Acı ve tatlı hatıralarla bir yıl geride kaldı. Takvim yapraklarının son sayfasını da kopardık.
2003 yılında etrafımızı saran ateş çemberini kişisel hayatımızda da ateş parçalarını bir biçimde sıçrattı. Önce ABD'nin Irak'ı işgali...
ABD'nin hiç bir ahlaki, hukuki, insani inandırıcı gerekçe olmadan komşumuza yaptığı saldırı geçtiğimiz yıla damgasını vurdu.
ABD Saddam bahanesi ile yüzbinlerce ocağı söndürdü. Binlerce kişiyi öldürdü, yaraladı. Binlerce genç kızın ırzına geçti. Maalesef bu işgale, İngiltere ve İsrail'den sonra en büyük desteği Türkiye verdi.
Bu korkunç işgale destek olmanın günahı sadece AKP'nin değil ona destek olan, ona göz yuman hepimizin.
Irak'ta ABD askerlerince tecavüze uğrayıp kirli bir paçavra gibi atılan genç Müslüman kızların vebali sadece AKP iktidarının değil, onu iktidara taşıyan herkesin.
Milletçe yeni yıla girerken başımızı iki diz kapağımızın arasına alarak "Biz ne yaptık?" diye düşünmeliyiz.
Bir zamanlar Bosna'da, Çeçenistan'da, Kosova'da, Afganistan'da yaşanan vahşete haklı olarak isyan eden, tepki gösteren bizlere ne oldu ki, şimdi bizzat daha adi bir işgalin suç ortağı haline getirildik?
Niçin ve nasıl?
Bu bilinç körelmesinin bir nedeni ABD'nin gücünün abartılı propagandasıdır. Doğru ama, asıl nedeni AKP gibi kendi içimizden gördüğümüz bir kadronun bu süreçte başrolü oynamasıdır.
Zaten son birkaç yıldır küresel güçler ülkemize kendi politikalarını dayatırken, ustaca bir taktik izliyorlar. En "milli meseleleri, en milli görüşü savunan iktidarlara, en dini meseleler de en dindar görünen iktidarlara, en ulusal meseleleri en ulusal gözüken kadrolara" hallettiriyorlar.
Sadece dış politikada değil hemen her alanda aynı taktikle bilincimiz çökertiliyor.
Mesela başörtüsü yasağını ele alalım. Dün ANAP veya DSP bu yasaklarda diretince sokağı dökülen dindar insanlar, bugün AKP iktidarının aynı yasakları diretmesine ses çıkarmıyor.
Bu konuda yaşanan duyarsızlığın mazereti de "Durun biraz sabredelim. AKP nasılsa halledecek"
Oysa AKP yöneticilerinin böyle bir beyanı yok.
Hatta tam tersine AKP hukuki engelleri kaldırmak yerine, dinin temel doğrularını tartışmaya açmaya meyilli.
AKP iktidara gelmek için kendilerini değiştirdi. İktidarda kalmak içinse milletin inancını, örfünü değiştirmeye soyunuyor.
Diyanet İşleri Başkanı yılbaşı eğlencelerini günah saymayacak kadar işi ilerletti.
Bu tehlikeli sürece eskiden dine tavırlı sol kadrolar dahi cesaret edemediler.
AKP'nin bu tavrı hem dine, hem de laikliğe aykırı.
Bütün bunları niçin gündeme getirdik. İçine girdiğimiz yeni yılın tartışma konuları da aynı olduğu için.
ABD'nin Irak bataklığına Türkiye'yi çekmesi, AKP'nin Kıbrıs'ta AB uğruna tavize yatkınlığı, dindarları sıkboğaz eden yasakları kaldırmak yerine dindarlık ölçülerini değiştirmeye teşebbüs etmesi...
2004 yılında da milletçe bu ateşlerde yürüyeceğiz. Onun için yerel seçimler ciddi bir muhasebe ve ikaz ışığı olarak kullanılmalı.
2003 yılında etrafımızı saran ateş çemberini kişisel hayatımızda da ateş parçalarını bir biçimde sıçrattı. Önce ABD'nin Irak'ı işgali...
ABD'nin hiç bir ahlaki, hukuki, insani inandırıcı gerekçe olmadan komşumuza yaptığı saldırı geçtiğimiz yıla damgasını vurdu.
ABD Saddam bahanesi ile yüzbinlerce ocağı söndürdü. Binlerce kişiyi öldürdü, yaraladı. Binlerce genç kızın ırzına geçti. Maalesef bu işgale, İngiltere ve İsrail'den sonra en büyük desteği Türkiye verdi.
Bu korkunç işgale destek olmanın günahı sadece AKP'nin değil ona destek olan, ona göz yuman hepimizin.
Irak'ta ABD askerlerince tecavüze uğrayıp kirli bir paçavra gibi atılan genç Müslüman kızların vebali sadece AKP iktidarının değil, onu iktidara taşıyan herkesin.
Milletçe yeni yıla girerken başımızı iki diz kapağımızın arasına alarak "Biz ne yaptık?" diye düşünmeliyiz.
Bir zamanlar Bosna'da, Çeçenistan'da, Kosova'da, Afganistan'da yaşanan vahşete haklı olarak isyan eden, tepki gösteren bizlere ne oldu ki, şimdi bizzat daha adi bir işgalin suç ortağı haline getirildik?
Niçin ve nasıl?
Bu bilinç körelmesinin bir nedeni ABD'nin gücünün abartılı propagandasıdır. Doğru ama, asıl nedeni AKP gibi kendi içimizden gördüğümüz bir kadronun bu süreçte başrolü oynamasıdır.
Zaten son birkaç yıldır küresel güçler ülkemize kendi politikalarını dayatırken, ustaca bir taktik izliyorlar. En "milli meseleleri, en milli görüşü savunan iktidarlara, en dini meseleler de en dindar görünen iktidarlara, en ulusal meseleleri en ulusal gözüken kadrolara" hallettiriyorlar.
Sadece dış politikada değil hemen her alanda aynı taktikle bilincimiz çökertiliyor.
Mesela başörtüsü yasağını ele alalım. Dün ANAP veya DSP bu yasaklarda diretince sokağı dökülen dindar insanlar, bugün AKP iktidarının aynı yasakları diretmesine ses çıkarmıyor.
Bu konuda yaşanan duyarsızlığın mazereti de "Durun biraz sabredelim. AKP nasılsa halledecek"
Oysa AKP yöneticilerinin böyle bir beyanı yok.
Hatta tam tersine AKP hukuki engelleri kaldırmak yerine, dinin temel doğrularını tartışmaya açmaya meyilli.
AKP iktidara gelmek için kendilerini değiştirdi. İktidarda kalmak içinse milletin inancını, örfünü değiştirmeye soyunuyor.
Diyanet İşleri Başkanı yılbaşı eğlencelerini günah saymayacak kadar işi ilerletti.
Bu tehlikeli sürece eskiden dine tavırlı sol kadrolar dahi cesaret edemediler.
AKP'nin bu tavrı hem dine, hem de laikliğe aykırı.
Bütün bunları niçin gündeme getirdik. İçine girdiğimiz yeni yılın tartışma konuları da aynı olduğu için.
ABD'nin Irak bataklığına Türkiye'yi çekmesi, AKP'nin Kıbrıs'ta AB uğruna tavize yatkınlığı, dindarları sıkboğaz eden yasakları kaldırmak yerine dindarlık ölçülerini değiştirmeye teşebbüs etmesi...
2004 yılında da milletçe bu ateşlerde yürüyeceğiz. Onun için yerel seçimler ciddi bir muhasebe ve ikaz ışığı olarak kullanılmalı.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İbrahim Berk / diğer yazıları
- Cübbe düştü haç göründü / 07.01.2020
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014