Milletçe olağanüstü bir dönemden geçiyoruz.
Çok büyük kayıplarımız var.
Çok sayıda yaralımız var.
Tamamıyla yıkılan şehirlerimiz var.
Daha olaylar çok sıcak ve yakıcılığını şiddetlenerek artırıyor maalesef.
Halen daha enkazın altında canlarımız var.
Ancak bundan sonra canlı insanımızın çıkma ihtimali, ancak Yüce Yaradan'ın mucizelerine kalmış bir şey.
Bir hafta Hatay'da, Hatay'ın tam merkezinde geceli-gündüzlü kalmış birisi olarak, çok boyutlu gözlem yapma imkânına sahip oldum.
Enkazın altında kalan çok sayıda canımızın varlığı, içimizi fena acıtıyor ve yakıyor.
Ancak enkazdan bir millet dirilmiş ki, takdir etmemek, etkilenmemek mümkün değil.
Askeri sivili, partilisi partisizi, unvanlı unvansız, 7'den 70'e bir millet ayağa kalkmış ve adeta kendiliğinden organize olarak, tam bir seferberlik ruhuyla inanılmaz işlere imza atmış.
Afet bölgesinde herkesin kullandığı ortak dil şuydu: "Allah bu milletten razı olsun."
Elbette ki devlet-millet el ele vermiş şüphe yok. Ancak olaylara ilk anından itibaren müdahale eden ve kendiliğinden organize olan bir millet olgusu vardı.
Bu milletin adına, Türk milleti diyoruz.
Elem verici hadisenin boyutu ve büyüklüğü karşısında çok ağır kalınmış ve çok ciddi organizasyon sorunları yaşanmış.
Olayların kontrolü bir hafta geçtikten sonra ancak sağlanabildi dersek, yanlış demiş olmayız.
Konuşulacak ve sorgulanacak çok hayati meseleler var şüphesiz.
Onun da zamanı gelecek.
Şimdi çok acil konuşulması gereken konu tam da şu olmalı bence: Yıkılan şehirleri nereye, nasıl ve hangi kaynaklarla yapacağız.
Mevcut koşullarda genel olarak toplanan yardım miktarının, 115 milyar TL olduğu ifade edildi.
6 milyar dolar civarı bir rakam.
Yardımlar toplanmaya devam edecek elbette ki.
Ancak, bu kadar büyük tahribatı toplama paralarla veya dış yardımlarla yapabilmek, tek başına çok olanaklı görünmüyor.
Bu büyüklükteki bir afetin yaralarını tam sarabilmek için, Türkiye'nin acil koduyla yapması gereken şey, mevcut ekonomik yapısını tümüyle değiştirmek, yani formatlamak.
Bakınız bu konuda dünya çapında uygulana gelen ve ekonomi sahasında insanlık tarihinin en büyük devrimi sayılan bir modelin varlığına dikkat çekmek isterim.
Bu tezin adı; Milli Ekonomi Modeli
Modelin sahibi, Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
Modelde yer alan tüm formüllerin patent hakkı kendisine aittir.
Zaten bu görüşlerin tamamı da marka tescillidir.
Bu modelin mevcut sistemlerden farkı nedir diye sorulacak olursa, mevcut olanlar bir kere sistem değil diye yanıt vermeye başlamak gerekir.
Kısa adı "MEM" diye yazılan bu muhteşem ve bilimsel modelle neler yapılır biliyor musunuz?
İlk tespit şu olmalı: Yapılamayacak hiç bir iş yoktur.
Modelin kendine özgü para tanımı ve formülü ile, siz 10 tane Türkiye'yi, tek bir kuruş borçlanmadan ve tek bir kuruş da vergi toplamadan inşa edebilirsiniz. Vallahi edersiniz, billahi de ederesiniz.
Bu modeli yüz kere okumuş ve içine sindirmiş bir gazeteci olarak bu tespiti yapıyorum.
Aslında bu modeli merhum Haydar Baş Bey, "Türk milleti için yazdım" demişti.
Ancak Türkiye'de siyaset yapma ve iktidar olma koşulları çok önceden ve dışarıdan dizayn edildiği için bu mümkün olamadı.
Milletimizin de bu konuya duyarsız kaldığını ve sadece tek sorumlunun siyasetçiler olmadığını da objektif bir şekilde belirtmem lazım. Ancak şimdi böylesine büyük bir afet karşısında, yeni bir sayfa açılabilir ve gecikmiş olan bu modelin hayata geçirilmesi, el birliği ile mümkün olabilir.
Bu konuda yeter ve gerek tüm projeler, en ince ayrıntısına kadar modelde yer almaktadır.
İnanın iş bu kadar kolaydır.
Nasıl ve nereden başlanmalı diyorsanız o iş çok kolay.
Mevcut iktidar eğer bu işleri yapmaya talip ise yapacağı iş, BTP lideri Hüseyin Baş Bey'e sadece "Alo" demektir.
Bahsettiğim benzersiz modelin sahibi, Prof. Dr. Haydar Baş Bey'dir.
Bu model Bağımsız Türkiye Partisi'nin parti programına alınmıştır.
Başka bir şahıs ve parti veya her kimse bu modeli izinsiz olarak alamaz, kullanamaz.
Almaya ve kullanmaya kalksa da, katiyen beceremez.
Modeldeki çok özel kodlar, sadece müellifi Haydar Baş Bey'e aittir.
Salı günü kaleme aldığım yazımda, sehven "Hüseyin Baş'ın modeli" ifadesine yer vermiştim.
Bir haftalık Hatay programım dolayısıyla üzerimde oluşan aşırı yorgunluk, bazen bu tip hatalar yapmamıza istemeden de olsa sebebiyet verebiliyor.
Doğrusu; "Prof. Dr. Haydar Baş'a ait olan Milli Ekonomi Modeli tezinin, BTP'nin parti programına alınıp, Genel Başkan Hüseyin Baş Bey tarafından toplumun gündemine taşındığı ve BTP iktidarında hayata geçirileceği" şeklinde olmalıydı.
- Para yok ki ‘BOYKOT’ olsun! / 06.04.2025
- “Kürt sorunu” ifadesi ‘SEVR’ in ürünüdür! / 02.04.2025
- TÜRK milletine ters kelepçe! / 01.04.2025
- Türkler Ehl-i Beyt ile akrabadır / 31.03.2025
- Türk’ler Ehl-i Beyt İslam’ını kabul etmiştir / 30.03.2025
- İktidar çok tehlikeli oynuyor! / 26.03.2025
- Suriye için tek çözüm: Atatürk modeli / 25.03.2025
- Ne ekersen onu biçersin! / 24.03.2025
- Muhalefete tarihi görev: TEK ÇATI altında birleşin / 23.03.2025