Çin'in Hangcou kentinde yapılan G20 Zirvesi'nde bir basın açıklaması yapan Rusya Devlet Başkanı Putin, Türkiye'nin Fırat Kalkanı operasyonuyla ilgili çok önemli ifadeler kullandı. Putin şunları söyledi:
"Türkiye'nin Suriye'deki operasyonu bizim için beklenmedik olmadı. Neler olup bittiğini anlıyoruz. Beklenmedik şeylerle daha az karşılaşmamız için bir dışişleri bakanlığımız ve istihbarat servislerimiz bulunuyor? Bunların hepsini bir hayli iyi görüyoruz ve burada bizim için büyük ölçüde beklenmedik bir şey yok. Fakat bir kez daha tekrarlıyorum: Uluslararası hukuk kurallarına ve prensiplerine aykırı olan hiçbir eylemi memnuniyetle karşılayamayız."
Bu açıklamada iki önemli nokta dikkatimi çekiyor:
Birincisi; Fırat Kalkanı operasyonu konusunda Türkiye Rusya'ya bilgi vermemiş, Rusya bunu kendi Dışişleri Bakanlığı'ndan ve istihbarat servislerinden öğrenmiş.
İkincisi; Rusya bu operasyondan rahatsız, uluslar arası hukuka aykırı görüyor, G20 Zirvesi'nde Erdoğan'la 2 saat görüştükten sonra bu ikazını yapıyor.
Görünen o ki, gerek topraklarına girdiğimiz Suriye'nin gerekse onun en yakın müttefiki Rusya'nın operasyonu uluslar arası hukuka aykırı olarak görmesine bakılırsa ileride oldukça başımız ağrıyacak.
Halbuki, 9 ağustos St. Petersburg'ta gerçekleşen Erdoğan-Putin zirvesinde Suriye krizinin çözümü konusunda Putin Erdoğan'a uluslar arası hukuka uygun bir teklif sunmuştu, Türkiye-Rusya-Suriye üçlü mekanizması?
Üstelik o günlerde siyasilerimiz Suriye yönetimi ile de ilişkilerin normalleşeceği sinyallerini vererek olumlu bir rüzgar estiriyorlardı.
Ayrıca Rusya, Milli Paralarla Ticaret, Türk Akımı, turizmin geliştirilmesi, charter seferlerinin yeniden başlaması, dış ticaret konusunda yaptırımların kaldırılması gibi ekonomimizin önünü açacak çok önemli tekliflerde bulunmuştu.
Rusya, Türkiye'nin Cerablus hamlesi ile şimdilik bu adımlardan vazgeçmiş değil ama yapılan zirvenin hemen sonrasında Türkiye'nin ÖSO ve ABD ile bir Suriye hamlesine girmesi elbette ki yeniden bir güven kaybına neden oldu. Bunu Putin'in G20'deki açıklamalarından net olarak anlıyoruz.
Putin, 15 Temmuz darbesi konusunda Rusya'nın Türkiye'ye ABD'den de öte çok büyük bir destek verdiğini dikkate alarak, Türkiye siyasetinin buna kayıtsız kalmayacağını düşünüyordu ama beklediği gibi olmadı. Türkiye ne hikmetse darbe üzerine darbe yediği Batı'nın rotasından bir türlü kendisini kurtaramadı.
Putin'in bundan sonra Türkiye siyasetinin bu batıya olan karşılıksız sevdasını dikkate alarak bir Türkiye politikası geliştireceği ve oldukça temkinli olacağı kesin.
Bu arada ABD Türkiye'yi boş bırakmıyor. Üst düzey ziyaretler zincirine şimdi de NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ekleniyor, 8-9 Eylül tarihlerinde Ankara'da temaslarda bulunacağı belirtiliyor. Anlayacağınız, Türkiye dört bir taraftan Batının kıskacında?
Bu arada IŞİD'in Suriye'nin Türkiye sınırı boyunca uzanan 98 kilometrelik Azez-Cerablus arasındaki Mare Hattı'ndan çıkarılması sonrasında Türk ordusu destekli ÖSO'nun bir sonraki hedefinin El Bab olacağı ifade edildi.
El Bab çok stratejik bir kent. IŞİD için ikinci başkent, üstelik bu kenti sadece ÖSO değil, PYD ve Esad Yönetimi de ele geçirmek istiyor. Dolayısıyla burası Türkiye için planlanan cehennem ateşinin kıvılcım merkezi olabilir.
ÖSO'ya destek veren Türkiye, burada hem IŞİD'le çarpışacak, hem PYD ile? Suriye ordusu ile de karşı karşıya gelecek. El Bab çatışması, PYD ile karşı karşıya gelmemiz hasebiyle Türkiye'de bir iç çatışmaya sebep olabileceği gibi Türkiye-Suriye arasında sıcak bir temasa sebep olabilir. Bu aynı zamanda Suriye'nin en büyük destekçisi olan ve ilişkilerimizi normalleştirmeye çalıştığımız Rusya ile de karşı karşıya gelmek demektir.
Neticede bütün bu kıvılcımlar, çatışmalar, krizler sadece bir iradenin işine geliyor o da ABD'nin? Prof. Dr. Haydar Baş, "Cerablus bataklığından çıkılabilir mi?" makalesinde yaklaşan büyük tehlikelerden şu şekilde bahsetmektedir:
"ABD ile planlanmış Fırat Kalkanı operasyonu, umarız meşru müdafaa hakkı derken yaşam hakkımıza mal olmaz. Bizim gördüğümüz, harekat ABD aklı ile devam ederse tek bir Türk askeri geri dönmeyeceği güne kadar sürecektir."
"Türk askerinin önemli kuvvetleri sınır ötesinde ABD için yer açarken, Anadolu toprakları karışabilir."
"Bu sebeple, Türkiye ucu açık Fırat Kalkanı operasyonunu derhal bırakarak, sınır güvenliğini ve asayişi temine odaklanmalıdır. Yabancı topraklarda değil, kendi vatanında devletinin ve yapılanmasının; can, mal, namus emniyetinin, din ve vicdan hürriyetinin teminatı olmalıdır."
ABD, New York Times haberine göre bir taraftan CIA ile ÖSO'yu diğer taraftan Pentagon'la PYD'yi desteklemektedir. Çin ordusu girmesin diye Güney Kore'ye füze yerleştiren ABD sizce Türkiye'ye neden göz yumuyor hatta itekliyor?
BOP kapsamında parçalanması ve işgali planlanan Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde büyük bir tuzağa çekildi ve görünen o ki, El Bab kenti bu kıvılcımın merkezi olacak.
"Türkiye'nin Suriye'deki operasyonu bizim için beklenmedik olmadı. Neler olup bittiğini anlıyoruz. Beklenmedik şeylerle daha az karşılaşmamız için bir dışişleri bakanlığımız ve istihbarat servislerimiz bulunuyor? Bunların hepsini bir hayli iyi görüyoruz ve burada bizim için büyük ölçüde beklenmedik bir şey yok. Fakat bir kez daha tekrarlıyorum: Uluslararası hukuk kurallarına ve prensiplerine aykırı olan hiçbir eylemi memnuniyetle karşılayamayız."
Bu açıklamada iki önemli nokta dikkatimi çekiyor:
Birincisi; Fırat Kalkanı operasyonu konusunda Türkiye Rusya'ya bilgi vermemiş, Rusya bunu kendi Dışişleri Bakanlığı'ndan ve istihbarat servislerinden öğrenmiş.
İkincisi; Rusya bu operasyondan rahatsız, uluslar arası hukuka aykırı görüyor, G20 Zirvesi'nde Erdoğan'la 2 saat görüştükten sonra bu ikazını yapıyor.
Görünen o ki, gerek topraklarına girdiğimiz Suriye'nin gerekse onun en yakın müttefiki Rusya'nın operasyonu uluslar arası hukuka aykırı olarak görmesine bakılırsa ileride oldukça başımız ağrıyacak.
Halbuki, 9 ağustos St. Petersburg'ta gerçekleşen Erdoğan-Putin zirvesinde Suriye krizinin çözümü konusunda Putin Erdoğan'a uluslar arası hukuka uygun bir teklif sunmuştu, Türkiye-Rusya-Suriye üçlü mekanizması?
Üstelik o günlerde siyasilerimiz Suriye yönetimi ile de ilişkilerin normalleşeceği sinyallerini vererek olumlu bir rüzgar estiriyorlardı.
Ayrıca Rusya, Milli Paralarla Ticaret, Türk Akımı, turizmin geliştirilmesi, charter seferlerinin yeniden başlaması, dış ticaret konusunda yaptırımların kaldırılması gibi ekonomimizin önünü açacak çok önemli tekliflerde bulunmuştu.
Rusya, Türkiye'nin Cerablus hamlesi ile şimdilik bu adımlardan vazgeçmiş değil ama yapılan zirvenin hemen sonrasında Türkiye'nin ÖSO ve ABD ile bir Suriye hamlesine girmesi elbette ki yeniden bir güven kaybına neden oldu. Bunu Putin'in G20'deki açıklamalarından net olarak anlıyoruz.
Putin, 15 Temmuz darbesi konusunda Rusya'nın Türkiye'ye ABD'den de öte çok büyük bir destek verdiğini dikkate alarak, Türkiye siyasetinin buna kayıtsız kalmayacağını düşünüyordu ama beklediği gibi olmadı. Türkiye ne hikmetse darbe üzerine darbe yediği Batı'nın rotasından bir türlü kendisini kurtaramadı.
Putin'in bundan sonra Türkiye siyasetinin bu batıya olan karşılıksız sevdasını dikkate alarak bir Türkiye politikası geliştireceği ve oldukça temkinli olacağı kesin.
Bu arada ABD Türkiye'yi boş bırakmıyor. Üst düzey ziyaretler zincirine şimdi de NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ekleniyor, 8-9 Eylül tarihlerinde Ankara'da temaslarda bulunacağı belirtiliyor. Anlayacağınız, Türkiye dört bir taraftan Batının kıskacında?
Bu arada IŞİD'in Suriye'nin Türkiye sınırı boyunca uzanan 98 kilometrelik Azez-Cerablus arasındaki Mare Hattı'ndan çıkarılması sonrasında Türk ordusu destekli ÖSO'nun bir sonraki hedefinin El Bab olacağı ifade edildi.
El Bab çok stratejik bir kent. IŞİD için ikinci başkent, üstelik bu kenti sadece ÖSO değil, PYD ve Esad Yönetimi de ele geçirmek istiyor. Dolayısıyla burası Türkiye için planlanan cehennem ateşinin kıvılcım merkezi olabilir.
ÖSO'ya destek veren Türkiye, burada hem IŞİD'le çarpışacak, hem PYD ile? Suriye ordusu ile de karşı karşıya gelecek. El Bab çatışması, PYD ile karşı karşıya gelmemiz hasebiyle Türkiye'de bir iç çatışmaya sebep olabileceği gibi Türkiye-Suriye arasında sıcak bir temasa sebep olabilir. Bu aynı zamanda Suriye'nin en büyük destekçisi olan ve ilişkilerimizi normalleştirmeye çalıştığımız Rusya ile de karşı karşıya gelmek demektir.
Neticede bütün bu kıvılcımlar, çatışmalar, krizler sadece bir iradenin işine geliyor o da ABD'nin? Prof. Dr. Haydar Baş, "Cerablus bataklığından çıkılabilir mi?" makalesinde yaklaşan büyük tehlikelerden şu şekilde bahsetmektedir:
"ABD ile planlanmış Fırat Kalkanı operasyonu, umarız meşru müdafaa hakkı derken yaşam hakkımıza mal olmaz. Bizim gördüğümüz, harekat ABD aklı ile devam ederse tek bir Türk askeri geri dönmeyeceği güne kadar sürecektir."
"Türk askerinin önemli kuvvetleri sınır ötesinde ABD için yer açarken, Anadolu toprakları karışabilir."
"Bu sebeple, Türkiye ucu açık Fırat Kalkanı operasyonunu derhal bırakarak, sınır güvenliğini ve asayişi temine odaklanmalıdır. Yabancı topraklarda değil, kendi vatanında devletinin ve yapılanmasının; can, mal, namus emniyetinin, din ve vicdan hürriyetinin teminatı olmalıdır."
ABD, New York Times haberine göre bir taraftan CIA ile ÖSO'yu diğer taraftan Pentagon'la PYD'yi desteklemektedir. Çin ordusu girmesin diye Güney Kore'ye füze yerleştiren ABD sizce Türkiye'ye neden göz yumuyor hatta itekliyor?
BOP kapsamında parçalanması ve işgali planlanan Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde büyük bir tuzağa çekildi ve görünen o ki, El Bab kenti bu kıvılcımın merkezi olacak.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025