İslam ülkeleri, kendi başlarındaki ve içlerindeki Amerika ve Batı dünyasıyla işbirliği halinde olan idareci, cemaat ve STK'ları keşf ve fark etmediği sürece, İslam coğrafyasında fitne, fesad, kaos ve savaş eksik olmayacaktır.Türkiyeli İslamcılar, Batı dünyasının Haçlı seferlerini kültürel etkileşim süreci olarak pembeleştirmeye ve lümpenleştirmeye çalışsalar da; Batının adı, bizzat kendi aydınları tarafından "Vahşi Batı" olarak tescil edilmiştir.Amerika, II. Dünya savaşı itibarıyla İslam hinterlandına dönük emperyalizmde inisiyatif üstlendi, baş aktör halini aldı. Menfaati gereği ABD ile işbirliği içinde olan başta İngilizler olmak üzere Haçlı Avrupası da, İslam milletine yönelik kronik sömürgeci anlayışında hiçbir değişim göstermedi. Dünya kendi kendine döndü, değişti; fakat onların düşman tarifi ve hedefi değişmedi. Dahası, İslam coğrafyasının bağrında bir "ur" gibi türetilip metastaz yapan İsrail, adeta Amerika ve işbirlikçilerine İslam coğrafyasında "kesintisiz kaos ve savaş" misyonu yükledi. ABD ve Batı'nın temel duruşu bu iken; içlerinden ayarttıkları ve ortakçı edindikleri siyasi, dini ve toplumsal İslamcı figüranlarla değişim ve dönüşüme tabi tutulanlar, Türkiye başta olmak üzere İslam ülkeleri ve toplumlarıydı. Dinler arası diyalog tezgahı ve medeniyetler ittifakı furyası bu dönüşümün can alıcı katalizörleri oldu.Hz. Peygamber'in daima hak üzere olacaklarını müjdelediği bir avuç Ehl-i Beyt soyu ve sevdalıları müstesna, Müslümanların tamamı Cengiz Aytmatov'un tabiriyle mankurtlaştırıldı.Sivil-asker topyekun mankurtlaştırıldı, lümpenleştirildi.Aydınlar, siyasetçiler, partiler mankurtlaştırıldı.Cemaatler, tarikatlar, şeyhler, hocalar, allameler mankurtlaştırıldı.Siyasî, sosyal ve dinsel bu lümpenlerin ve mankurtların İslam coğrafyasında açtıkları geniş alanda; klasik Haçlı emperyalizmi, en maharetli toplum mühendislikleriyle, en gelişmiş teknik imkanlarıyla ve en vahşi işgal yöntemleriyle boy gösteriyor. Batı artık İslam coğrafyasında emre amade bu mankurt sürüsünden dilediği şekilde ve her türlü siyasi ortakçı, her cinsten kaos tetikçisi ve terör şebekesi türetebiliyor.Bu süreçte Türkiyeli İslamcılar başta olmak üzere İslam coğrafyasındaki toplumların dost ve düşman algısı değişti, algı tersyüz edildi.AKP kurmaylarının üstlendikleri BOP misyonunu, hükümetin terör algısındaki dönüşümünü ve PKK ile pazarlıklarını bu bağlamda ele almak gerekiyor.Ankara'dakilerin, İslam coğrafyasının ve kapı komşularımızın başına musallat edilen OSÖ, el-Kaide, el-Nusra, IŞİD gibi eli kanlı ihtilalci şebekelerine yaklaşımlarını bu perspektiften görmek icab ediyor. AKP'nin çiçeği burnunda Başbakan'ı A. Davutoğlu'nun, Musul Konsolosluğu'muzu basarak haftalardan beri 49 diplomatımızı rehin tutan Haçlı testerecisi IŞİD'a dair "IŞİD radikal, terörize gibi bir yapı olarak görülebilir; ama katılanlar arasında Türkler, Araplar, Kürtler vardır" şeklindeki sıfır derinlikli mülayim diplomasisine bu açıdan bakmak lazım geliyor? Aksi halde devlet ve millet olarak büyük ve ağır yanılgılar içinde debelenmeye devam ederken; savaş ve kaos sadece İslam coğrafyasını kavurmaz; kaos yolgeçen hanı vaziyetindeki sınırlarımızı elini-kolunu sallayarak aşar, ateş hanelerimize düşer.Bu vahim süreçte sadece Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, hep şu diplomasi gerçeğini hatırlattı, hatırlatıyor: Dünya devletleri ile kurulacak birliktelikler için belirlenen temel ölçü, "Türkiye'nin menfaatlerinin azami derecede korunması"dır. Topraklarımızda hesabı olmayan, bizi ve kimliğimizi değiştirerek vatanımızı ele geçirme ihtirası taşımayan devletler, elbette mevcuttur. Türk siyaseti ve devleti, Türkî Cumhuriyetler, Türk-İslam dünyası, Uzakdoğu ülkeleri ve topraklarımızda ve kaynaklarımızda gözü olmayan sair devlet ve dünyalarla işbirliğine yönelmelidir. Millet de, devlet de, Prof. Dr. Baş'a kulak asmadı; olanlar oldu. Oldu, ama bitmedi; olmaya devam ediyor.Son çeyrek asırda öyle bir mankurtlaşma süreci yaşandı ki; İslamcı geçinenler, asırlar boyunca kendi coğrafyalarına Haçlı seferleri düzenleyen ve hâlâ o klasik vahşi Batı sömürgeciliğinin güncel versiyonu olan Büyük Ortadoğu Projesi'ni tezgahlayanlara kapı kulu oluverdiler, gönüllü hizmetkâr kesildiler. Bu kadarla kalmadılar... Müslüman kapı komşularını ise düşman bellediler. Netice ortada?Prof. Dr. Baş ve kadrosu ise, İslam dünyasının bu lümpenleşme ve mankurtlaşma sürecini durdurup milleti Ehl-i Beyt nefesiyle madden ve manen kendine getirecek bir büyük oluşum sevdası ve seferberliğindeler. Görene? Köre ne?!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019