Hükümetin elinde, "enkaz edebiyatı"ndan başka argüman kalmadı.Enkaz edebiyatı, bir hükümetin bitişinin, çaresizliğinin, çıkmazının en ciddi alametlerindendir. Son çırpınıştır.En sağından en soluna yıllarca bu ülkede işbaşında bulunmuş eski tüfek IMF'ci, Amerikancı ve AB'ci siyasetçilerin, bit pazarına akın etmeleri bile, biten AKP'yi canlandırmak; daha doğrusu biten AKP üzerinden "yeni taşeronluklar" üstlenip "AB'ci, ABD'ci ve IMF'ci politika"lara süreklilik kazandırmak içindir.Türkiye'de AKP ile birlikte çöken ve biten, AB'dir, ABD'dir, IMF'dir. AKP kurmayları tarafından "son umut" olarak sergilenen "enkaz edebiyatı" ve "buna paralel türeyen ittifak" arayışları, işte bu "büyük bitiş"ten kaynaklanmaktadır.Hatırlayın Başbakan R. T. Erdoğan'ın meydan konuşmalarını, ulusa seslenişlerini? Benzin ve mazot fiyatlarından söz eder, işte bunlar ekonomideki "iyileşme"nin göstergeleridir, derdi. "Hükümetin hiçbir inisiyatifi"nin olmadığı, ipin ucunun baştan beri hep "global hortumcu"ların elinde olduğu döviz kurlarındaki "geçici stabil" yapıyı örneklendirir, işte bu "ekonomideki istikrar ve iyileşme"nin, işaretidir, derdi. Sinekten yağ çıkartıp "pembe tablo"lar üretmeye kalkışırdı.İşte o da bitti.Erdoğan'ın bütün "argümanları elinden gitti. Benzin 3 bin lirayı geçti. Dolar, 1700'lerde geziniyor, dikiş tutmuyor.Bir ay içinde yüzde 30-35 devalüasyon yaşayan millet, Erdoğan'ın yüzde 7-8'lik enflasyon rakamına inanır mı?Hele de yüzlerce bilim adamı tarafından Nobel Ödülüne aday gösterilen Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın herkesin anlayacağı dilden "Bu, enflasyon düşmesi değil; stagflasyondur, bunun sonu tam batmaktır. Cebinde para bulamayan, ürününe bedel alamayan, emeğinin karşılığını göremeyen işçi, çiftçi, memur, emekli geniş tüketici kesiminde takat kalmamıştır. Dolayısıyla malına müşteri bulamayan esnafın zararına satıştan kaynaklanan fiyat çöküşüdür" teşhisini yaptıktan sonra, kim inanır Erdoğan'ın "ekonomi atmasyonları"na. Kim inanır, Erdoğan'ın "çarpık rakamlarla üretilmiş düşük enflasyon" rakamlarına!?Ateş vatandaşın cebine, vatandaşın mutfağına, esnafın işyerine, sanayicinin fabrikasına düşmüş; yakıyor, kavuruyor. Para yok, iş yok, aş yok, satış yok gelir yok; ama vergi çok, SSK çok, stopaj çok, gider çok, hepsinden önemlisi "hükümette çözüm yok"? AKP'de, ülkeyi batırdıkça batıran "IMF'den alma akıl"dan gayrı "akıl ve çare" yok. Tablo bu? Bu "batış ve iflas" tablosunu örtemeye çalışıyordu Erdoğan.Milli Ekonomi Modeli, örtüyü çekti, işler ayan oldu, oyunu bozdu, ezberi bozdu, hesapları altüst etti? BTP lideri, ne söylediyse doğru çıktı.Nihayet, ipi ellerinde tutanlar, dövizi patlattılar, zamlar sıraya girdi.AKP, "ayaz"da kaldı. Millet, AKP'yi gönlünden "tam sildi". AKP'de enkaz edebiyatı başladı, yakınma lafları başladı.Bu enkaz söylemlerini de bitiriyor BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş? Zira hükümet makamı, "icra makamı"dır, çözüm makamıdır, "çare üretme" makamıdır; yakınma makamı değildir, yerim dar deme makamı değildir, incir sapından kazma lazım deme makamı değildir. Prof. Dr. Baş, Ege'nin incisi İzmir'de "Yahu senin gözün düne kadar kör müydü? Madem enkazı temizleyemeyecektin, ne işin vardı orada!? Ben, şimdi neyi devralacağımı biliyorum? Çökmekte, batmakta, parçalanmakta olan bir vatanı devr alacağım? Enkaz değil; yüce bir milleti devr alacağım. Büyük Türkiye'yi ayağa kaldıracağım var mısınız!" diye sesleniyor.Yüzlerce bilim adamı tarafından Nobel'e aday gösterilen Milli Ekonomi Modeli'nin, Milli Devlet tezinin, Sosyal Devlet ve Sosyal Kalkınma projelerinin sahibi olarak seslendi. Devlet adamlığı, hükümet adamlığı, milletin başına idareci olma kıvamı işte bu kumaşı, bu çözümü, bu yüreği gerektirir.Çözümü olan devlet adamında "enkaz edebiyatı" veya "enkaz endişesi" olmaz? Prof. Dr. Baş işte bu vizyonu sergiliyor.AKP'nin "enkaz edebiyatı", işte bu "vizyon yoksunluğu"ndan, çözümsüzlükten, projesizlikten? Bu bağlamda şimdilerde güya "ittifak" veya "birlik" gibi süslü laflarla ortalıkta gezinen veya gezinemeyen diğer partilerimiz de maalesef "AKP'den farklı değil"ler ki.Prof. Dr. Baş, "hayati" bir gerçeğin daha altını çiziyor İzmir'de: "Bir ülkenin sivil ve askeri, devletle milleti bir ve beraber olmaya mecburdur. Şayet millet devletine, sivil askerine küsmüşse, bilesiniz ki orada millet yoktur. Eğer bu oyun güzel vatanımız, güzel ülkemiz üzerinde oynanıyorsa biliniz ki oyun Yüce Türk milletinedir, yüce Türk milletini tarihten silme oyunudur."Türkiye, gerçek ittifakı işte bu "hayati formül"le yapmalıdır.Milli Ekonomi Modeli, Milli Devlet ve Sosyal kalkınma projeleri ekseninde devlet-millet kenetlenmeli, ittifak etmeli, "tam bir milli duruş "sergilenmelidir? Çözüm getirecek yegane ittifak budur. "Enkazları kaldıracak" gerçek ittifak budur, gerçek ittifak adresi budur.Gerisi oyalanmadır, millete vakit kaybettirmedir. Gerisi, "vatanın bölünmesini, milletin ve devletin dağıtılmasını, ekonomimizin batmasını" görmezlikten gelerek veya hafife alarak "politik tiyatro" oynamaktır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019