Uygulanan IMF politikaları neticesinde ekonomimiz tam bir keşmekeşlik yaşıyor. Her şey birbirine girmiş vaziyette. Hiçbir şey göründüğü gibi değil, sanal bir alemde yaşıyoruz.Ülke para kaynağı olarak tamamen yabancı sermayeye bağlanmış durumda. Dövize bağlı bir ekonomik yapılanmamız var. Mevcut sistem IMF'nin ve onu kamçısız uygulayan siyasilerimizin ürünü. Bu sisteme göre atacağımız her bir adım döviz gerektiriyor.Köprü, yol, baraj yapacağız döviz lazım. Maden çıkaracağız döviz lazım. Çiftçiye destek vereceğiz döviz lazım. Memura maaş vereceğiz döviz lazım. Her şey yabancı paraya endekslenmiş durumda.Peki, mevcut sisteme göre döviz bu kadar önemli gerekli bir şey de idarecilerimiz döviz elde etmek için ne yapıyor?İhracatın önünü mü açıyor? Hayır.Çiftçiyi destekleyip yetiştirilen ürünleri dış piyasada pazar mı arıyor? Hayır.Yer altı ve yerüstü madenlerini işletip, ülke insanlarını da petrol, bor, altın, doğalgaz zengini yapıp, ülkeye döviz mi kazandırılıyor? Tabii ki hayır. En azından rahatlıkla üretebildiğimiz mamullerin ithalatına kotalar koyarak dışarıya boş yere döviz kaçışını mı engelliyor? Kesinlikle hayır. Madem ki dövizsiz hiçbir adım atılamıyor, en azından bu ve benzeri önlemlerin alınması gerekmiyor muydu?Peki, hükümetimiz ne yapıyor?Faizle borç alıyor, yabancıların 1 yılda yüzde 70'ler düzeyinde kar elde ettiği spekülatif piyasaları cazip hale getiriyor, kar elde ettiğimiz stratejik devlet kuruluşlarını 3-5 yıllık karına yabancılara satıyor, yani altın yumurtlayan tavuğun yumurtasını satacağına 3 yumurta fiyatına tavuğu satıyor, bir de turizme güveniyor.Bunlardan turizm hariç hepsi kaşıkla koyup kepçeyle götürmeye benziyor. Turizm ise gelir getiren bir sektör olmasına rağmen dışarıya ve şartlara bağımlı olduğumuz bir sektör. Siyasi, askeri bir kriz çıksa, ya da doğal bir afet yaşansa turizm bir anda allak bullak oluverir. Bu sebeple gelişmiş hiçbir ülke turizm gelirlerine sırtını dayamaz. Oradan geleni ekstra olarak görür.Bugün döviz bir taraftan siyasilerimiz ve IMF sayesinde ekonomimizin ve yaşamımızın her şeyi haline getirilirken, diğer taraftan bu dövizi bize sunanlar taviz üstüne taviz istemekteler.Zaten yukarıdakileri yapamamamızın sebebi, dövizi bize sunanların talepleridir. Onlar bize her döviz takdim edişinde, ithalatın önünü açın, tarıma desteği kesin, madenlerinizi çıkarmayın, toprak fiyatına bize satın, mali disiplin uygulayın, işçiye, memura, emekliye fazla zam yapmayın, yabancı patronlara para piyasalarında hiç zahmet ettirmeden bol bol para kazandırın, Kıbrıs'ı verin, Patrikhane'yi ekümenik yapın, doğunuzu bölün, federatif olun, sözde Ermeni ve Pontus soykırımlarını tanıyın, İran'a müdahalede paralı askerimiz olun, azınlıklara bölünün, askerinizin etkisini azaltın, susturun, milli ve dini değerlerinizi ortadan kaldırın, işgalimize karşı tepkisiz kalın, vatana millete sahip çıkanları engelleyin, önünü kesin talimatlarını ve benzerlerini önümüze koyuyorlar.Görünen o ki, dövize olan bağımlılığımız arttıkça bu taleplerin ardı arkası kesilmeyecek.Bütün bu yaşadıklarımız ve geldiğimiz nokta yepyeni ve milli bir modele olan ihtiyacımızın da göstergesidir. "Böyle geldi böyle gidecek anlayışı" adım adım yok olmayı kabullenmek demektir.Dövize bağımlılığımızı ortadan kaldıracak, kendi paramız ve kaynaklarımızla kendi ayaklarımız üzerinde, kimseye muhtaç olmadan bizi kalkındıracak bir ekonomik modele ihtiyaç var.Görünen o ki, bu modeli ortaya koyan tek lider bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş ve modeli de Milli Ekonomi Modeli'dir.Sayın Baş'ın ekonomiye, paraya, emeğe, üretime, tüketime, ithalata, ihracata, vergiye... ve ekonominin her noktasına getirdiği yepyeni tanımlar dövize ve yabancılara olan bağımlılığımızı tamamen ortadan kaldırmaktadır.Sayın Baş'ın gündeme getirdiği yepyeni anlayışla ülkemiz, artık birilerinin oyun sahası, sömürgesi olmaktan çıkacak, bölgesinde ve dünyada bütün insanlığa şefkat ve merhamet elini uzatan, bereketli, örnek bir lider ülke haline gelecektir.Sayın Baş'ın modelinde bu ışığı gören bir çok bilim adamı yapılan uluslararası kongrelerde modelin üstünlüğünü defalarca ifade etmişler, değerli, orijinal fikirlerinden dolayı Sayın Baş'ı Nobel'e aday göstermişler, bu modelin dünyaya tanıtılmasını ve uygulanmasını üstlenerek "Uluslararası Bağımsız Milli Ekonomi Modeli Birliği"ni kurmuşlardır.Sömürge olmak da bizim elimizde, bütün insanlığa örnek milli bir kainat devleti olmak da. Tercih aziz milletimizindir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- 'O'nun yetiştirdikleri bu vatanın garantörleri, bu milletin yılmaz savunucularıdır' / 14.04.2025
- Birlik ve beraberliğe adanmış bir ömür / 12.04.2025
- Öcalan açılımı, terörsüz Türkiye’ye götürür mü? / 10.04.2025
- Siyasette 3. yol tek seçenek / 09.04.2025
- Milli Ekonomi Modeli’ne artık duyarsız kalabilir miyiz? / 08.04.2025
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Birlik ve beraberliğe adanmış bir ömür / 12.04.2025
- Öcalan açılımı, terörsüz Türkiye’ye götürür mü? / 10.04.2025
- Siyasette 3. yol tek seçenek / 09.04.2025
- Milli Ekonomi Modeli’ne artık duyarsız kalabilir miyiz? / 08.04.2025
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025