Türkiye'nin güneydoğu sınırı ve ötesi, sadece bugün değil, Milli Mücadele yıllarından ve Lozan Anlaşması'ndan bu yana en hassas ve en stratejik meselelerimizden biri olmuştur.ABD, Lozan anlaşmasının güneydoğu sınırlarımıza ilişkin bölümünü kabul etmemiştir. Çünkü ABD yetkilileri, söz konusu kabule karşılık "madenlerin işletilmesi hakkı"nın kendilerine devredilmesini istemişlerdir; M. Kemal ve kurmayları ABD'nin bu haince "rüşvet talebi"ne rest çekmişlerdir. Bu alanda Amerika ile problemimiz o zamandan beri devam ediyor?Tapusu elimizde olan topraklar? Tapusu Abdülhamit Han'a ait Musul-Kerkük meselemiz, şartlar gereği "çözülmek üzere" rafta beklemektedir. Nitekim II. Abdülhamit Han, -bir gün bu bölge devletin elinden çıksa bile- her ihtimale karşı petrol yatakları üzerinde hak iddia edebilmek için 1888'de sahayı "Mülk-i Şahane", yani padişahın hususi mülkü haline getirdi ve Hazine-i Hassa Nezareti'ne tevdi etti. Bu ince stratejiyi kavramaktan uzak İttihad Terakki hükümeti, II. Abdülhamit Han tahttan indirildikten sonra, 1912'de Musul petrol imtiyazını Maliye vekaletine devretti. 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi imzalanıp, silahlar bırakıldığında, Ali İhsan Paşa, bölgede kan dökülmesini ve muhtemel bir katliamı engellemek için, Musul'u tahliye etti, ordu karargahı ile birlikte Nusaybin'e doğru çekildi. İngilizler de, Musul'un işgalini "harp olarak değil", mütarekenin 7. Maddesine göre bir "emniyet hareketi" olarak yaptıklarını açıkladılar. Bu durumda Musul, Misak-ı Milli hudutları içinde kalmış oluyordu.Lozan'da çözülemeyen mesele? Türk heyeti Lozan'a gittiğinde, önce Musul konusunda İngiltere ile gizli görüşmeler yaptı. Bir sonuç alınamayınca Lozan Konferansı'nın 23 Ocak 1923 tarihli oturumunda gündeme getirildi. İsmet İnönü, Musul'un Türklüğünün tarihi, coğrafi, iktisadi ve siyasi delillerini anlatarak bir başka ülkeye verilemeyeceğini kesin bir dille ifade etti. İngilizler ve diğer müttefik delegeleri, bölgenin İngiliz himayesinde olarak Irak'a verilmesinde ısrar ettiler. Lozan görüşmeleri kesintiye uğradığında Musul meselesi de çözülemeyen konular arasında idi.Musul-Kerkük meselemiz, en köklü, en ciddi ve en stratejik devlet melerimizden biridir.PKK, uzun süreli bir stratejinin devamı?Güneydoğu'muzda ve ötesinde konuşlandırılmış "Çekiç Güç destekli ve Amerikan beslemesi" PKK terörüne ise, 20 yılı aşkın zamandan beri 30 bin canı kurban vermişiz. Vermeye devam ediyoruz.İşgalci Amerika'nın iki kuklası ve karton Kürdistan Devleti oluşumunun öncüleri pozisyonundaki Barzani ve Talabani ise PKK teröristlerini "devlet zırhı"na büründürmüşlerdir.Bölgemize çöreklenen global güçler ve bölgesel kuklaları, bir yandan da PKK'nın siyasallaştırılması için düğmeye basmışlar, hayli yol almışlar.Kuzey Irak bölgesi ve güneydoğumuz, geçmişten çok daha hassas, çok daha stratejik bir vaziyet almıştır.Böylesi hassas süreçte tesadüfe bakın ki, AKP hükümeti ABD'nin stratejik ortağıdır, Başbakan R. T. Erdoğan da Amerika'nın BOP'unun eş başkanıdır.Başbakan Erdoğan, Barzani ve Talabani ile masaya otururuz diyor. AKP hükümeti, söz konusu karton Kürdistan devlet oluşumunun fiilen tanınması anlamına gelecek biçimde muhatap alınacağını ifade ediyor.Barzani ise, "Bizim favorimiz Erdoğan ve AKP'dir" diye özel vurgulu beyanatlar veriyor? Bu paslaşma BOP eksenli bir paslaşmadır.AKP, neden Türk askerinin konuşmasından dahi rahatsız?!BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, BOP ekseninde, bölgemizde ve özellikle Kuzey Irak ve güneydoğumuzda tezgahlanan oyunlara ve öncesine dikkat çekiyor; bu oyunların bozulması için "devlet-millet sivil-asker bir bilek ve bir yürek olmak" gerektiğine dikkat çekiyor.Genelkurmay Başkanı Org Yaşar Büyükanıt Paşa ise, bütün bu dolapların çevrildiği ABD'nin göbeğinde "Türkiye, tarihin hiçbir döneminde rastlanmamış biçimde, bugün, yoğun iç ve dış tehditlerle karşı karşıyadır" diyor. Paşa bununla da yetinmiyor; PKK terörünü besleyen ve destekleyenlerle masaya oturmayız, görüşmeyiz, diyerek tam bir "milli duruş" sergiliyor.Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, etekleri tutuşmuş vaziyette "Askerin konuşacağı yer vardır, konuşmayacağı yer vardır?" açıklaması yapıyor.Bu derece stratejik ve ciddi bir devlet meselesinde AKP, neden Türk askerinin konuşmasından rahatsız oluyor?AKP, bu konularda Amerika'dan akıl alıyor. C. Rice konuşuyor, Barzani konuşuyor, Talabani konuşuyor, Apo ve yandaşları konuşuyor? Bu konuşmaların hiçbiri AKP kurmaylarını ve Gül'ü rahatsız etmiyor da; mesleği "Misak-ı Milli hudutları dahilinde vatanımızı ve milletimizi korumak" olan Türk askeri konuşunca, AKP, neden rahatsızlığını anında dışa vuruyor?!Vatandaş, olanabiteni anında kavrayıp "Ya hu, Erdoğan ve Gül, hangi akla hizmet ederek kendi Genelkurmay Başkanımıza karşı beyanatlar veriyor, Barzani ve Talabani'nin yanında yer alabiliyor?!?" diye sorgulayınca; AKP kurmayları, yok canım öyle bir şey, nereden çıkartıyorsunuz, diye çark ediyorlar.Çünkü bunlar, BOP'un eş başkanı? Bunlar, Talabani ve Barzani'nin dayısı olan ABD ile stratejik ortaklar? Ona göre konuşuyorlar. O ağızla konuşuyorlar, o eksende adım atıyorlar.Türk devlet politikası, böylesi bir AKP'ye bırakılamayacak ciddiyettedir, önemdedir? Hatta Cumhurbaşkanlığı seçimi meselesi de, Türk devleti ve milletinin geleceği bakımından asıl bu ve benzeri stratejik bağlamda tartışılmalı ve ele alınmalıdır, diye düşünüyorum.Proje ve program sahibi milli bir hükümet şart?Böyle bir BOP eksenli hükümet politikası, ancak Amerika'yı, Barzani'yi, Talabani'yi ve yandaşlarını memnun edebilir; ancak Türk milletini asla memnun edemez, Türk milletinin iradesi istikametinde ve hayrına adım atamaz.Bu köklü problemler, hiçbir milli çözümü ve milli projesi bulunmayan denemiş "sloganik milliyetçi" partilerle çözülmez; çözülseydi, AKP'nin "afiş milliyetçiliği" bir işe yarardı. O halde Kuzey Irak ve güneydoğumuzdaki sıkıntıları halletmek için de, Türk askerinin yanında "milli duruş" sahibi ve "her türlü küresel baskıları milli ekonomi modeli ve sosyal devlet projeleriyle karşılayıp savuracak" milli bir hükümet şarttır? O da BTP'den başkası değildir. Şu da olabilir diyebilen varsa beri gelsin?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019