AKP, üç seçimdir "aman istikrar bozulmasın" gerekçesiyle halkımız tarafından iktidar koltuğuna oturtuluyor. 2002 seçimlerinde AKP ilk defa seçime girdiği için denenmemişti; estirilen rüzgar ve sandık oyunlarıyla iktidar koltuğuna oturdu. Diğer iki genel seçimde ise ne yapacağı ?esasen ne yapmayacağı- belli olmasına rağmen yine bir takım tiyatrolar ve de yine "istikrar" gerekçesiyle halkımız AKP'ye oy vermeye yönlendirildi.Şimdi dilerseniz "istikrar" denirken ne kastediliyor bir irdeleyelim.İstikrar, AKP yandaşları için düzenli olarak rant elde etmek;Yabancılar ve azınlıklar için taviz üstüne taviz koparmak;Oturduğu yerden para kazananlar için düzenli olarak faiz geliri elde etmek;Siyasetten nemalanıp zenginleşenler ve de zenginliklerine zenginlik katanlar için devletin imkanlarını kendi çıkarlarına kullanmak ve milyarlarca lira kazanılmasına rağmen yok denecek kadar az vergi ödemek?Peki, normal vatandaşlar için "istikrar" ne anlama geliyor?Bildiğiniz gibi, ülkemizde yıllardan beri milli gelirimiz karşılığı senyoraj gelirimizi devreye koymadığımız için, yani kendi paramızı basmadığımız için doğal olarak yabancıların faizli paralarına muhtaç hale geldik.Bağımsızlık hakkımız olan senyoraj gelirimiz, yabancıların cebine gitti.AKP iktidarı bu hakkımızı kullanmayarak, yıllık 300-400 milyar dolar gibi devasa bir geliri yabancılara kaptırıp, milletin cebine küresel bir hortumu bağlamasına rağmen, Erdoğan'ın bütün hortumları keseceğiz sloganlarıyla ortada dolaşması gerçekten ilginçtir.Maruz kaldığımız maliyetli borçlanma, piyasada ihtiyaç duyulan paraya üreticinin ve tüketicinin oldukça pahalı bir şekilde ulaşmasına neden olmaktadır.Tüketicilerin gelirlerinin büyük bir oranını faiz giderlerinin oluşturması, normal harcamalara yeterli finans bulamaması, maliyetli paranın yol açtığı yüksek maliyeti fiyatlara yansıtmak isteyen üreticilerin elini kolunu bağlamıştır.Üretici yüksek maliyetle, artıramadığı fiyat arasında sıkışıp kalmıştır. Dolayısıyla zarar etmeye başlayan üretici de aldığı kredi borçlarını ödeyemez duruma düşmüştür. Üretici de tüketici de, AKP iktidarının oluşturduğu serbest piyasa koşulları sebebiyle kredi batağına sürüklenmiştir.Bunun neticesinde 500 milyar liranın üzerinde üretici ve tüketici borcu karşımıza çıkmıştır. Türkiye'de bugün 43,5 milyon kişinin bankalara borcu var; yani nüfusun yarısından fazlası? Ve sadece geçtiğimiz yıl 2,2 milyon kişi hakkında yasal takip başlatıldı.Bu bilgilerden sonra şimdi gelelim vatandaş için "istikrar"ın ne anlama geldiğine?Vatandaşlarımız için istikrar, daha fazla borçlanmamak için kredi faizlerinin artmaması anlamına geliyor. Diğer bir ifadeyle vatandaş bugünü kurtarmayı istikrar kabul ediyor, yarın ne olacağı belli değil.Ve geçtiğimiz iki seçimde bu düşünceyle sandık başına giden vatandaşların iki kişiden birisi, kulağına fısıldanan "istikrar bozulmasın" sözüne de kanarak AKP'nin çözümsüz politikalarına oy verdi.Vatandaşımıza soruyoruz, bunun sonu nereye varır? İstikrar her gün endişe ve korku ile yaşamak mıdır?Her gün ölü gibi yaşayacağımıza, bir kere çözüme oy versek daha akıllıca olmaz mı?Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'ni hayata geçiren ve madde madde kanunlaştıran Rusya bütün borçlarından kurtulmuştur ve halkına geniş imkanlar sunmaktadır.Gelin bu sefer "İş aş Haydar Baş" diyelim, Milli Ekonomi Modeli ile bütün kredi ve vergi borçlarımızdan kurtulalım, hiçbir kimseye muhtaç kalmayacağımız gerçek istikrarı yakalayalım.Gerçek istikrar ancak Milli Ekonomi Modeli, Bağımsız Türkiye Partisi ve Prof. Dr. Haydar Baş'la kazanılır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025