AKP Hükümeti, IMF, ABD ve AB talimatlarına dayalı idare anlayışıyla, gerek ekonomimizi, gerekse ekonomiye bağlı olarak başta bağımsızlığımız olmak üzere sahip olduğumuz her şeyi büyük bir girdabın içine sokmuş durumda.Hükümetlerin görevi, dışarıdaki global güçlerin emir ve tavsiyelerini, milletine empoze etmek değildir.Hükümetlerin görevi, ülkenin değerlerini yabancı global güçlere peşkeş çekmek değildir.Hükümetlerin görevi, vatandaşlarını iç ve dış her türlü tehdide karşı savunmasız ve yalnız bırakmak değildir.Hükümetlerin görevi, kazanamayan ve mağdur durumda olan vatandaşından alıp, çok kazanan, hatta oturduğu yerden parayla para kazanan mutlu bir azınlık kesime para aktarmak değildir.Hükümetlerin varlık sebebi, ortaya koydukları icraatlarla, ülke içinde ve de dışarıda yaşayan vatandaşlarımızın huzurlu ve güvenli bir hayat yaşamalarını temin etmektir.Bugün geldiğimiz noktada, AKP'nin kendi içinden yetkililer de, bugüne kadar ekonomiyi iyi gösterme gayretlerinde bulunan hükümet şakşakçısı "Televole Ekonomistleri" de, AKP'ye yol gösteren IMF de ekonominin vahametinden bahsetmektedirler.AKP'nin Pollmark araştırma kuruluşuna yaptırdığı ankette hükümet, vergi politikası, maliye, yolsuzlukla mücadele, fakirlikle mücadele ve işsizlikle mücadelede başarısız bulundu. AKP'li milletvekilleri vatandaşın çoğunluk olarak mecliste temsil edilmediğini ve de hükümet yetkililerinin birçok yolsuzluklara karıştığını itiraf ettiler. Bunların parti içinden dillendirilmesi ve de tekzip edilmemesi de özellikle üzerinde durulması gereken bir konu.Tabii, AKP'nin başarısızlığı sadece bu konularla sınırlı değil. Bu AKP'nin birçok parametreyi gizleyerek, kendi yaptırdıkları bir anket. Ama tekrar ifade edelim, kendi itirafları olması açısından önemli.Düne kadar hükümetin politikalarına toz kondurmayan "Televole İktisatçıları" da çark etmiş vaziyetteler. Kimisi dün kendi yaptıklarını dillendirerek, ekonomi yorumcularının çıkar sağlamak için gerçekleri saptırabileceğinden, halkı kandırabileceğinden bahsederek adeta günah çıkarmaya çalışırken, kimileri de biraz daha detaylara inerek, cari açıktaki problemden, ekonomide ve dış ticarette yapılan yanlış politikalardan bahsettiler.Bütün bu yaşananların Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in modelinin dünyaya deklare edildiği "Milli Ekonomi Modeli Kongresi" sonrası olması ayrıca dikkat çekici. Bu kongre bir turnusol gibi oldu.Dün Haydar Bey'i hiç kale almayan bu televole iktisatçılarının, tez, yerli ve yabancı 100'ü aşkın bilim adamıyla akademik bir düzeyde ele alınınca paçaları tutuşuverdi.Baktılar ki şöhret elden gidiyor, "biz de kuyruğundan yakalayalım" dediler ve dün gizledikleri gerçekleri bugün dökmeye başladılar.Ya IMF yetkililerinin ifadelerine ne demeli?IMF Birinci Başkan Yardımcısı Anne Krueger da cari açıkta sorun çıkabileceği uyarısında bulundu. Gerçi bu uyarıları zaman zaman yapıyorlar, ama ardından çözüm için sundukları çözümler, cari açığı arttırıcı ve de ekonomiyi daha da kilitleyen tavsiyeler.IMF bütün bu tavsiyelerle, "para ile para nasıl kazanırım, verdiğim parayı nasıl tahsil ederim, Türkiye'yi ABD'nin çıkarları doğrultusunda nasıl yönlendirebilirim?" gibi lehimize olmayan şeyleri hedeflemektedir.IMF'nin çözümü mali disiplin. Mali disiplinden maksat da bizim anladığımız değil. Vatandaşın tüketiminden alınan dolaylı vergilerin (KDV,ÖTV vs.) arttırılması, emeklilik yaşının ve primlerinin arttırılması, emekli aylıklarının arttırılmaması, dalgalı kura devam edilmesi, yabancı sermaye çekilmesi?Yani iç piyasayı daha da daraltıcı, ülke ekonomisini dış şoklara karşı daha da hassas yapacak tavsiyeler de bulunuyor.Cari açık hastalığını tespit ediyor, ama bu hastalık için tavsiye ettiği ilaç tedavi edici değil, hastalığı daha da arttırıcı.Neticede, bütün emeğimizi, üretimimizi, ekonomimize hiçbir fayda sağlamadan alıp götüren yabancı sıcak para miktarı 54.5 milyar dolara tırmandı. Yıllık bazda yüzde 30-80 arası bizden çalan bu sermaye bir dağ gibi önümüze konuldu. Bu dağ 2001'de daha küçüktü, yine de altında kaldık, ya şimdi yıkılırsa?IMF'nin dayattığı yeni sosyal güvenlik yasasıyla birlikte, vatandaşa mezarda emeklilik sitemi getirilmeye çalışılıyor. Hem emeklilik yaşı artacak, hem de hizmet daralacak.Mali disiplin adı altında, piyasanın zor şartlarında mücadele etmeye çalışan esnaf ve sanayicilere uygulanacak olan yeni yaptırımlarla büyük bir yaprak dökümünün zemini hazırlanıyor.Böylece, işsizlikten daha da vahim olan "nitelikli işsizlik" sayısında oldukça büyük bir artış olacak.Yanlış politikalar yüzünden, devlet kurumlarını, çocuklarımızı, güvenliğimizi emanet ettiğimiz memurlarımız bile yoksul ve aç hale getirildi. Türkiye'de bir memurun alım gücü AB ülkelerindeki bir memurun üçte bir seviyesine düştü.Asgari ücretlinin durumu ise daha da vahim. Maaşları açlık sınırının altıda.Çiftçi, maliyetleri artmasına rağmen, satış fiyatlarındaki gerileme ve zararına üretim sebebiyle, üretimden soğumakta, hatta tarlasını satma noktasına gelmektedir.Günlük yaşantısını en asgari şartlarda devam ettirme gayretinde olan vatandaşımız, parasızlık yüzünden kredi kartlarına mahkum edilmekte ve ödeyemediği kredi kartları sebebiyle bütün mal varlığına haciz konulmaktadır. Şu an itibariyle bankaların tahsil edemediği kredi kartı alacağı 16 milyar YTL seviyesine gelmiştir. Kredi kartı borcu sebebiyle nice aileler parçalanmakta, intihar eden vatandaşlarımızın sayısı günbegün artmaktadır.Durum böyleyken, ipoteğe dayalı uzun vadeli konut kredisi (Mortgage) gibi projelerle, milletimizi kışkırtarak daha da borçlandırmak, Türkiye'deki piyasa darlığı ve parasızlık yüzünden oluşan toplumsal bunalımı arttırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.Burada önemli olan faizin düşük ya da fazla olması değil, vatandaşın alım gücünün her geçen gün azalmasıdır. Bu durumda, vatandaşın alım gücünü arttırmadan sıfır faizle dahi kredi verseniz vatandaş yine bir süre sonra ödeyemeyecektir.Bütün bu ve benzeri gerçekler, ülkemizde milli bir ekonomik modelin hayata geçmesini zaruri kılmaktadır.Tam bu dönemde, Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Milli Ekonomi Modeli"nin ortaya çıkması ülkemiz adına büyük bir hadisedir.Problemler ortada, çözüm de ortada ve her şeyden önemlisi yerli yabancı yüzlerce bilim adamı bunu doğrulayıp, tebrik ediyor.Tek problem, ülkeyi bu modelle buluşturmak.Doğrular, hayata geçirildiği zaman, uygulandığı zaman, fırsat verildiği zaman bir değer taşır.Sadece takdir etmek çözüm değil. Devlet ve millet olarak, bunu ortaya koyan "dahi"nin, bu "dahiyane" modelle Türkiye Cumhuriyeti'ni bir kainat devleti yapmasına da müsaade etmeliyiz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025