Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Osman Kavala hakkında ortak bildiri açıklayan 10 ülke büyükelçilerinin 'istenmeyen kişi' ilan edilmesi talimatı verdiğini açıklamasından sonra baş gösteren kriz, hükümet yandaşı medyanın haberlerine bakarsanız, söz konusu büyükelçilerin geri adım atmasıyla sona erdi.
Ancak, gerçek hiç de borazan medyanın bazı unsurlarının iyice abartıp 'özür dilendi' gibi lanse ettiği gibi değil.
Zira iddia edilen 'geri adım' aslında bir tweetten ibaret.
Önce ABD'nin Ankara büyükelçiliği twitter hesabından, "ABD, Diplomatik İlişkiler Hakkındaki Viyana Sözleşmesi'nin 41. Maddesine riayet etmeyi teyit eder" açıklamasında bulundu.
'Viyana Sözleşmesi'nin 41. Maddesine riayet ediyoruz' demek, bulundukları ülkenin kanunlarına, nizamlarına uyduklarını ve devletin iç işlerine karışmadıklarını vurgulanması anlamına geliyor. Bu zaten her büyükelçi için uyulması gereken bir husus.
Finlandiya, Danimarka ve Norveç ABD'nin tweetini retweetledi. Kanada, Hollanda ve Yeni Zelanda ise ABD'ye benzer tweetler attı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hedefindeki 10 ülkenin büyükelçiliklerinden eş zamanlı yapılan bu paylaşımlar, perde arkasında diplomatların krizi çözmek için çalışmalarının bir neticesi aslında.
İşte bu tweet trafiği bizim malum medyaya göre büyükelçilerin geri adım atmasıymış, özür dilemesiymiş.
Oysa ortada ne geri adım var, ne de özür…
Nitekim dün ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price'ın yaptığı açıklama da ortada bir geri adım olmadığını teyit ediyor.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi David Satterfield'ın görev süresi boyunca Türkiye'de kalacağını açıklayan Price, 10 büyükelçinin 18 Ekim'de yaptığı Osman Kavala'ya yönelik açıklamanın Viyana Sözleşmesi'nin 41. maddesiyle tutarlı olduğunu belirtti.
Price ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 10 ülkenin büyükelçilerine yönelik, sözlerinin 'not edildiğini' de bildirdi.
İsteseler bu krizi daha da ileri götürebilirlerdi, ancak bunun yerine, en uygun zamanda 'hesabını sormak için' yaşananları 'not ettik' diyerek bir yere yazdılar.
Duayen diplomatlara göre Kavala konusunda açıkladıkları bildirideki açıklamadan geri adım atmayan büyükelçiler, zaten yükümlü oldukları Viyana Sözleşmesi'ne bağlılıklarını ifade ederek, kendi sözleriyle düştüğü zor durumdan kurtulması için Cumhurbaşkanı Erdoğan'a manevra alanı sağlamış oldular.
Bu ara formülü anlaşılan Dışişleri Bakanlığı'ndaki tecrübeli bürokratlar bulmuş.
Olayın daha ileri gitmemesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da çok direndiğini düşünmüyorum. Çünkü bir haftalık krizde TL'nin başına gelenler ortada...
Geri adım attı ya da atmadı tartışmasını bir kenara bırakırsak, bildiriye imza atan 10 ülke, Ankara'ya mesajlarını vermiş oldular.
Bu aşamadan sonra sanırım hükümet, Kavala meselesinin fazla uzatılmadan yargı eliyle bir çözüme kavuşması için gereği neyse yapacaktır.
Yoksa bir sonraki benzer bir bildirinin neden olacağı krizin böyle bir tweet diplomasisiyle çözülemeyeceği garanti...
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Kürecik’teki üs İsrail’in hizmetinde / 18.10.2024
- Neçirvan Barzani neden geldi? / 17.10.2024
- Bu Numan helak olur! / 14.10.2024
- Lübnan iç savaşa doğru itiliyor / 12.10.2024