II. Kuvay-ı Milliyeciler'in "Kâinat Devleti Türkiye" seferinde; Bağımsız Türkiye Partisi İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak Siyâset Meydanına çıkan benimle ilgilenen bir Dost ve bir ilgili Kandaşımız; "Dilerim Mustafa Bey siyaset arenasında kaybolmaz; Allah utandırmasın ve hayırlı olsun" dileğinde bulunmuş!...Sağ olsun elbette! Var olsun! En azından biz Millet Fedâilerinin farkında olan bir Kandaşımız demek ki...Bendeniz de; "... Değil Türkiye'nin dünyanın en ehîl kılavuzu ile yola çıktığım için ve Türklüğümün de verdiği ferâset ve iz'ân ile Allah'ın izniyle kaybolmam! Ayrıca bu vatanın her karışı bizim olduğu için kaybolma duygusundan nasipsizim vesselâm..." diye cevap vermiştim!...İyi de yapmışım!..Sevdim cevabımı ve Türk'çe tavrımı!Beğendiğim için sizinle de paylaşmak istedim...Kişinin; Allah'a güveni, tevekkülü, zûlme baş kaldırma karakteri oluşmuş ve ayakları yere sağlam basıyorsa özgüveni var demektir. Yola çıktığımız ev bizim, yolun sonunda varmayı hedeflediğimiz yer bizim olunca; yollar bizim, yollardaki gelen-giden yolcular bizim olunca; bütün yollardaki han bizim, hancı bizim olunca, gariplik duygusunun garip kaldığı ve adına Vatan dediğimiz, "Evimizin Evi"nde kaybolan ya kördür, ya da meczûp!...Baştürk Haydar Hoca kaptanlığında Ehl-i Beyt Gemisi ile Kâinat Devleti Türkiye seferine çıkmış levendlerin, akıncı uç beğlerinin; dünyanın hiçbir yerinde yol sormak gibi bir abesle iştigali olabilir mi?Biz; yolumuza çıkanların, selamını alırız!Selâm vermezlerse selam veririz!Selamlaştıklarımıza eyvallah lakin selam vermeyenlerden değil, selam almayanlardan sebebini sorar, cevabını alır; verdiği cevaba göre ya gönül tahtımıza oturtur, ya da ezer geçer yola devam ederiz!Çünkü bu memleketin her yeri, her yerindeki yollar da bizim, yolcular da! Biz bu memleketin hâkim hâdimleriyiz...Bizim hissedildiğimiz yerde yollar da emîndir, yolcular da...İnanıyor ve biliyoruz ki; Allah (c.c.) bizi; evlerimizin, köylerimizin, ilçelerimizin, illerimizin ve ülkemizin huzûr ve nizâmından sorumlu kişiler olarak yarattı hamd ü senâlar olsun... Dolayısıyla Savaş kılavuzu bir Türk'ün Vatanında kaybolması gibi bir şey olabilir mi?Seçim sath-ı mâilindeyiz. Son günlerde ortam kızıştıkça, muhatap saldırılarının dozunda da artış var!Sağdan, soldan saldırılara muhatap olunca biz de gardımızı alıp, mecbûren misliyle mukabele ediyoruz! Aksi halde nakavt oluruz!Aklıma horozum Tarzan geldi!...Anlatayım bari: Gençliğimde, bayağı pahalı sayılacak bir fiyata, bir dövüş horozu almıştım. Horozun babası şampiyondu. Horoz dövüştürmeyi sevmezdim ama o dövüş horozlarının boyunu-posunu ve kaba ötüşünü çok seviyordum, hâlâ severim.İlçemiz küçük ve herkesin birbirinden haberi olduğu için, dilden dile anlatımın kattığı abartıyla horozum Tarzan, İlçede dillere düştü ve meraklı ziyaretçiler, bahçemizin etrafından hiç eksik olmadı...Rahmetli Babam'ın samimi arkadaşlarından Değirmenci latif Amca var. Kulakları çınlasın...Onun da değirmenin döküntüleriyle beslenen sayısız horozları vardı. Latif Amca bir gün, beni çok tahrîk ederek kaybedeni kesmecesine bir dövüş teklif etti! Komşuların da ısrarlarıyla kabul ettim ve Tarzan'ı küçük Kardeşim Gökbörü'nün kucağına verip değirmene yollandık...Değirmendeki tavuklara sahiplenen en eke horoz, Tarzanı görünce çöplüğünü ve tavuklarını savunmak için hemen kabardı. Öterek eşinerek kucağımdaki Tarzan'a saldırmaya başladı!Yaratılışı gereği dövüşçü olan Tarzan da hemen karşılık verdi ve horoz dövüşü...Ne kadar iri ve besili olursa olsun kırma bir horozun Tarzana direnmesi mümkün değildi, ben biliyordum ama Latif Amca ve komşular bilmiyordu!...Tarzan her kovduğu horozdan sonra, bir başka horozla kapışıyordu! Birkaç horozdan sonra tarzan yorulmaya başladı!Yorulunca da, gösteriş yapmaktan vaz geçti ve gelen horozlara ölümcül darbeler vurmaya başladı! Her gelen horoz, Tarzan'ın can acıtıcı bir darbesiyle bağırarak kaçıyordu! Latif Amcanın o gün ondan fazla horozunu, kesilme listesine aldıydım ve günlerce arkadaşlarımla birlikte değirmende tavuk eti yedik...Şimdi ben horozum, Tarzan'ın halindeyim!Saldıranlara, en sert darbelerimle mukabeleye mecburum!Henüz hiç bir rakibime, maç alıcı darbelerimden birini vurmadım ama her ân vurabilirim!Benden söylemesi!Ya kurala uygun mücâdele edeceğiz, ya da kuralları ben koyacağım!Bura İzmir! Burada yok öyle!...Gayr-ı millîler, ya geldikleri gibi gidecekler, ya da geldikleri gibi gidecekler!...Çünkü iş, BAŞ'a düştü ve başka çare de yok...YOLCU YOLUYLA, YOL YOLCUSUYLA GÜZELDİR Vesselâm... Selâm, sevgi, duâ...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mustafa Aslan / diğer yazıları
- Atatürk'ün anlatımıyla Çanakkale savaşları / 20.03.2017
- İnsandan insana, insansa... / 19.03.2017
- 'Anam bana kör dedi!' / 14.03.2017
- Söyle-ni-yorum-2 / 13.03.2017
- Hâlâ iyiler varmış şükrolsun / 10.03.2017
- Savaş ve insan / 09.03.2017
- Ben, kim miyim? / 08.03.2017
- Milli siyaset hakemliği / 07.03.2017
- Sakındığımız dostluk / 02.03.2017
- Yol özel yolcu güzel / 28.02.2017
- İnsandan insana, insansa... / 19.03.2017
- 'Anam bana kör dedi!' / 14.03.2017
- Söyle-ni-yorum-2 / 13.03.2017
- Hâlâ iyiler varmış şükrolsun / 10.03.2017
- Savaş ve insan / 09.03.2017
- Ben, kim miyim? / 08.03.2017
- Milli siyaset hakemliği / 07.03.2017
- Sakındığımız dostluk / 02.03.2017
- Yol özel yolcu güzel / 28.02.2017