Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) dün faiz kararını açıkladı. Buna göre, politika faizi 100 baz puan daha indirilerek yüzde 13'ten yüzde 12'ye düşürüldü.
MB'nin bu faiz indirimi piyasalar tarafından "sürpriz" olarak ifade edildi, çünkü yapılan anketlerde çoğunluk politika faizinin sabit tutulacağını öngörüyordu.
Kararın hemen ardından dolar kuru 18.40 lirayı aşarak 20 Aralık 2021'deki tarihi zirveyi sollamış oldu.
Geçen ay da MB, 9 ay aradan sonra politika faizini 100 baz puan indirip, yüzde 14'ten yüzde 13'e düşürmüştü. Ve bu hamleden sonra dolar 18 lirayı aşmıştı.
MB, daha önce Eylül 2021'de faiz indirimlerine başlamış, politika faizi 4 ayda 500 puan düşürülerek yüzde 19'dan yüzde 14'e çekilmişti. Bunun neticesinde de dolar kuru ivmeli bir şekilde artış göstermiş ve 20 Aralık 2021 tarihinde 18.36 liraya kadar yükselmişti.
Hükümet dolar kurundaki bu artışı durdurabilmek için Kur Korumalı TL Mevduat (KKM) sistemini devreye koydu 20 Aralık gecesi yüklü meblağda para girişi oldu ve bir gün sonra dolar 12 lira seviyesine kadar düştü.
Bozdurulan meblağ ile ilgili Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, birilerine ait en az 40 milyar dolarlık bir meblağı ifade etmişti. Ve bunun karşılığı MB'ye endekslenmişti.
Bize KKM olarak bugüne kadar açıklanan rakamlar, sadece vatandaşlara ve şirketlere ait olan, karşılığı Hazine'ye endekslenmiş olan meblağlar. Bu sisteme dahil olan sermaye sahiplerine bugüne kadar, Hazine'nin bütçe verilerine göre, 75.6 milyar lira ödendi. Ama bu MB'ye endekslenenle mukayese edildiğinde elbette ki buzdağının görünen kısmı…
KKM'nin faturası ise vergiler yoluyla vatandaşa kesiliyor.
KKM başlamadan hemen önce dolar kuru 18.36 idi, doları tutabilmek için KKM devreye sokuldu, aradan 9 ay geçti, şimdi 18.40 lirayı aştı. Başladığımız yere tekrar geri döndük. Dolar kuru 20 Aralık 2021'deki düzeyde ama bu arada 75.6 milyar lira vatandaşların vergilerinden oluşan Hazine'den para çıktı.
Son PPK toplantısında, faizi 100 baz puan düşürmenin gerekçesi olarak şu ifade edildi: "Üçüncü çeyreğe ilişkin öncü göstergeler azalan dış talebin etkisiyle iktisadi faaliyette ivme kaybının devam ettiğine işaret etmektedir. Küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması önem arz etmektedir… Bu çerçevede Kurul, politika faizinin 100 baz puan düşürülmesine karar vermiş, mevcut görünüm altında güncellenen politika faiz düzeyinin yeterli olduğunu değerlendirmiştir."
Bu karar metninde, "Sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması önem arz etmektedir" cümlesi önemli…
MB, faiz indiriminin gerekçesi olarak özetle "üretimdeki ivmenin sürdürülmesi" ve "finansal koşulların destekleyici olması"nı vurgulanıyor.
Şu bir gerçek ki, sanayicilerin yüzde 40-50 faizden daha aşağıya ticari kredi bulmadıklarını bizzat sanayici temsilcileri açıklamıştı. Bu şikayetlerini politika faizinin yüzde 19'larda olduğu dönemde değil, yüzde 14'te olduğu bir dönemde dile getirdiler.
Politika faizinin ne olduğunu bir kez daha hatırlatalım: Bankalara arası faiz oranı. Örneğin bir özel banka MB'den para satın alacaksa bu faiz üzerinden alıyor. Sonra da bireysel ya da ticari kredi olarak aldığı bu parayı kendi belirlediği faiz oranıyla satıyor.
Politika faizinin düşürülmesi; üretimi canlandıran, üreticiye finans desteği sağlayan, ya da tüketiciye düşük faizle kredi imkanı sunan bir adım değil, bilakis para satan bankaların kâr oranını artıran bir hamle olarak gözüküyor.
Vatandaşlar ya da şirketler ülkemizde politika faizinin düşmesinden elde edilen nimetlerden istifade edemezken, bu hamleyle fırlayan dolar kuru ve bunun oluşturduğu yüksek enflasyonun acı faturalarını ödemek mecburiyetinde kalıyor.
Sakın birileri sizi, "Nas var, bu sebeple faizi indiriyoruz" diye kandırmasın!
Bunu söyleyen siyasiler, faizi sisteminin merkezine koyan serbest piyasa ekonomisinde, diğer ifadeyle kapitalist ekonomi anlayışında ısrarla devam ediyorlar.
Hem "Nas" diyeceksin, hem de faiz lobilerini oluşturan, birilerine haksız kazanç elde ettiren, gelir adaletsizliğinin, hukuksuzluğun, tekelleşmenin, emek sömürüsünün sistemi olan "Kapitalizm"de ısrar edeceksin. Sen asla samimi değilsin!
Eğer gerçekten üreticiyi desteklemek, tüketiciye de alım gücü kazandırmak mı istiyorsun, bunun tek yolu var, Prof. Dr. Haydar Baş'ın dünyaca ünlü Milli Ekonomi Modeli'ni uygulamak. Bu modeli parti programına alan Bağımsız Türkiye Partisi'ni (BTP) ve lideri Hüseyin Baş'ı baş tacı ederek…
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025