Kıbrıs siyasi olarak işgal edilirken, Ege ve Akdeniz'de hem askeri hem de ekonomik işgal altındayken, Rum ve Yunanlılar, devlet ve milletimize karşı aleni olarak öfke kusarken iktidarın gündemi bebek katili, çocuk sayısı, o çocukların nasıl doğrulacağı vs. Muhalefetin gündemi ise Silivri.
Şimdi İstanbul sallandı! Dün enkaz üzerine çıkıp, siyasetin babasını yapıp, not alıyoruz, diye tehdit edenler şimdi bir kez daha 'depremin siyasete malzeme edilmemesi gerekir' diyorlar.
Neden? Çünkü siyaset deprem konusunda yapılması gerekenleri bile bile, istiye istiye yapmadı da ondan.
Alete gelirsek! Daha bir hafta önce İstanbul'da gerçekleştirilen, Malatyalı İş İnsanları Derneği Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Hükümetimiz, bütün seferberlik ruhu ile devlet mekanizmasını, sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirdi…
Eski Türkiye olsaydı bunlar olabilir miydi? Şöyle bir düşünelim. 1999 Marmara depreminde devlet ortada yoktu.
Bizim bakanlarımız depremden sonra üç ay evlerine gitmediler. Ankara'yı görmediler. Hepsi saç sakal karışmış, günde 20 saat ayakta deprem bölgelerinde koordinasyon görevlerini yaptılar. Devlet ilk andan itibaren, hükümetimiz bütün seferberlik ruhu ile devlet mekanizmasını sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirdi."
Sayın Erdoğan ne demişti? 'Çatlayan sadece fay hatları değil ar damarlarıdır ar…'
"Sorunlarımızı halının altına hiçbir zaman süpürmedik"
Sayın Erdoğan, gençlerin evlenmemesini eleştirerek bunu bir 'beka' sorunu olarak tabir etti. İnşaat sektöründen, 1+1 evlerin çoğalmasından şikayet etti.
Sayın Cumhurbaşkanım! Birde günlük kiralık evler modası var. Malum zinayı suç olmaktan çıkardınız, günlük kiralık ev akımı başladı.
Sayın Erdoğan, 'Nüfusumuzun 10 milyon gerilemesi bekleniyor. Yanlış nüfus kontrolü politikasıyla ülkemize güç ve zaman kaybettirdiler.
Bugün de muhalefet belediyeleri eliyle devam ettiriyorlar. Mesele sadece muhalefetin ihanetiyle sınırlı değil' dedi.
Evet, bu başlığında sorumlusunu buldu: Muhalefet belediyeleri.
Evlilik yaşının artması, doğum oranlarının azalması, nüfus azalışının muhalif belediyelere nasıl havale edilebilir?
İlginç olan ise 'sorunlarımızı halının altına hiçbir zaman süpürmedik' cümlesiydi!
O zaman bu kadar sorun neden var?
23 yıllık iktidarın her daim mazereti olabilir mi?
Gündem ekonomi oluyor. Mazeret sıralıyorlar.
Gündem asgari ücret, emekli maaşı oluyor. Mazeret sıralıyorlar.
Gündem enflasyon, ev kiraları oluyor. Mazeret sıralıyorlar.
Gündem eğitim, sağlık oluyor. Mazeret sıralıyorlar.
Gündem FETÖ, PKK oluyor. Mazeret sıralıyorlar.
Gündem Suriye, Irak, İsrail, Filistin, Gazze oluyor. Mazeret sıralıyorlar.
Gündem Kıbrıs, Akdeniz, Ege oluyor. Mazeret sıralıyorlar.
Mazeret bulamasalar CHP'yi mazeret yapıyorlar. O da olmazsa 'kader' deyip sabrı telkin ediyorlar.
Deprem mazeret kabul eder mi?
Marmara depreminin yaşandığı 1999 yılında İstanbul'un nüfusu 10 milyon 786 bin 300 kişi.
6 Şubat Maraş depreminde yapılan eleştirilere: 'Hazırlığımız İstanbul depremineydi' diyen 21 yıllık tek parti iktidarına soralım:
1- Neden, İstanbul'un nüfusunu iki katına çıkardınız?
2- Neden, Türkiye ekonomisini başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesine endekslediniz?
3- İstanbul'un yükü ortadayken 44 özel üniversitenin İstanbul'da açılmasına neden izin verdiniz?
4- Ya resmi olarak 1 milyon 300 bin Suriyeli olmak üzere toplamda en az 2 milyon Suriyeli, Afgan ve diğer tabancıların İstanbul'a yerleşmesine neden izin verdiniz, göz yumdunuz?
Toplanma alanları
17 Ağustos Marmara depreminin ardından belirlenen acil toplanma alanlarının yarısından fazlasının imara açıldığı ortaya çıktı. 480 farklı toplanma alanının 270`inin üzerinde AVM, lüks site gibi yapıların inşa edildiği ortaya çıktı.
Tek parti iktidarı eleştirileri yine kabul etmedi ve İstanbul'da toplanma alan sayısının 3 binlere çıkardıklarını iddia etti.
Evet, park girişlerine, duvarlara hatta bazı mezarlıklara 3 bine yakın 'deprem toplanma alanı' tabelaları astılar. Ama oralar toplanma alanı değildi.
Neyse!
Depremler konusunda çevresindekilerden bilgi alan Erdoğan, programı takip eden basın mensuplarına, "Vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum, gelişmeleri yakından takip ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Neyse!
İstanbul'da meydana gelen 6.2'lik depremden sonra şehir genelinde yaşanan iletişim sıkıntısından sonra Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu GSM şirketleri CEO'larıyla bir araya geldi. Açıklamalarda bulunan Uraloğlu, İstanbul'daki hiçbir baz istasyonunda sorun yaşanmadığını ifade etti.
Neyse!
Şehircilik Bakanı Murat Kurum: "İstanbul'da bugün çok fazla bir iletişim problemi yaşamadık. Yine de vatandaşlarımız çok fazla hatlarımızı meşgul etmeden, gerekirse mesajlaşarak bu süreci yürütmelerinde fayda var."
Neyse!
Şimdi İstanbul sallandı! Dün enkaz üzerine çıkıp, siyasetin babasını yapıp, not alıyoruz, diye tehdit edenler şimdi bir kez daha 'depremin siyasete malzeme edilmemesi gerekir' diyorlar.
Neden? Çünkü siyaset deprem konusunda yapılması gerekenleri bile bile, istiye istiye yapmadı da ondan.
Alete gelirsek! Daha bir hafta önce İstanbul'da gerçekleştirilen, Malatyalı İş İnsanları Derneği Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Hükümetimiz, bütün seferberlik ruhu ile devlet mekanizmasını, sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirdi…
Eski Türkiye olsaydı bunlar olabilir miydi? Şöyle bir düşünelim. 1999 Marmara depreminde devlet ortada yoktu.
Bizim bakanlarımız depremden sonra üç ay evlerine gitmediler. Ankara'yı görmediler. Hepsi saç sakal karışmış, günde 20 saat ayakta deprem bölgelerinde koordinasyon görevlerini yaptılar. Devlet ilk andan itibaren, hükümetimiz bütün seferberlik ruhu ile devlet mekanizmasını sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirdi."
Sayın Erdoğan ne demişti? 'Çatlayan sadece fay hatları değil ar damarlarıdır ar…'
"Sorunlarımızı halının altına hiçbir zaman süpürmedik"
Sayın Erdoğan, gençlerin evlenmemesini eleştirerek bunu bir 'beka' sorunu olarak tabir etti. İnşaat sektöründen, 1+1 evlerin çoğalmasından şikayet etti.
Sayın Cumhurbaşkanım! Birde günlük kiralık evler modası var. Malum zinayı suç olmaktan çıkardınız, günlük kiralık ev akımı başladı.
Sayın Erdoğan, 'Nüfusumuzun 10 milyon gerilemesi bekleniyor. Yanlış nüfus kontrolü politikasıyla ülkemize güç ve zaman kaybettirdiler.
Bugün de muhalefet belediyeleri eliyle devam ettiriyorlar. Mesele sadece muhalefetin ihanetiyle sınırlı değil' dedi.
Evet, bu başlığında sorumlusunu buldu: Muhalefet belediyeleri.
Evlilik yaşının artması, doğum oranlarının azalması, nüfus azalışının muhalif belediyelere nasıl havale edilebilir?
İlginç olan ise 'sorunlarımızı halının altına hiçbir zaman süpürmedik' cümlesiydi!
O zaman bu kadar sorun neden var?
23 yıllık iktidarın her daim mazereti olabilir mi?
Gündem ekonomi oluyor. Mazeret sıralıyorlar.
Gündem asgari ücret, emekli maaşı oluyor. Mazeret sıralıyorlar.
Gündem enflasyon, ev kiraları oluyor. Mazeret sıralıyorlar.
Gündem eğitim, sağlık oluyor. Mazeret sıralıyorlar.
Gündem FETÖ, PKK oluyor. Mazeret sıralıyorlar.
Gündem Suriye, Irak, İsrail, Filistin, Gazze oluyor. Mazeret sıralıyorlar.
Gündem Kıbrıs, Akdeniz, Ege oluyor. Mazeret sıralıyorlar.
Mazeret bulamasalar CHP'yi mazeret yapıyorlar. O da olmazsa 'kader' deyip sabrı telkin ediyorlar.
Deprem mazeret kabul eder mi?
Marmara depreminin yaşandığı 1999 yılında İstanbul'un nüfusu 10 milyon 786 bin 300 kişi.
6 Şubat Maraş depreminde yapılan eleştirilere: 'Hazırlığımız İstanbul depremineydi' diyen 21 yıllık tek parti iktidarına soralım:
1- Neden, İstanbul'un nüfusunu iki katına çıkardınız?
2- Neden, Türkiye ekonomisini başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesine endekslediniz?
3- İstanbul'un yükü ortadayken 44 özel üniversitenin İstanbul'da açılmasına neden izin verdiniz?
4- Ya resmi olarak 1 milyon 300 bin Suriyeli olmak üzere toplamda en az 2 milyon Suriyeli, Afgan ve diğer tabancıların İstanbul'a yerleşmesine neden izin verdiniz, göz yumdunuz?
Toplanma alanları
17 Ağustos Marmara depreminin ardından belirlenen acil toplanma alanlarının yarısından fazlasının imara açıldığı ortaya çıktı. 480 farklı toplanma alanının 270`inin üzerinde AVM, lüks site gibi yapıların inşa edildiği ortaya çıktı.
Tek parti iktidarı eleştirileri yine kabul etmedi ve İstanbul'da toplanma alan sayısının 3 binlere çıkardıklarını iddia etti.
Evet, park girişlerine, duvarlara hatta bazı mezarlıklara 3 bine yakın 'deprem toplanma alanı' tabelaları astılar. Ama oralar toplanma alanı değildi.
Neyse!
Depremler konusunda çevresindekilerden bilgi alan Erdoğan, programı takip eden basın mensuplarına, "Vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum, gelişmeleri yakından takip ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Neyse!
İstanbul'da meydana gelen 6.2'lik depremden sonra şehir genelinde yaşanan iletişim sıkıntısından sonra Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu GSM şirketleri CEO'larıyla bir araya geldi. Açıklamalarda bulunan Uraloğlu, İstanbul'daki hiçbir baz istasyonunda sorun yaşanmadığını ifade etti.
Neyse!
Şehircilik Bakanı Murat Kurum: "İstanbul'da bugün çok fazla bir iletişim problemi yaşamadık. Yine de vatandaşlarımız çok fazla hatlarımızı meşgul etmeden, gerekirse mesajlaşarak bu süreci yürütmelerinde fayda var."
Neyse!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- 23 yıllık iktidarın her daim mazereti olabilir mi? / 25.04.2025
- Çatlayan sadece fay hatları değil ar damarıdır / 24.04.2025
- Bizim 23 Nisan’dan anladığımız / 23.04.2025
- Türkiye’ye ‘Escobar sistemi’ kurmuşlar / 21.04.2025
- ‘Erdoğan Amca adım Danya Ebu Muhsin’ / 20.04.2025
- 2 bin değil 2 bin 600 yıldır yapılanamayanı yaptılar? / 19.04.2025
- Gazze’den tehciri, ‘hicret’ olarak kabul ettirmeye çalışıyorlar / 18.04.2025
- Sahada yaşananlar Erdoğan’ı teyit etmiyor / 17.04.2025
- Erdoğan’ın ‘fakir fukara garip gureba’ çıkışı / 16.04.2025
- O zaman nedir bu Milli Ekonomi Modeli? / 15.04.2025
- Çatlayan sadece fay hatları değil ar damarıdır / 24.04.2025
- Bizim 23 Nisan’dan anladığımız / 23.04.2025
- Türkiye’ye ‘Escobar sistemi’ kurmuşlar / 21.04.2025
- ‘Erdoğan Amca adım Danya Ebu Muhsin’ / 20.04.2025
- 2 bin değil 2 bin 600 yıldır yapılanamayanı yaptılar? / 19.04.2025
- Gazze’den tehciri, ‘hicret’ olarak kabul ettirmeye çalışıyorlar / 18.04.2025
- Sahada yaşananlar Erdoğan’ı teyit etmiyor / 17.04.2025
- Erdoğan’ın ‘fakir fukara garip gureba’ çıkışı / 16.04.2025
- O zaman nedir bu Milli Ekonomi Modeli? / 15.04.2025