1980'li yıllar...
İçimizden biri; milletin bütçesinden okuyarak, Orgeneralliğe hatta Genelkurmay Başkanlığı'na çıktıktan sonra, ABD'den; "Bizim çocuklar" sıfatını alan biri; bizi, Türk Milletini dövüyor, eziyordu!
O yıllarda yüreklere işleyen bir türkü dinliyordum:
"Bir özge ses bana; "Durma vur!" deyir!
Sen deme, dövdüğüm, öz başımıymış!" Âzaplı Mikâil, Azerbaycan'dan bizi anlatıyordu!
Darbeci demokrat biri, milletin Ordusu'nu, öz çocukları Mehmetçik'i milleti ezmek için kullanıyordu! "Bir oradan-Bir buradan!" psikopatlığıyla denge olsun diye vatansever, milliyetperver Türk Gençlerini asıyordu!
Zaman geçti!
İki koca on yıl sonra, 2002'de; sağcısı-solcusu, irticacısı-laiki, tarikatçisi-cemaatçisi elele verip, "İnadına Tayyip!" diyerek; Erbakan'a maaşlı İl Başkanlığı yapan, ayakkabısı delik büyüyen, namazlı-niyâzlı(!), okuduğu bir şiir yüzünden ezilmiş bir mazlûm(!)u, "Reis" ettiler!
On iki yıl, bu seçilmiş Halk Çocuğunun "Reis"liğini yaşadık!
Zorba Netekim General, ABD'ye, "Bizim çocuklar" sıfatı alacak kadar yakındı!
Eyvahlar olsun ki, fark ettik ki; ABD'nin, "Bizim çocuklar"ına tepki diye seçilen, "Reis" edilen, bizden olan, "İnadına Tayyip!" sloganının muhatabı; "BOP Eş Başkanı olarak bizim de bölgede görevlerimiz var!" diye övünmeye, Türk Milletini ezmeye-dövmeye başlamış!
Azaplı Mikâil'in beni çok etkileyen kıssasını hatırladım!
"Anlatılır ki; bir milletin evlâtlarından biri, reis olmuş. Bulunduğu mevkinin sağladığı gücü kullanarak, başka milletlerin-devletlerin veya şahsî menfaatleri için kendi milletini ezmeğe başlamış, kendi milletinin başına dövmeğe başlamış!
Kimi zaman kendi halkını başka halkların ayağının altına atmış; kimi zaman örf, adet ve anânesini unutarak o halkın evlâdı olmasına rağmen; kendisini reisliğe çıkaran kendi milletini ezmiş, sövmüş, kötülemiş!
Hem de kurnazca, riyâkârca; "Kim vurdu?" usûlü ile!
Milletini öyle kurnazca dövüyor, öyle sinsice vuruyormuş ki millet; başkalarının dövdüğünü, başkalarının vurduğunu zannediyormuş!
Halbu ki milletin kendi seçtiği, kendi evlâdı, kendi eli ile kendi başını dövüyormuş!"
Sanki kırk beş yıl önceden, Azerbaycan'dan bir Türk evlâdı, bizim bugünümüzü anlatmış!
Neler yaşadık, neler!
Otuz yıldan fazladır on binlerce millet evlâdını katleden câni PKK'lı ve kurmaylarıyla Devlet adına görüşmeler yapıldı!
400 yıl tebaamız olmuş Irak'a Haçlı, bombalar yağdırarak demokrasi getirirken, bir milyondan fazla Müslümanı katledip, yüz binlerce Müslüman Iraklı kadına-kıza tecâvüz edenlere duâlar edildi!
Yüzlerce yıl Haçlı Seferleri'ni tek başına göğüslemiş Türk Milleti adına, Haçlı ile birlikte Libya'ya demokrasi bombaları yağdırıldı!
ABD'nin, "Bizim çocuklar"ı, "BOP Eş Başkanı" göreviyle ABD adına cezalandırılırken Devlet'in sâhib-i aslîsi Türk Milleti'ni, Haçlı Müslümanlarla elele vererek Haçlı'ya fedâ ettiler!
Dışarda, sınırlarımızın hemen ötesinde; "Arap Baharı" adıyla oluk-oluk Müslüman kanı akıtılırken, içeri de de onlarca yıldır, ölen de bizdik, öldüren de!
Onlarca yıldır; PKK'nın mühimmatı ile bizim mühimmatımız aynı markalı!
Otuz yılda; 4-5 bin asker, polis, öğretmen, sağlıkçı vs. devlet görevlilerimiz şehit olurken; 30.000'den fazla da PKK'lı öldürüldü!
Artık bitti denilen PKK, bu yeni hükumetlerin demokratlıkları ile yeniden ve açıkça hazırlandılar, mühimmat ve silah yığdılar ve ayaklandılar!
Tarihte; 13'ü Osmanlı, 24'ü Türkiye Cumhuriyeti Devleti döneminde olmak üzere toplam 26 Kürt isyanında ne olduysa, yine aynısı olacak biliyoruz!
Aynı deneylerden farklı sonucu da ancak aptallar bekler onu da biliyoruz!
Ama yine Şehit oluyor, yine öldürüyoruz!
Bugünlere, kolay gelmedik! Atalar; "Hırs gelir göz kızarır, hırs geçer yüz kızarır!" demişler! İnşallah utanır yüzleri kalmıştır diye temennî ederek, sandıkta hesap soracağımız günü bekledik!
12 yıl sonra "Reis"i Cumhurbaşkanı ettiler ve yerine, yıllarca Dışişleri Bakanlığı yapan bir öz evladımızı, yine öz başımızı daha ihlâsla dövsün diye seçtiler!
Cumhurbaşkanı da, kurucusu olduğu Partinin kazanması için oy da verdi, ne lazımsa yaptı da ama seçimden sonra Hükümeti, tanımadı/tanımıyor sanki!
Hükümet; 12 yıldır, "açılım-saçılım" teraneleriyle şımartılmış ve hazırlanmasına göz-yumulmuş PKK'nın, bölge hakimiyetini bitirmek için çırpınırken; Cumhurbaşkanı'nın olmazsa olmaz isteği: BAŞKANLIK!
Rahmetli Amcam Baba Garip Kafkaslı İbrahim ASLAN, bu gibi hallere;
"Hele gör ben ne haldeyim/Yar gelmiş yanağım elliyor" derdi!...
Beğler!
Vallahi kaş böyle yapılmaz!
Yanlışlarda ısrar edip, yanlışa yanlışla mukabele edilince yanlışlar çoğalıyor!
Olan millete, bize oluyor ve yemin olsun ki, sizin de yanınıza kalmaz!...
Dünden ders almayanlar, bugünden yarınları ziyân ederler ve kendi düşen de ağlamaz!
"OLAMAZ TÜRK'E BAŞ, TÜRK'ÜM DEMEYEN" Vesselâm... Selâm, sevgi, dua...
İçimizden biri; milletin bütçesinden okuyarak, Orgeneralliğe hatta Genelkurmay Başkanlığı'na çıktıktan sonra, ABD'den; "Bizim çocuklar" sıfatını alan biri; bizi, Türk Milletini dövüyor, eziyordu!
O yıllarda yüreklere işleyen bir türkü dinliyordum:
"Bir özge ses bana; "Durma vur!" deyir!
Sen deme, dövdüğüm, öz başımıymış!" Âzaplı Mikâil, Azerbaycan'dan bizi anlatıyordu!
Darbeci demokrat biri, milletin Ordusu'nu, öz çocukları Mehmetçik'i milleti ezmek için kullanıyordu! "Bir oradan-Bir buradan!" psikopatlığıyla denge olsun diye vatansever, milliyetperver Türk Gençlerini asıyordu!
Zaman geçti!
İki koca on yıl sonra, 2002'de; sağcısı-solcusu, irticacısı-laiki, tarikatçisi-cemaatçisi elele verip, "İnadına Tayyip!" diyerek; Erbakan'a maaşlı İl Başkanlığı yapan, ayakkabısı delik büyüyen, namazlı-niyâzlı(!), okuduğu bir şiir yüzünden ezilmiş bir mazlûm(!)u, "Reis" ettiler!
On iki yıl, bu seçilmiş Halk Çocuğunun "Reis"liğini yaşadık!
Zorba Netekim General, ABD'ye, "Bizim çocuklar" sıfatı alacak kadar yakındı!
Eyvahlar olsun ki, fark ettik ki; ABD'nin, "Bizim çocuklar"ına tepki diye seçilen, "Reis" edilen, bizden olan, "İnadına Tayyip!" sloganının muhatabı; "BOP Eş Başkanı olarak bizim de bölgede görevlerimiz var!" diye övünmeye, Türk Milletini ezmeye-dövmeye başlamış!
Azaplı Mikâil'in beni çok etkileyen kıssasını hatırladım!
"Anlatılır ki; bir milletin evlâtlarından biri, reis olmuş. Bulunduğu mevkinin sağladığı gücü kullanarak, başka milletlerin-devletlerin veya şahsî menfaatleri için kendi milletini ezmeğe başlamış, kendi milletinin başına dövmeğe başlamış!
Kimi zaman kendi halkını başka halkların ayağının altına atmış; kimi zaman örf, adet ve anânesini unutarak o halkın evlâdı olmasına rağmen; kendisini reisliğe çıkaran kendi milletini ezmiş, sövmüş, kötülemiş!
Hem de kurnazca, riyâkârca; "Kim vurdu?" usûlü ile!
Milletini öyle kurnazca dövüyor, öyle sinsice vuruyormuş ki millet; başkalarının dövdüğünü, başkalarının vurduğunu zannediyormuş!
Halbu ki milletin kendi seçtiği, kendi evlâdı, kendi eli ile kendi başını dövüyormuş!"
Sanki kırk beş yıl önceden, Azerbaycan'dan bir Türk evlâdı, bizim bugünümüzü anlatmış!
Neler yaşadık, neler!
Otuz yıldan fazladır on binlerce millet evlâdını katleden câni PKK'lı ve kurmaylarıyla Devlet adına görüşmeler yapıldı!
400 yıl tebaamız olmuş Irak'a Haçlı, bombalar yağdırarak demokrasi getirirken, bir milyondan fazla Müslümanı katledip, yüz binlerce Müslüman Iraklı kadına-kıza tecâvüz edenlere duâlar edildi!
Yüzlerce yıl Haçlı Seferleri'ni tek başına göğüslemiş Türk Milleti adına, Haçlı ile birlikte Libya'ya demokrasi bombaları yağdırıldı!
ABD'nin, "Bizim çocuklar"ı, "BOP Eş Başkanı" göreviyle ABD adına cezalandırılırken Devlet'in sâhib-i aslîsi Türk Milleti'ni, Haçlı Müslümanlarla elele vererek Haçlı'ya fedâ ettiler!
Dışarda, sınırlarımızın hemen ötesinde; "Arap Baharı" adıyla oluk-oluk Müslüman kanı akıtılırken, içeri de de onlarca yıldır, ölen de bizdik, öldüren de!
Onlarca yıldır; PKK'nın mühimmatı ile bizim mühimmatımız aynı markalı!
Otuz yılda; 4-5 bin asker, polis, öğretmen, sağlıkçı vs. devlet görevlilerimiz şehit olurken; 30.000'den fazla da PKK'lı öldürüldü!
Artık bitti denilen PKK, bu yeni hükumetlerin demokratlıkları ile yeniden ve açıkça hazırlandılar, mühimmat ve silah yığdılar ve ayaklandılar!
Tarihte; 13'ü Osmanlı, 24'ü Türkiye Cumhuriyeti Devleti döneminde olmak üzere toplam 26 Kürt isyanında ne olduysa, yine aynısı olacak biliyoruz!
Aynı deneylerden farklı sonucu da ancak aptallar bekler onu da biliyoruz!
Ama yine Şehit oluyor, yine öldürüyoruz!
Bugünlere, kolay gelmedik! Atalar; "Hırs gelir göz kızarır, hırs geçer yüz kızarır!" demişler! İnşallah utanır yüzleri kalmıştır diye temennî ederek, sandıkta hesap soracağımız günü bekledik!
12 yıl sonra "Reis"i Cumhurbaşkanı ettiler ve yerine, yıllarca Dışişleri Bakanlığı yapan bir öz evladımızı, yine öz başımızı daha ihlâsla dövsün diye seçtiler!
Cumhurbaşkanı da, kurucusu olduğu Partinin kazanması için oy da verdi, ne lazımsa yaptı da ama seçimden sonra Hükümeti, tanımadı/tanımıyor sanki!
Hükümet; 12 yıldır, "açılım-saçılım" teraneleriyle şımartılmış ve hazırlanmasına göz-yumulmuş PKK'nın, bölge hakimiyetini bitirmek için çırpınırken; Cumhurbaşkanı'nın olmazsa olmaz isteği: BAŞKANLIK!
Rahmetli Amcam Baba Garip Kafkaslı İbrahim ASLAN, bu gibi hallere;
"Hele gör ben ne haldeyim/Yar gelmiş yanağım elliyor" derdi!...
Beğler!
Vallahi kaş böyle yapılmaz!
Yanlışlarda ısrar edip, yanlışa yanlışla mukabele edilince yanlışlar çoğalıyor!
Olan millete, bize oluyor ve yemin olsun ki, sizin de yanınıza kalmaz!...
Dünden ders almayanlar, bugünden yarınları ziyân ederler ve kendi düşen de ağlamaz!
"OLAMAZ TÜRK'E BAŞ, TÜRK'ÜM DEMEYEN" Vesselâm... Selâm, sevgi, dua...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mustafa Aslan / diğer yazıları
- Atatürk'ün anlatımıyla Çanakkale savaşları / 20.03.2017
- İnsandan insana, insansa... / 19.03.2017
- 'Anam bana kör dedi!' / 14.03.2017
- Söyle-ni-yorum-2 / 13.03.2017
- Hâlâ iyiler varmış şükrolsun / 10.03.2017
- Savaş ve insan / 09.03.2017
- Ben, kim miyim? / 08.03.2017
- Milli siyaset hakemliği / 07.03.2017
- Sakındığımız dostluk / 02.03.2017
- Yol özel yolcu güzel / 28.02.2017
- İnsandan insana, insansa... / 19.03.2017
- 'Anam bana kör dedi!' / 14.03.2017
- Söyle-ni-yorum-2 / 13.03.2017
- Hâlâ iyiler varmış şükrolsun / 10.03.2017
- Savaş ve insan / 09.03.2017
- Ben, kim miyim? / 08.03.2017
- Milli siyaset hakemliği / 07.03.2017
- Sakındığımız dostluk / 02.03.2017
- Yol özel yolcu güzel / 28.02.2017