Arkası elbette gelecekti, nitekim öyle oldu. Ve batı dünyasının ileri gelenleri tarafından birbiri arkasına yapılan açıklamalar "beyaz Hıristiyanların" şuur altlarında besleyip büyüttükleri duyguları da su yüzüne çıkardı.
Önce biliyorsunuz George V'inci Bush "Haçlı Seferi"nden bahsetti. Bu "gaf" tam kırk dereden su getirerek tevil edilmeye çalışılırken İtalya'nın, geçen Pazar günü bilmem kaçıncı doğum gününü Başkanı bulunduğu Milan'ın mağlûbiyetiyle kutlamak zorunda kalan "mafya ile ilişkileri ayyuka çıkmış" olan Başbakanı, medya patronu Berlusconi şöyle dedi:
"Terörizme karşı strateji oluştururken, kendi uygarlığımızın İslam dünyasına üstün olduğunu göz önüne alarak güven duymamız gerekmektedir. İnsanlara refah sağlayan, insan hakları ve dine saygıyı garanti altına alan bir değerler sisteminden oluşan bizim uygarlığımızın üstünlüğünün bilincinde olmalıyız. Bu saygı İslam ülkelerinde kesinlikle yoktur.'' Papa geri kalır mı? "Dünyada ilk kurulan Hıristiyan Devlet" olarak takdim edilmeye bu günlerde nedense özel bir özen gösterilen Ermenistan'ın 1700'üncü Kuruluş Yıldönümü ! dolayısı ile Erivan'a yaptığı ziyarette Ermenilerin uğradığı "katliam"dan bahsetti.
1700 sene değil, 30 sene önce Çıldır'da görevliydim. Sınırın ötesi Sovyetler Birliği idi.1990'dan sonra Sovyetler yıkılınca karşı tarafın Ermenistan olduğunu anlamadık mı?
Hangi 1700 sene, hangi devlet? O "devlet" 30 sene önce neredeydi?
Peki insan tabiatına, kişiliğine, onuruna, haklarına aykırı "Faşizm, Nazizm, Komünizm" hepsi de batının o üstün değerler sisteminin ürünü değil mi?
Doğulu toplumların kültürlerinin ürünü mü bu "izm"lerin hepsi?
Biraz zorlarsanız vahşi "kapitalizm"i de pekalâ yukarıdaki sınıflandırmaya dahil edebilirsiniz.
Gilles Kepel'i tanır mısınız?
Halen Paris Siyasal Etüdler Enstitüsü'nde ve Fransa Bilimsel Araştırma Merkezi'nde çalışmalarını sürdürmekte olan "İslâmi Hareketler Uzmanı" bir Fransız Bilim Adamı'ymış.
Geçen hafta NTV, "İslâmi Terör" gündemde ya; bu bilim adamını Türkiye'ye çağırdı, tam dört saat canlı program yaparak "aydınlanmamızı" sağladı. Yetmedi, Kepel'i "Danışman" olarak istihdam etti.
Müslüman bir toplumda hıristiyan bir "uzman" bize "İslâmi terörü" anlattı.
Müslüman mahallesinde salyangoz satmanın bundan yakışıklı örneği
olur mu?
İşin daha da acayip tarafı şu ki, % 99'unun Müslüman olduğu ileri sürülen bir ülkede özel bir televizyona Hıristiyan bir "İslâmi Hareketler Uzmanı"nın (ne demekse) danışman olması kimsenin garibine gitmedi.
Fakat aynı zaman aralığında yine özel bir başka televizyona hem Müslüman hem Türk bir "İslâmi İlimler Uzmanı" danışman olsa idi o televizyona hemen "mürteci" damgası vurulmaz mıydı?
Perhiz ve lâhana turşusu ile ilgili olarak aklına gelen her atasözünü şimdi rahatlıkla kullanabilirsin kıymetli okuyucu.
Fırsattan istifade bir de herkes kendi terör-terörist tarifini kayıtlara geçirmeye başladı.
Sovyetlerin yıkılmasından Putin'in işbaşına geçişine kadar olan 10 yıllık sürede Rusya Orta Asya'yı ister istemez Türkiye'ye terk etmişti.
Demek sadece ortalama Türk aydını değil; bize yıllar yılı "Türk Devlet, Akraba ve Kardeş Toplulukları Uzmanı" olarak takdim edilen ve sonra ilk fırsatta konuyla ilgili engin tecrübesine dayanılarak "ilgili bakan" olarak görevlendirilen muhteremler de hazırlıksız idi ki bu on sene
boşuna harcandı.
Amerika'nın Lâdin'i terörist ilân etmesinin hemen ardından Putin de Çeçenleri "terörist" ilân etti.
Sovyet Döneminin Özbekistan Komünist Partisi Polit Büro Üyesi ve parti Birinci Sekreteri İslâm Kerimof ülkedeki muhalefet için aynı ismi taktı. Komünist Çin'in "teröristleri" ise istiklâl mücadelesi veren Uygur Türkleri...
Peki bu furyada Öcalan'ın sıfatı, statüsü ne? İsim takmakta neden çekingen, utangaç davranıyor, zorlanıyorsunuz?
Claudia Roth'un Diyarbakır Belediye Başkanı için söylediği "Büyükelçi" yakıştırmasını fazla mı ciddiye
aldınız yoksa?
Yoksa onu da "İmralı Büyükelçisi" olarak mı görüyorsunuz?
Önce biliyorsunuz George V'inci Bush "Haçlı Seferi"nden bahsetti. Bu "gaf" tam kırk dereden su getirerek tevil edilmeye çalışılırken İtalya'nın, geçen Pazar günü bilmem kaçıncı doğum gününü Başkanı bulunduğu Milan'ın mağlûbiyetiyle kutlamak zorunda kalan "mafya ile ilişkileri ayyuka çıkmış" olan Başbakanı, medya patronu Berlusconi şöyle dedi:
"Terörizme karşı strateji oluştururken, kendi uygarlığımızın İslam dünyasına üstün olduğunu göz önüne alarak güven duymamız gerekmektedir. İnsanlara refah sağlayan, insan hakları ve dine saygıyı garanti altına alan bir değerler sisteminden oluşan bizim uygarlığımızın üstünlüğünün bilincinde olmalıyız. Bu saygı İslam ülkelerinde kesinlikle yoktur.'' Papa geri kalır mı? "Dünyada ilk kurulan Hıristiyan Devlet" olarak takdim edilmeye bu günlerde nedense özel bir özen gösterilen Ermenistan'ın 1700'üncü Kuruluş Yıldönümü ! dolayısı ile Erivan'a yaptığı ziyarette Ermenilerin uğradığı "katliam"dan bahsetti.
1700 sene değil, 30 sene önce Çıldır'da görevliydim. Sınırın ötesi Sovyetler Birliği idi.1990'dan sonra Sovyetler yıkılınca karşı tarafın Ermenistan olduğunu anlamadık mı?
Hangi 1700 sene, hangi devlet? O "devlet" 30 sene önce neredeydi?
Peki insan tabiatına, kişiliğine, onuruna, haklarına aykırı "Faşizm, Nazizm, Komünizm" hepsi de batının o üstün değerler sisteminin ürünü değil mi?
Doğulu toplumların kültürlerinin ürünü mü bu "izm"lerin hepsi?
Biraz zorlarsanız vahşi "kapitalizm"i de pekalâ yukarıdaki sınıflandırmaya dahil edebilirsiniz.
Gilles Kepel'i tanır mısınız?
Halen Paris Siyasal Etüdler Enstitüsü'nde ve Fransa Bilimsel Araştırma Merkezi'nde çalışmalarını sürdürmekte olan "İslâmi Hareketler Uzmanı" bir Fransız Bilim Adamı'ymış.
Geçen hafta NTV, "İslâmi Terör" gündemde ya; bu bilim adamını Türkiye'ye çağırdı, tam dört saat canlı program yaparak "aydınlanmamızı" sağladı. Yetmedi, Kepel'i "Danışman" olarak istihdam etti.
Müslüman bir toplumda hıristiyan bir "uzman" bize "İslâmi terörü" anlattı.
Müslüman mahallesinde salyangoz satmanın bundan yakışıklı örneği
olur mu?
İşin daha da acayip tarafı şu ki, % 99'unun Müslüman olduğu ileri sürülen bir ülkede özel bir televizyona Hıristiyan bir "İslâmi Hareketler Uzmanı"nın (ne demekse) danışman olması kimsenin garibine gitmedi.
Fakat aynı zaman aralığında yine özel bir başka televizyona hem Müslüman hem Türk bir "İslâmi İlimler Uzmanı" danışman olsa idi o televizyona hemen "mürteci" damgası vurulmaz mıydı?
Perhiz ve lâhana turşusu ile ilgili olarak aklına gelen her atasözünü şimdi rahatlıkla kullanabilirsin kıymetli okuyucu.
Fırsattan istifade bir de herkes kendi terör-terörist tarifini kayıtlara geçirmeye başladı.
Sovyetlerin yıkılmasından Putin'in işbaşına geçişine kadar olan 10 yıllık sürede Rusya Orta Asya'yı ister istemez Türkiye'ye terk etmişti.
Demek sadece ortalama Türk aydını değil; bize yıllar yılı "Türk Devlet, Akraba ve Kardeş Toplulukları Uzmanı" olarak takdim edilen ve sonra ilk fırsatta konuyla ilgili engin tecrübesine dayanılarak "ilgili bakan" olarak görevlendirilen muhteremler de hazırlıksız idi ki bu on sene
boşuna harcandı.
Amerika'nın Lâdin'i terörist ilân etmesinin hemen ardından Putin de Çeçenleri "terörist" ilân etti.
Sovyet Döneminin Özbekistan Komünist Partisi Polit Büro Üyesi ve parti Birinci Sekreteri İslâm Kerimof ülkedeki muhalefet için aynı ismi taktı. Komünist Çin'in "teröristleri" ise istiklâl mücadelesi veren Uygur Türkleri...
Peki bu furyada Öcalan'ın sıfatı, statüsü ne? İsim takmakta neden çekingen, utangaç davranıyor, zorlanıyorsunuz?
Claudia Roth'un Diyarbakır Belediye Başkanı için söylediği "Büyükelçi" yakıştırmasını fazla mı ciddiye
aldınız yoksa?
Yoksa onu da "İmralı Büyükelçisi" olarak mı görüyorsunuz?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları
- Ekonomi, İslam ve Rusya / 01.04.2006
- Küresel aktörler, bölgesel piyonlar / 20.12.2005
- 'Namkör' kedi / 16.07.2002
- Cılkı çıkan siyaset / 15.07.2002
- İsmail Cem'in sakladıkları / 14.07.2002
- Cem fotoğrafları / 13.07.2002
- Vitesten atan siyaset / 12.07.2002
- Freni patlayan siyaset / 11.07.2002
- "Nankör kedi" / 10.07.2002
- "Bindir bir alamete" politikası / 09.07.2002
- Küresel aktörler, bölgesel piyonlar / 20.12.2005
- 'Namkör' kedi / 16.07.2002
- Cılkı çıkan siyaset / 15.07.2002
- İsmail Cem'in sakladıkları / 14.07.2002
- Cem fotoğrafları / 13.07.2002
- Vitesten atan siyaset / 12.07.2002
- Freni patlayan siyaset / 11.07.2002
- "Nankör kedi" / 10.07.2002
- "Bindir bir alamete" politikası / 09.07.2002