Bugün Dünya Nüfus Günü… Yeryüzü nüfusu 8 milyara dayanmışken acaba bu rakamın kaçta kaçı insanca koşullarda yaşıyor? Her şey farklı olabilirdi; insan haklarıyla ekonomi politikalarının uyumu sağlanabilseydi eğer. Dünya nüfusunun yarısı bu mutlu izdivacın heyecanını yaşarken, insan hakları kürsüsünden tüm dünyaya ekonomi dersleri veren Prof. Dr. Haydar Baş'a da teşekkür etmektedir. Zira nikâhı Haydar Baş Hocamız kıymıştır. Ekonomi politikalarının oluşturulması ve insan haklarının gerçekleştirilmesi arasındaki kopukluğu MEM (Milli Ekonomi Modeli) ile gideren Haydar Baş, hem NOBEL Barış Ödülünü hem de NOBEL Ekonomi Ödülünü çoktan hak etmiş bulunmaktadır.
Günümüzde kapitalizmin 40 yıllık küreselleşmeci neo liberal, piyasacı versiyonunun iflas ettiğine artık kimse karşı çıkamıyor.
1980'de 24 Ocak Kararları ile neo liberalleşme macerası başlayan, 12 Eylül askeri darbesiyle operasyonunun siyasi ayağı tamamlanan Türkiye, o tarihten sonra daha bağımlı, daha pasif ve yönlendirilen bir ülke haline getirildi. O günden sonra yetişen kuşaklara, içine doğdukları neo liberal düzenin en iyisi olduğu, bağımsızlık kavramının demode olduğu, küreselleşmenin, yabancı sermaye ile bütünleşmenin, ticareti, para hareketlerini libere etmenin en iyisi olduğu öğretildi. Devlet hızla küçültülmeli, yerine özelleşme, "sivil toplum" geçirilmeli, sağlık-eğitim, her şey ticarileştirilip alınır satılır olmalıydı.
Bu dönüşümle Türkiye, ABD'nin bölgedeki en önemli müttefiki olmalı ve dönüşen ekonomisi, ABD ile ittifakının cazibesiyle de AB'ye (Avrupa Birliği) kabul edilip İslâm ülkelerine örnek teşkil etmeliydi. Giderek ortaya altı neo liberal, üstü Amerikancı İslâmiyet türünde bir garabet Türkiye profili çıktı. O günden bugüne, ekonomisi bağımlı, kırılgan, anti-demokratik, kendine güvenini kaybetmiş, pasif, ezberci bir kuşağın Türkiye'si oluşturuldu. Başka bir ufku, başka bir rüyası olmayan, rüya görmeye cesareti bile olmayan bir kuşağın Türkiye'si…
Yapılan bir diğer yanlış da 1996'da AB ile Gümrük Birliği anlaşması oldu. Merhum Mustafa Koç, 2008'de, "Bu işte çırak çıktık" diyerek özeleştiri yaptığında çok geç kalınmıştı. Gümrük Birliği ile Türkiye, özellikle benzer mallar üretip ihraç eden Asyalı rakipleri karşısında korumasız kaldı.
Sosyal güvenlik alanında yapılanlarla sosyal adalet ve barış bozuluyor, milyonlarca insanımız yeşil kartla sürünürken yine milyonlarca nüfusun hiçbir sosyal güvenliği bulunmuyor.
Geriye dönüp bakıldığında, "Böyle olmayabilirdi" denilecek daha çok şey var. Geçmişten ders alma hasletine sahip toplumlar, "Böyle olmamalıydı"yı bir yakınma, hayıflanma olarak değil; gelecekte yapılmaması gerekenler, çıkarılmış dersler olarak anlar ve anlamakla kalmaz, dönüştürmeye çalışırlar.
Filmi geriye sarıp baktığımızda on yıllardan beri tam bağımsızlığımız için, ekonomik özgürlüğümüz için, adil bölüşüm için, sosyal devlet için uyarılarda bulunan, çare arayan insanlara yol gösteren bilge lider Prof. Dr. Haydar Haydar Baş'a ve projelerine, "artık çok geç", demeden önce sahip çıkmamız, kaçınılması mümkün olmayan en büyük borç ve yükümlülüğümüzdür.
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023