Gençlik yıllarını güzellikler içinde geçiren insanlar bahtiyar, gençliğini yanlışlıklar içinde geçirip onun kıymetini bilmeyenler ise hep üzüntü içerisine olmuşlardır. Bu sebeple gençlik, Allah katında da kullar nazarında da ömür sermayesinin en kıymetli zaman dilimidir. Kur'an-ı Kerim'de bizlere verilen bütün nimetlerden sorguya çekileceğimiz ifade edilmiştir. Sevgili Peygamberimiz de bir hadislerinde gençliğin önemini bizlere şöyle bildirmektedir: "İnsanoğlu kıyamet gününde; gençliğini nerede ve nasıl harcadığından sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılamaz."
Gençler meyve vermeye hazırlanan bir ağaç gibidir. İlgi gösterilirse en güzel meyveleri alma imkânı vardır. Bu sebeple gözümüzün nuru, toplumumuzun geleceği olan gençlerimize sahip çıkmalı, onlara değer vermeli, görüş ve önerilerine saygı duymalı, dini, ahlaki ve manevi değerlere bağlı bir hayat tarzı benimsemeleri için gerekli tedbirleri almalıyız. Ana-baba olarak bizler ve kanaat önderleri, âlimler ve aydın, duyarlı insanlar başta kendi çocuklarımız olmak üzere, bütün gençlerin ıslahı için çalışmalı, olgun davranış şekillerini kendilerine kazandırmalı, onların gelecekleri ve ahiretleri için faydalı birer insan olmalarına gayret göstermeliyiz. Bir toplumun geleceği, en büyük enerjisi gençliktir. Gençliğin başıboş bırakılması, dini ve manevi değerlerden yoksun olarak yetiştirilmesi toplumlar için büyük sıkıntılar doğuracaktır. Bu sebeple gözümüzün nuru olan gençlerimizi ilimle, imanla, güzel ahlakla yetiştirmek için elimizden gelen bütün gayretleri göstermeliyiz. Unutmayalım ki, zararlı alışkanlıklara müptela olmuş, çirkin ahlakla donatılmış, dini ve manevi değerlerden uzaklaşan gençlerin zararı hem kendisine hem ailesine hem de bütün topluma olacaktır.
İslam dini gençlere ve gençlik dönemine çok önem vermiştir. Bu sebepten dolayı Hz. Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt imamları âlimlere, öğretmenlere, kanaat önderlerine, anne, babalara ve topluma gençler hakkında önemli nasihatlerde bulunmuş ve bu hakikati kimi zaman da amelleri ile sergilemişlerdir. İmam Cafer Sadık (a.s.) ders halkasında öğrencilerinden daha yüzünden tüy bitmemiş olan on sekiz yaşlarında Hişam b. Hikem'in ayağına kalktığı zaman, ders halkasında bulunan bazı yaşlıların rahatsız olmalarına karşılık İmam, "Hişam kalbiyle, eliyle ve diliyle bize yardım ediyor" açıklamasını yapmıştır. Dolayısıyla İmam Cafer Sadık'ın (a.s.) bu tutumundan ders alınmalı ve ilahi değerlere ve Ehl-i Beyt mektebine hizmet noktasında çırpınanlara değer verilmelidir. Bazı hadislerde Hz. Mehdi'nin yardımcılarının çoğunluğunun genç oldukları nakledilmiştir. Hz. Peygamber'in (s.a.a.) ömrünün son senesinde ordunun başına Üsame b. Zeyd gibi genç birisini komutan etmesi o hazretin liyakatli gençlere verdiği önemin bir göstergesidir. Dolayısıyla liyakat yaşta gözetilmemeli, beceri ve kabiliyette aranmalıdır.
Toplumun her bir ferdi, özellikle kanaat önderleri, âlimler, şuurlu insanlar, derdi olanlar çok iyi bilmelidirler ki, gençliği olmayan bir toplum adası olmayan göller ülkesine benzer. Zira genç nesiller bir toplumun dinamikleri ve nizamiyesi konumundadır. Elbette gençlerin bir takım konularda hata yapmalarını hoş karşılamak ve hata yaptıkları zaman tek kalemde onların üzerini çizmemek gerekir. Bu konuda insan ve İslam derdi olan şuurlular Allah'ın sıfatı ile sıfatlanmalıdırlar. Zira Allah'a karşı bizler yanlış ve günah yaptığımız zaman Allah tek kalemde bizlerin üzerini çizmez ve bizlere birçok defa fırsatlar verir. Ama ne yazık ki, bazıları bunu göz ardı etmiş ve buna dikkat etmemişlerdir.
Hz. Peygamber (s.a.a.) şöyle buyuruyor. "Sizlere gençler hakkında nasihatte bulunuyorum; Onların yumuşak ve faziletleri kabul etmeye müsait bir kalpleri vardır. Allah, beni insanları Allah'ın rahmetine müjdelemem ve azabından korkutmam için mebus etti. Gençler benim davetime icabet ettiler ama yaşlılar davetimi reddederek bana muhalefet ettiler." Başka bir hadisinde şöyle buyurdular: "Ben bütün Müslümanlara gençlere karşı iyi davranmalarını ve onların şahsiyetlerini değerli bilmelerini tavsiye ederim."
Gençliğine sahip çıkan bir toplum olma, gençliğini doğru zeminlere yönlendirme ve şuurlu bir gençlik yetiştirme ümidi ile...v
Gençler meyve vermeye hazırlanan bir ağaç gibidir. İlgi gösterilirse en güzel meyveleri alma imkânı vardır. Bu sebeple gözümüzün nuru, toplumumuzun geleceği olan gençlerimize sahip çıkmalı, onlara değer vermeli, görüş ve önerilerine saygı duymalı, dini, ahlaki ve manevi değerlere bağlı bir hayat tarzı benimsemeleri için gerekli tedbirleri almalıyız. Ana-baba olarak bizler ve kanaat önderleri, âlimler ve aydın, duyarlı insanlar başta kendi çocuklarımız olmak üzere, bütün gençlerin ıslahı için çalışmalı, olgun davranış şekillerini kendilerine kazandırmalı, onların gelecekleri ve ahiretleri için faydalı birer insan olmalarına gayret göstermeliyiz. Bir toplumun geleceği, en büyük enerjisi gençliktir. Gençliğin başıboş bırakılması, dini ve manevi değerlerden yoksun olarak yetiştirilmesi toplumlar için büyük sıkıntılar doğuracaktır. Bu sebeple gözümüzün nuru olan gençlerimizi ilimle, imanla, güzel ahlakla yetiştirmek için elimizden gelen bütün gayretleri göstermeliyiz. Unutmayalım ki, zararlı alışkanlıklara müptela olmuş, çirkin ahlakla donatılmış, dini ve manevi değerlerden uzaklaşan gençlerin zararı hem kendisine hem ailesine hem de bütün topluma olacaktır.
İslam dini gençlere ve gençlik dönemine çok önem vermiştir. Bu sebepten dolayı Hz. Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt imamları âlimlere, öğretmenlere, kanaat önderlerine, anne, babalara ve topluma gençler hakkında önemli nasihatlerde bulunmuş ve bu hakikati kimi zaman da amelleri ile sergilemişlerdir. İmam Cafer Sadık (a.s.) ders halkasında öğrencilerinden daha yüzünden tüy bitmemiş olan on sekiz yaşlarında Hişam b. Hikem'in ayağına kalktığı zaman, ders halkasında bulunan bazı yaşlıların rahatsız olmalarına karşılık İmam, "Hişam kalbiyle, eliyle ve diliyle bize yardım ediyor" açıklamasını yapmıştır. Dolayısıyla İmam Cafer Sadık'ın (a.s.) bu tutumundan ders alınmalı ve ilahi değerlere ve Ehl-i Beyt mektebine hizmet noktasında çırpınanlara değer verilmelidir. Bazı hadislerde Hz. Mehdi'nin yardımcılarının çoğunluğunun genç oldukları nakledilmiştir. Hz. Peygamber'in (s.a.a.) ömrünün son senesinde ordunun başına Üsame b. Zeyd gibi genç birisini komutan etmesi o hazretin liyakatli gençlere verdiği önemin bir göstergesidir. Dolayısıyla liyakat yaşta gözetilmemeli, beceri ve kabiliyette aranmalıdır.
Toplumun her bir ferdi, özellikle kanaat önderleri, âlimler, şuurlu insanlar, derdi olanlar çok iyi bilmelidirler ki, gençliği olmayan bir toplum adası olmayan göller ülkesine benzer. Zira genç nesiller bir toplumun dinamikleri ve nizamiyesi konumundadır. Elbette gençlerin bir takım konularda hata yapmalarını hoş karşılamak ve hata yaptıkları zaman tek kalemde onların üzerini çizmemek gerekir. Bu konuda insan ve İslam derdi olan şuurlular Allah'ın sıfatı ile sıfatlanmalıdırlar. Zira Allah'a karşı bizler yanlış ve günah yaptığımız zaman Allah tek kalemde bizlerin üzerini çizmez ve bizlere birçok defa fırsatlar verir. Ama ne yazık ki, bazıları bunu göz ardı etmiş ve buna dikkat etmemişlerdir.
Hz. Peygamber (s.a.a.) şöyle buyuruyor. "Sizlere gençler hakkında nasihatte bulunuyorum; Onların yumuşak ve faziletleri kabul etmeye müsait bir kalpleri vardır. Allah, beni insanları Allah'ın rahmetine müjdelemem ve azabından korkutmam için mebus etti. Gençler benim davetime icabet ettiler ama yaşlılar davetimi reddederek bana muhalefet ettiler." Başka bir hadisinde şöyle buyurdular: "Ben bütün Müslümanlara gençlere karşı iyi davranmalarını ve onların şahsiyetlerini değerli bilmelerini tavsiye ederim."
Gençliğine sahip çıkan bir toplum olma, gençliğini doğru zeminlere yönlendirme ve şuurlu bir gençlik yetiştirme ümidi ile...v
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mehdi Aksu / diğer yazıları
- Eleştiri nedir ve nasıl olmalıdır? / 03.12.2012
- Maruf’a davet terk edilince değerler yozlaşır / 02.12.2012
- Hayırlı ümmetin önemli özelliği / 28.11.2012
- Marufa davet etmenin yöntemleri / 27.11.2012
- Marufa emretme ve münkerden nehyetme / 25.11.2012
- Bu mudur Ehl-i Beyt sevgisi / 22.11.2012
- İmam Hüseyin ve sünnet kavramı / 21.11.2012
- Muharrem aylarında genelde konuşulmayanlar / 20.11.2012
- İmam Hüseyin’i anlayabildik mi? / 19.11.2012
- Sönmeyen ebedi aşkın Hüseyin / 17.11.2012
- Maruf’a davet terk edilince değerler yozlaşır / 02.12.2012
- Hayırlı ümmetin önemli özelliği / 28.11.2012
- Marufa davet etmenin yöntemleri / 27.11.2012
- Marufa emretme ve münkerden nehyetme / 25.11.2012
- Bu mudur Ehl-i Beyt sevgisi / 22.11.2012
- İmam Hüseyin ve sünnet kavramı / 21.11.2012
- Muharrem aylarında genelde konuşulmayanlar / 20.11.2012
- İmam Hüseyin’i anlayabildik mi? / 19.11.2012
- Sönmeyen ebedi aşkın Hüseyin / 17.11.2012