Farkında mısınız bilmem ama son günlerde dillere bir şarkı dolandı. Şarkının adı, Türkiye'de bundan sonra kriz olmaz. Mevcut tablonun içerideki sorumluları gün aşırı değişik yerlerde bu şarkıyı dillendiriyor. Bir bakıyoruz, Sayın Ali Babacan televizyonda bundan bahsediyor, bir bakıyoruz sayın Unakıtan, ertesi gün TCMB Başkanı Süreyya Serdengeçti aynı cümleyi söylüyor. "Ekonomik kriz artık çok uzak bir kavram, böyle bir şey mümkün değil, ekonomik kriz mi oda ne?" v.b. söylemler, şarkının nakaratları. Yüzlerinde ithal bir gülümsemeyle yaptıkları bu tip açıklamalar, göstergeler ortadayken, bırakın sükunet sağlamayı insanları tedirginliğe sevk ediyor. Anlayacağınız kantarın topuzu biraz kaçtı. Türkiye'de kriz olmayacağını biraz fazla vurguladılar.Hükümet yetkilileri tamamda, Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti'nin açıklamalarına şaşırmalı mıyım bilemiyorum. Zira Sayın Serdengeçti'nin, emisyonu genişletmenin tek gerçek çözüm olabileceği, bunu bir tez halinde seslendiren bir liderin olduğu yönünde bir röpörtajı, ocak ayında bir gazetede yayınlanmıştı. Yoksa kulağımı çekildi sorusu geliyor insanın aklına.Serdengeçti son olarak yaptığı açıklamalarda, enflasyondaki düşüşü kura bağlamanın doğru olmadığını, enflasyonun düşmesinde 7-8 tane faktörün önemli olduğunu söyledi. Bu faktörleri şöyle sıralıyor: sıkı para ve maliye politikası, artan güven ve olumlu bekleyişler, yaşanan verimlilik artışı, artan rekabet gücü, düşük iç talep, gelir ve fiyatlama politikaları.Serdengeçti kurun bu modelde bir direksiyon olduğunu ve saydığı faktörlerin hepsini birden kontrol altında tutmanın en kullanışlı aracı olduğunu bilmiyor mu? Faktörleri incelediğimizde, özrün kabahatten büyük olduğunu görüyoruz. Evvela başkanın çok güvendiği sıkı para ve maliye politikası ne demek, onu açıklayalım. Sıkı para politikası adından anlaşılacağı gibi, piyasada dolaşan paranın kısıtlanması yani emisyonun daraltılması demek. Aynı şekilde sıkı maliye politikası da, bütçede öngörülen dengesizliğe her türlü sosyal bedele karşın, ölümüne riayet edilmesi.Artan güven ve olumlu bekleyişler derken başkanın ne demek istediği pek anlaşılmıyor. Sayın Serdengeçti'nin tüketici güven endeksinin baş aşağı gitmesinden haberi olmayabilir mi?Böyle düşünürsek çok saf olduğumuza hükmedilmez mi? Yaşanan verimlilik artışı kulağa hoş gelse de, hammaddeyi mamul haline getiren işletmelerimizin artan maliyetler ve düşük kur sebebiyle ara madde ithal edip montaj üretime geçmesinin bu işletmelerde çalışan işçilerin kapıya konulması anlamına geldiğini, işte buna verimlilik artışı dediklerini öğrendiğimizde, ülkemizde kavramların nasıl işine geldiği gibi kullanıldığının bir sağlamasını daha yapmış oluyoruz.Sıradaki inci, artan rekabet gücü. Liberal bir iktisatçı "Bu sistemde ayakta duramayanların kepenk kapatmasından niye şikayet ediyorsunuz bu iyi bir şey" derken kapitalizmin rekabet anlayışını tarif ediyor.Düşük iç talep, "sen misin halen alış veriş yapan, cebindeki paradan biraz daha alayım da o zaman yap bakalım alış verişi" meydan okumasının kibarca söylenişidir. Sayın başkan keşke düşük iç talebin sebeplerini de lütfetseydi. Niye iç talep düşük, bunun sorumlusu kimdir? İç talebin düşük olması yoksa iyi bir şey midir?Gelir ve fiyatlama politikaları ise reel gelirin zaman içinde ama sürekli gerçek enflasyon altında eritilmesi ve temel ihtiyaçların fiyatları vergilerle artırılırken ikinci, üçüncü plandaki ihtiyaçlara tüketicinin kaynak ayıramaması dolayısıyla bu ürünlerdeki zararına satışları enflasyon hesaplamalarında kullanarak enflasyon rakamlarının düşük gösterilmesi. Halbuki enflasyon hesabının ilk kuralı, satın alınması zorunlu maddelerin hesaplamaya dahil edilmesidir. Ama matematiksel kurallar AKP Hükümeti için geçerli değil. 2*2: 7 bile olabilir bu dönemde. Türkiye'de kriz olmaz şarkısına itirazlar da var tabi. Üstelik Merkez Bankası'nın içinden bu itirazlar. Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. İbrahim Öztürk bakın neler diyor: "Türkiye aslında çok ciddi bir tehlikenin içerisindedir. Sıcak para ülkeden çekildiği an krizle yüz yüze geliriz. Dış ticaret açığı ne zaman yüzde 5'in üstüne çıkmışsa kriz olmuştur." Merkez Bankası Başkanı'na milleti kriz olmayacağına inandırmaya çalışmadan önce kendi yönetim kurulunu ikna etmesini tavsiye ederiz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Serdar Peker / diğer yazıları
- Domuz jeltini / 09.07.2012
- Dış ticaret ve futbol endüstrisi / 20.06.2012
- Tüketim kabiliyeti / 03.06.2012
- 21. yüzyıl ve paranın hürriyeti / 25.04.2012
- 21. yüzyıl ve paranın işlevi / 12.04.2012
- Belirleyici olan kabullerdir / 06.03.2012
- MEM presi altında kapitalizm / 18.02.2012
- Ekonomide belirlilik / 23.04.2010
- Reel faiz gerçekten reel mi? / 19.10.2007
- Dolardan Kaçışın Akıbeti / 04.10.2007
- Dış ticaret ve futbol endüstrisi / 20.06.2012
- Tüketim kabiliyeti / 03.06.2012
- 21. yüzyıl ve paranın hürriyeti / 25.04.2012
- 21. yüzyıl ve paranın işlevi / 12.04.2012
- Belirleyici olan kabullerdir / 06.03.2012
- MEM presi altında kapitalizm / 18.02.2012
- Ekonomide belirlilik / 23.04.2010
- Reel faiz gerçekten reel mi? / 19.10.2007
- Dolardan Kaçışın Akıbeti / 04.10.2007