Bugüne kadar binlerce insan ile birebir görüşmüş, konuşmuş, sohbet etmiş bir kardeşiniz olarak, önemine inandığım bir tecrübemi paylaşmak istiyorum.
Asıl insan, insanoğlunun içindeki insandır.
Bizim Yunus bu gerçeği, Süleyman var Süleyman'dan içeru, diye ifade eder.
İnsanın iç dünyasına hükmeden, karakterini, fikrini, zikrini, halini ve hayatını şekillendiren temel esaslar vardır.
Bu bağlamda, Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın tespitiyle, toplum da insanın iç âleminin dışa yansımasıdır.
Dolayısıyla toplumdaki güzellikler veya çirkinlikler, insanın iç âlemindeki güzellik yahut çirkefliğin dünya sahnesine
vurmasıdır.
Genel ölçekten özele, kendimize dönersek?
Türk milletinin fertlerinin iç âlemini şekillendiren ve aidiyetini belirleyen temel birkaç esas gözümüze çarpar.
Vatan sevdası,
Türk milleti ve medeniyeti kimliği,
Devlet ve birlik bilinci,
Adalet duygusu,
Hukukun üstünlüğüne sadakat,
Ahiret inancı ve hesap verme şuuru,
İslam dini, imanı ve irfanı,
Ehl-i Beyt sevdası,
Bu aziz vatanı bize emanet eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve şühedaya şükran,
Emperyalizm ve kapitalizme gerçekten karşı oluş,
Milli duruş, milli ekonomi ve helal lokmaya talip olma,
Hakkı sahibine teslim etme asaleti?
Bunların her biri adeta turnusol esas!
Bütün bu esasların adeta tecessüm ettiği ve kendinde abideleştiği insandır Prof. Dr. Baş.
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın bugüne kadarki hayatı, öğretisi, ilmi, irfanı, sözü, nasihati, tavsiyesi ve irfanı hep bu değerleri korumak, vatan evladını bu değerlerimizle buluşturmak ve yoğurmak olmuştur.
Topluma baktığımızda karşımıza çıkan gerçek şu:
Bu temel değerlerin ve esasların herhangi biriyle gerçekten problemi olan herhangi bir fertten hayır gelmez.
İlmi, irfanı, takvası, seviyesi, şöhreti, makamı, mevkii ne olursa olsun; bugüne kadar bendeniz, yukarıdaki değerlerden her hangi biriyle problemi olan hiç kimseden ne kendi adına, ne de devlet ve millet adına hayır geldiğine şahit olmadım.
Yukarıdaki değerlerin hepsiyle problemi olan demiyorum; bunlardan her hangi biriyle problemi olandan söz ediyorum?
Doğrudur, söz konusu problemli zevattan belki pastırma yazı gibi ara-sıra iyi işler zahir olmuştur. Lakin yaraya merhem olacak bir güzellik sadır olmamıştır. Böyle bir nasibi yaşamamıştır.
Adam, evliya kisvesine bürünmüştür, ama vatan ile, devlet ile, Atatürk ile, Ehl-i Beyt ile problemi vardır; bilin ki onda hayır yoktur.
Adam emperyalizm karşıtı veya insan hakları yanlısı yahut milliyetçi yahut da mukaddesatçı veya Atatürkçü pozundadır, fakat bu değerlerden herhangi biriyle problemlidir; bilin ki ondan hayır gelmez, ondan bereket hasıl olmaz, yaraya merhem çıkmaz.
Bu temel esaslardan herhangi biriyle problemi olandan hiçbir hayrın çıkmadığı bi't-tecrübe sabit bir gerçek iken; varın siz düşünün, bu değerlerin hamisi ve şahsında-hayatında abideleştiği Prof. Dr. Baş'ı bir kez dahi görmediği, tek kelime dahi konuşmadığı halde kronik marazlı gibi dolanandan hayır nasıl çıksın?!
Toplumumuzu güzelleştirmek ve yeniden imar etmek adına, önce kendimizi, yukarıda bazılarını saydığımız bizi biz yapan değerlerle iç âlemimizi imar etmemiz kaçınılmazdır. Bu yolda Prof. Dr. Baş, devlet ve milletimizin mutlu geleceği için gerçekten nümûne-i timsaldir.
Hakkı sahibine teslim etmemek, yukarıdaki değerleri toptan yok saymak kadar ağır bir nankörlüktür.
Asıl insan, insanoğlunun içindeki insandır.
Bizim Yunus bu gerçeği, Süleyman var Süleyman'dan içeru, diye ifade eder.
İnsanın iç dünyasına hükmeden, karakterini, fikrini, zikrini, halini ve hayatını şekillendiren temel esaslar vardır.
Bu bağlamda, Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın tespitiyle, toplum da insanın iç âleminin dışa yansımasıdır.
Dolayısıyla toplumdaki güzellikler veya çirkinlikler, insanın iç âlemindeki güzellik yahut çirkefliğin dünya sahnesine
vurmasıdır.
Genel ölçekten özele, kendimize dönersek?
Türk milletinin fertlerinin iç âlemini şekillendiren ve aidiyetini belirleyen temel birkaç esas gözümüze çarpar.
Vatan sevdası,
Türk milleti ve medeniyeti kimliği,
Devlet ve birlik bilinci,
Adalet duygusu,
Hukukun üstünlüğüne sadakat,
Ahiret inancı ve hesap verme şuuru,
İslam dini, imanı ve irfanı,
Ehl-i Beyt sevdası,
Bu aziz vatanı bize emanet eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve şühedaya şükran,
Emperyalizm ve kapitalizme gerçekten karşı oluş,
Milli duruş, milli ekonomi ve helal lokmaya talip olma,
Hakkı sahibine teslim etme asaleti?
Bunların her biri adeta turnusol esas!
Bütün bu esasların adeta tecessüm ettiği ve kendinde abideleştiği insandır Prof. Dr. Baş.
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın bugüne kadarki hayatı, öğretisi, ilmi, irfanı, sözü, nasihati, tavsiyesi ve irfanı hep bu değerleri korumak, vatan evladını bu değerlerimizle buluşturmak ve yoğurmak olmuştur.
Topluma baktığımızda karşımıza çıkan gerçek şu:
Bu temel değerlerin ve esasların herhangi biriyle gerçekten problemi olan herhangi bir fertten hayır gelmez.
İlmi, irfanı, takvası, seviyesi, şöhreti, makamı, mevkii ne olursa olsun; bugüne kadar bendeniz, yukarıdaki değerlerden her hangi biriyle problemi olan hiç kimseden ne kendi adına, ne de devlet ve millet adına hayır geldiğine şahit olmadım.
Yukarıdaki değerlerin hepsiyle problemi olan demiyorum; bunlardan her hangi biriyle problemi olandan söz ediyorum?
Doğrudur, söz konusu problemli zevattan belki pastırma yazı gibi ara-sıra iyi işler zahir olmuştur. Lakin yaraya merhem olacak bir güzellik sadır olmamıştır. Böyle bir nasibi yaşamamıştır.
Adam, evliya kisvesine bürünmüştür, ama vatan ile, devlet ile, Atatürk ile, Ehl-i Beyt ile problemi vardır; bilin ki onda hayır yoktur.
Adam emperyalizm karşıtı veya insan hakları yanlısı yahut milliyetçi yahut da mukaddesatçı veya Atatürkçü pozundadır, fakat bu değerlerden herhangi biriyle problemlidir; bilin ki ondan hayır gelmez, ondan bereket hasıl olmaz, yaraya merhem çıkmaz.
Bu temel esaslardan herhangi biriyle problemi olandan hiçbir hayrın çıkmadığı bi't-tecrübe sabit bir gerçek iken; varın siz düşünün, bu değerlerin hamisi ve şahsında-hayatında abideleştiği Prof. Dr. Baş'ı bir kez dahi görmediği, tek kelime dahi konuşmadığı halde kronik marazlı gibi dolanandan hayır nasıl çıksın?!
Toplumumuzu güzelleştirmek ve yeniden imar etmek adına, önce kendimizi, yukarıda bazılarını saydığımız bizi biz yapan değerlerle iç âlemimizi imar etmemiz kaçınılmazdır. Bu yolda Prof. Dr. Baş, devlet ve milletimizin mutlu geleceği için gerçekten nümûne-i timsaldir.
Hakkı sahibine teslim etmemek, yukarıdaki değerleri toptan yok saymak kadar ağır bir nankörlüktür.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019