.
Çiftçiler bu tabloya endişeyle bakıyor ve yapılan bu, "dostlar alışverişte görsün" misali yapılandırma düzenlemelerinin sonucu da icra ve hacizden başka bir şey değil.
Çiftçi, hiçbir borcu olmasa bile yanlış tarım politikaları sebebiyle kazanamıyor, geçimini temin edemiyor. Bu durumda olan çiftçiden bir de faizli yapılandırmayla eski borçlarını ödemesi isteniyor. Normal hayatına devam edemiyor ki, bir de borç ödeyebilsin.
Tohum, mazot, gübre, elektrik, su, ilaç ve daha birçok tarım girdisinde ciddi artışlar söz konusu. Bazıları yıllık bazda yüzde 100 oranında artış gösterdi. Ama çiftçinin ürün satış fiyatı ya çok cüz'i miktarda arttı, ya da yerinde saydı.
Çiftçi, üretim maliyetlerindeki artış ve ürün fiyatlarının yetersizliği sebebiyle büyük bir mağduriyet yaşarken, bir de siyasilerimiz tarafından sanki suçluymuş gibi ithalat sopasıyla cezalandırılmaya çalışılıyor.
Ayrıca küresel ısınmanın yol açtığı kuraklık, sel, don ve daha birçok doğal afet çiftçilerimizi canından bezdiriyor.
Tarım üretiminde devletin desteği olmazsa olmazdır. Çiftçi çok önemli bir sorumluluğu üstlendiği için devletin eli sürekli çiftçilerin üzerinde olmalıdır.
Ama maalesef ülkemizde çiftçilerimiz yalnız bırakılmış, kendi kaderlerine terk edilmiştir.
Tarım üretimi cazibesini kaybettiği için çiftçilerimiz tarlasını, bağını, bahçesini, hayvanını satıp köylerini terk ediyor, şehirlere göç ediyor. Peki, şehirlerde aradığı huzuru bulabiliyor mu? Şehirde yıllardır yaşayanlar huzur bulamıyor ki, köyden gelenler bulabilsin.
Bütün bu yaşananlar esasen çiftçilerimizin yaşamak zorunda olduğu bir kader değil, yanlış tercihlerin bir sonucu.
Tarımın bu ülke ve millet için stratejik önemini kavrayamayan, öncelikleri farklı olan, yaşanan sorunlara hiçbir çözüm sunamayan siyaset anlayışını tercih ettikleri müddetçe çiftçilerimizin bu yaşadığı tablo daha da zifiri karanlık bir hal alacaktır.
Halbuki, Bağımsız Türkiye Partisi, Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli ile Türkiye'yi tarımda dünya lideri yapacak bilimsel çözümleri bizlere sunmaktadır.
Rusya Milli Ekonomi Modeli'nin tarım projelerini uygulayarak bugün dünya buğday ihracatında bir numara haline gelmiştir. Çiftçileri de bundan nasibini almaktadır.
Gerçekler ortadayken, görmezden gelmenin bizlere hiçbir faydası yoktur.
Çiftçilerimiz tarımda da kutlu kaderler yaşamak istiyorsa, tercihlerini doğru yapmalı, çözümün tek adresi olan BTP'yi ve Lideri Hüseyin Baş'ı baş tacı etmelidir.
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025